Eski Çekmece


 01 Nisan 2024

Aslı, küçük yaştan itibaren herşeyi merak eder, sürekli soru sorardı,son zamanlarda gözlerini anne ve babasının yatak odasındaki eski çekmeceden alamıyordu. Birkaç kere çekmeceyi açmak istemiş ama kilitli olduğu için açamamıştı. Giderek artan merakına yenik düşmüş annesine orada ne olduğunu sormuş ama merakını giederecek cevabı alamamıştı.  Annesi her seferinde eski çekmecenin yanından onu uzaklaştırmış, belki bir gün anlatırım diyerek merakını hepten artırmıştı.   

Aslı büyüyüp genç bir kız olana kadar da o çekmece açılmamıştı.  

Aslı evde yalnız olduğu bir gün yine o merak duygusuna kapılıp çekmeceyi açmaya karar verdi . İçinde olanları görüp sonra tekrar kapatırım diye düşünerek yatak odasına girdi. Çekmecenin anahtarlarını aradı ama bulamadı. Babasının alet edavat çantasından bir tornavida alıp çekmeceyi açılması için zorlamaya başladı. Bir müddet uğraştıktan sonra çekmecenin  eski olmasından dolayı vidaları kolayca yerinden çıktı ve ön kapak yere düşüverdi. Önce kapak kırıldı diye korkan Aslı, hiç bir şey yapmamış gibi odadan kaçıp çıksa da sonradan merak ettiği o yere tekrar  döndü. 

Açılan kapağın gerisinde kalanları dışarı çıkarmak için elini uzattığında bir kaç eski kitaptan başka bir şey bulamadı. Yaşadığı hayret ve hayal kırıklığı ile olduğu yerde bir müddet durdu.  Kitapların kapakları eskiydi. Sayfaları sararıp yıpranmıştı. Defalarca çevrildiği belli olan sayfaların uçları hafifçe kopmuş ve kıvrılmıştı. Annesinin yıllarca sakladığı bu kitapların sırrı neydi?

Annesinin “Ne yapıyorsun sen?” diyen sesiyle irkildi. Suç üstü yakalanmıştı.  

Aslı ne söyleyeceiğini bilemedi.  Özür dilerim anne, diye fısıldayarak utanç içinde annesine baktı.  Annesi Aslı’nın elindeki kitabı alarak tekrar çekmeceye yerleştirdi. Derin bir iç çekerek,

“Kızım!” dedi. 

“Ben bunları eski bir çekmeceye gömmüştüm. Unutmak istemiştim. Sen tekrar ortaya çıkardın.” dedi ve solgun yüzüyle anlatmaya başladı. 

“Liseyi bitirmiş üniversite hayallerini yaşayan genç bir kızdım, küçüklüğümden itibaren öğretmen olmak istiyordum. Annem beni herzaman destekliyor ama babam okutmayacağını söylüyordu. Bir an evvel evlenip çoluk çocuğa karışmam gerektiğini, okuyup da ne yapacağımı, zaten kıt kanaat geçindiğimizi sık sık dile getiriyordu. Annem, üniversiteyi kazanmam için elinden geleni yapıyor, bana kitaplar alıyor, eksik konularımı tamamlamam için gizlice hocalar tutuyordu ve bunları babama duyurmamak için elinden geleni yapıyordu. 

O büyük sınava gireceğim gün bile babama söyleyemedik. Annem, benimle birlikte çarşı işleri olduğunu söyleyip evden o şekilde çıkmamızı sağladı. Ben de annemin emeklerini boşa çıkarmadım aldığım iyi bir puanla üniversitede eğitim fakültesini kazandım ama asıl zorluklar şimdi başlıyordu. Bulunduğumuz kasabada üniversite yoktu ve babama üç saatlik uzaklıktaki şehre tek başıma gidip okuyacağımı nasıl söyleyecektik, iznini nasıl alacaktık. 

Annem, buna da bir çözüm buldu. Babam işe gider gitmez erkenden şehre inip kaydımı yaptıracak ve aynı gün geri dönecektik. Sonrası  Allah kerimdi. Dediği gibi de yaptık kaydımı yaptırıp, bir daha gelmemiz zor olur diye, yurtları araştırıp, kitaplarımı da alıp aceleyle eve döndük. 

