Fırtınadaki Yol


 15 Nisan 2025

O gün babam işten eve gelecekti. Babam çoban olduğu için işi evimizden baya uzak, dağlardaydı. Eve gelmek için ya arabayla gelecekti ya da yürüyerek. Arabayı evde bırakmıştı, o yüzden yürümek zorundaydı. Bir saat sonra hazır olacağını söyledi. Ama o gün hava biraz garipti. Babamın eve gelmesi içime hiç sinmiyordu. Hava durumuna bakmıştım; yağmur vardı, gök gürleyecekti. Aileme bunu söylediğimde babam çoktan yola çıkmıştı bile. Dışarısı da dediğim gibiydi, gök gürlüyordu ve sanki yer inliyordu. Annem babamı aradı ama telefonu çalmıyordu. Annem tekrar tekrar aradı ama ulaşamadı.

En sonunda bir şimşek bahçemize çarptı. Ben çığlık attım, baya korktum. Annem sadece babamı düşünüyordu. Şimşekler her yere çarptığında babamın başına bir şey gelmiş olabileceğini düşündüm. Ben maalesef böyle düşünmeye başladım. Annem teyzemle bu olayı konuştu. Teyzem de eve geldi. Ben dua ediyordum. Annem belli etmese de ağlayacak gibiydi, teyzem anneme moral vermeye çalışıyordu. Annem de dua etmeye başladı.

Babamı sürekli aradık ama telefonu bir türlü çalmadı. Akşam olunca umutlarımız tükenmişti. Amcamı aradık, yola çıkıp babamı arasın diye. O da yola çıktı. Babamdan bir iz bulamayınca annem daha da tedirgin oldu.

En sonunda biri aradı, babamdı. Çok mutlu oldum, mutluluktan ağlıyordum. Annem de ağlamaya başladı. Annem, “Neredesin? Telefonun neden çalmıyordu?” diye sordu. Babam, gök gürültüsünün çok fazla olduğunu, şimşekler her yere çarptığı için yoldan döndüğünü ve telefonunun da şarjının bittiğini söyledi. Annemle rahatladık ve ertesi gün babam gelmedi. 

(Kuzey Makedonya’nın, Merkez Jupa Belediyesi’ne bağlı Novak köyünde yaşıyor. 14 yaşında. Necati Zekeriya Ortaokulu 8. Sınıf öğrencisidir.)

 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 232. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 232. Sayı