HaftanınÇok Okunanları
Serdar Dağıstan 1
Coşkun Haliloğlu 2
Ercan Argınbayev 3
Coşkun Haliloğlu 4
Süleyman Abdulla 5
Sabir Azeri 6
IŞILAY IŞIKTAŞ SAVA 7
Kurucu Başkanımız rahmetli Yakup Ömeroğlu edebiyat aracılığıyla Türk dünyasının yeniden birbirini duyarak bir bütün hâline gelebileceğine inanıyordu. Yıllar içinde bu idealini sessizce ilmek ilmek dokuyup gerçekleştiğine şahitlik ettik. Avrasya Yazarlar Birliği, Avrupa’dan Asya içlerine kadar farklı coğrafyalarda yaşayan insanların aynı dilde, aynı incelikte buluştuğu bir edebî iklim oldu.
Yirmi yıl… Bir dergi için sürekliliğin, bir edebî hareket için hafızanın kurulduğu eşiktir. Avrasya Yazarlar Birliği bugün bu eşiği geride bırakırken bünyesinde yürütülen atölye çalışmaları da on yedinci yılını tamamlıyor. Bugün geriye dönüp baktığımda nasıl ve ne yazdığımızdan çok geldiğimiz aşama beni mutlu ediyor. Çünkü başlangıçta dilimizin ve kültürümüzün devamına katkı sağlayacak kalıcı eserler verecek yeni kalemler yetiştirmeyi hedefliyorduk. Bugün yazılan her hikâyeyle ortak bir hafızaya iz bırakıyoruz.
Türk dünyasının geniş coğrafyasında bizi birbirimize bağlayan en güçlü damar dildir. Ancak dilin yaşaması, sadece konuşulmasıyla değil; yazılması, işlenmesi ve yeni metinlerle geleceğe taşınmasıyla mümkündür. Atölyelerde yazılan her hikâye, bu ortak kalbin attığını gösteren bir işarettir. Çünkü burada yazılanlar, yalnızca bireysel hikâyeler değil; ortak bir geçmişin, ortak bir duyuşun ve ortak bir geleceğin izlerini taşır. Atölyeler bu yönüyle bir eğitim ortamı olmanın ötesine geçti. Ortak bir dil bilincinin, ortak bir estetik duyuşun ve en önemlisi ortak bir aidiyetin oluştuğu bir yer hâline geldi.
Bizler atölyelerimize farklı şehirlerden, farklı ülkelerden katılırken aynı dilin, aynı kültürün, aynı geçmişin ve aynı hislerin taşıyıcıları olduğumuzu tekrar tekrar görüyoruz. Her hafta Türkiye’den ve Türk dünyasından yazılan metinleri aynı ortamda konuşurken, türe dair belli ölçülerle değerlendirirken ve benzer bir dil hassasiyetiyle yoğururken var olan gönül bağlarımızı daha da güçlendiriyoruz. Bu, küçük ama samimi adımlarla büyüyen bir bağdır. Ayrı olmadığımızı hatırlamak, aynı dilin içinde, aynı duygunun etrafında, aynı hikâyenin farklı yerlerinden konuştuğumuzu görmek çok kıymetli.
Yirmi yılın sonunda bugün gelinen noktada, bu atölyelerin sadece geçmişi koruyan değil, geleceği kuran bir işlev üstlendiği açıkça görülüyor. Bundan sonra bu birikimin daha güçlü metinlere, daha belirgin bir anlatı çizgisine ve Türk dünyası edebiyatında daha görünür bir yere dönüşmesine vesile olacağına inanıyorum.