Babamın gelmesine daha vakit vardı ama içeri girdiğimizde babamı bizi bekler halde bulduk. 

Annem o şaşkınlıkla rengi atmış bembeyaz bir yüzle  babama, “Niye erken geldin?” gibi bir şeyler söyledi. Benimse kitaplarımı sıksıkı tuttuğum ellerim korkudan titremeye başladı. Adeta bayılacak gibi oldum. Kalbimin sesi o denli güçlü çıkıyordu ki sanki kulaklarımda atıyor gibiydi. Babamın gözleri kararmıştı.

“Asıl size sormalı, nereden böyle hanımlar?” diyen sesi nefretle tıslıyor gibiydi. Annem ağzını açamadan babam bütün gücüyle arka arkaya anneme  tokatlar atmaya ve bağırmaya başladı. Benim arkamdan ne cüretle işler çevirirsiniz, siz beni kasabaya rezil mi edeceksiniz, ana kız bir olup beni adam yerine mi koymadınız, kim oluyorsunuz da kadın başınıza şehirlere iniyorsunuz, diye adeta ağzından köpükler saçarakbir yandan bağırıp bir yandan da arka arkaya zavallı annemin kafasına suratına vurmaya devam etti. 

Bense korkudan olduğum yerde donmuş bir halde kalakaldım. Ne yardım edebildim ne kaçabildim. Sadece bu gördüğün kitapları sımsıkı göğsüme bastırıp baktım. Bakakaldım.  Komşular annemin yardım çığlıklarına koşup geldiler. Ortalığı sakinleştirdiler.

Sonradan öğrendik. Bana kurs veren hocam, hiçbir şeyden haberi olmayan hocam tüm iyiniyetiyle sabah işe giden babamla karşılaşınca göz aydınlığı dilemiş. Benim nasıl azimle çalışıp başardığımı, artık öğretmen babası olacağını anlatmış. Bunu duyan babam yaşadığı şaşkınlık ve ardından içini kaplayan kızgınlıkla işe dönmeyip eve gelmiş, bizi bulamayınca konu komşuya sormuş, küçük kasabamızın küçük otogarına gidip şehre inmek için bilet aldığımızı öğrenmiş. Biz eve gelince de olanlar olmuş işte. Ayrıca babam, bu eğitim masraflarımın ev almak için biriktirdiği paradan karşılandığını öğrenince iyice çileden çıkıp bizi hırsız olmakla da suçladı. Yüzümüze, hırsızsınız siz diye bağırdı. Sımsıkı yapıştığım kitaplarımı alıp yüzüme fırlatarak bundan sonra ana kız bunları yer doyarsınız, hırsızlar, arsızlar diye bağırdı. 

O günden sonra da evimizde  hiçbir şey asla eskisi gibi olmadı. Ne babamın yüzü güldü ne annemin ne de ben kaydımı yaptırdığım üniversiteye gidemedim. O kitaplar her zaman benim için hem geleceğim hem geçmişim oldu. Hem bembeyaz hayallerim hem suçlarım oldu. Kilitlediğim bu çekmecede saklanıp kaldılar.

Babam beni hemencecik birkaç ay içinde nişanladı. Annemse  çok yaşamadı, bir akşam otururken kalbini tuttu ve sessizce aramızdan çekip gitti.”7

Aslı annesinin anlattıklarıyla üzülmüş ağlamaya başlamıştı. Annesi;

“Aslı, kızım sen oku, olur mu? Babam beni okutmadı ama biz senin yanındayız. ” dedi.

“Benim yerime de oku.”

Aslı, içini çekerek annesine sarıldı. Oturduğu yerden kalkıp eski çekmecedeki , gidilemeyen o üniversitenin solmuş  kitaplarını aldı. Getirip annesinin kucağına bıraktı.

“Anneciğim tabii ki okuyacağım ama seninle birlikte.” dedi.

“Sınavlara beraber hazırlanacağız, üniversiteyi beraber kazanıp beraber okuyacağız.” dedi. 

Aslı, annesinin gözlerinde ışıkların yandığını gördü. O günden sonra da sönmedi. Birlikte gittikleri üniversitenin yollarını aydınlattı durdu. 

 (AYB Balkanlar Çevrim İçi Hikâye Atölyesi, Şubat2024 )

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 208. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 208. Sayı