HaftanınÇok Okunanları
OĞULMAYA SEMİZADE SAPAROVA 1
Rabiye Recebova 2
Bavırjan Jakıp 3
İLKER TOSUN 4
Yakup Ömeroğlu 5
Coşkun Haliloğlu 6
HİDAYET ORUÇOV 7
…
Şimdi düşecek diye geçirdim içimden. Daha bunu düşünür düşünmez koşan küçük kız yanımda yere kapaklandı. Ağlamaya başladı. Hemen eğilip çocuğu yerden kaldırdım. Bir yandan teselli ederken bir yandan da ailesi nerede diye etrafıma bakındım.
“Kızım, ben sana yanımdan ayrılma demedim mi?” diyen sese döndüm.
Bu ses…
Kızına koşan bu adamın sesi bir yerden tanıdık geliyordu.
Teselli etmek için kollarımın arasında duran minik kız babasının yanına koştu. Sese doğru döndüğümde onu gördüm. Yıllar ona çok şey katmış ancak hiçbir şey eksiltmemişti. Aynı yüz, aynı duruş ve aynı bakışlar. Ona doğru koşan kızı kucaklamıştı. Kendi kızını. Gözlerini endişe içerisinde kızında gezindirirken boğazımı temizledim.
“İyi. Bir şeyi yok aslında. Sadece düşünce korktu, ağladı.” diyebildim.
Bakışlarını kızından bana doğru çevirdi. Beni gördüğü an şaşkınlığa uğradığı bariz bir şekilde ortadaydı. Beni tanımıştı. Yüzü bir anda soldu, bakışları gözlerimde kaldı. Karşısında beni bulmayı beklemiyordu. Aslında ben de yıllarca unutamadığım adamı karşımda kızıyla bulmayı beklemiyordum. Ağzını araladı. Bir şeyler söylemek ister gibiydi. Bir şeyler söylemesini bekler gibiydim. İkimiz de onca yıldan sonra ne dese boş olacağının farkındaydık.
“Geri dönmüşsün.” dedi.
Yaşadıklarımı açıklarcasına buruk bir gülümseme yerleşti dudaklarıma.
“Geri döndüm.” dedim.
“Senin için döndüm.” diyemedim.
“Kızın?” dedim başımla işaret ederek.
“Evet, beş yaşında.” dedi.
Ansızın seslenen bir kadının sesi ile sustuk.
“Eylül kızım iyi misin? Ne oldu babası?”
Kadın kızı kucağına alıp orada fazlalıkmışım gibi duran bana baktı.
“Benim yanıma düştü, kaldırdım. Bir şeyi yok.” dedim aceleyle. Konuştuğum ve konuşmadığım her şeyi duyacakmış gibi kaygılandım. Göğsüm daraldı. Suçlu hissettim kendimi.
Gülümseyerek “Teşekkür ederiz.” dedi. Başımı sallamakla yetindim.
“Gitmemiz gerek, Tekrar teşekkür ederiz.” diyerek yürüdü kadın. Adam da yürüdü. Birlikte yürüdüler.
“Nereye gidiyorsun, gitme. Neden iş için de olsa benim gitmeme izin verdin ya da benimle gelmedin? Neden beni aramadın? Neden hemen evlendin? Kızının adı niye Eylül? O bizim kızımızın adı olacaktı.” diyemedim.
Ağlamaya başladığımı yanağımdan damlayan yaşlardan fark ettim.
Kafamın içindeki bir yığın soru ve dilimin ucundaki tamamlanmamış cümlem ile orada kaldım. Mutlu aile tablosunun ardından bakakaldım. İçimi çekip gözyaşlarımı sildim ve arkamı dönerek işyerime doğru hızlı adımlarla yürüdüm.
(AYB Balkanlar Çevrim İçi Hikâye Atölyesi, Şubat2024 )