Geçmişten Günümüze Türk Yapımı Kuleler


 01 Ağustos 2023


Geçmiş hep gururla taşıdığımız
ve hasretle andığımız
günlerle değerlendirilir. O
günlerdeki unutulmaz olaylar,
unutulmamasını istediğimiz
durumlar bir şekilde
öne çıkartılmak hem hatırlamak
ve hem de hatırlatmak
amacıyla birtakım yollarla
taçlandırılır. Gururla taşıdığımız
Türk kimliğimiz öylesine
önemli olaylarla doludur
ki, tarih değerlendirilirken
Türk kavimlerinin etkinliklerini
çıkarırsak, insanlık ve
uygarlık tarihi epeyce eksik
olur. Geçmişte de bugünkü gibi unutulmaz
olayları, görkemli kahramanları ve çok başarılı
Türk hükümdarları birçok unutulmaz olaylar
yaşamış ve yaşatmışlardır. Bunların unutulmamalarını
sağlamak için de birtakım anıtlar
bırakmışlardır.
Orta Asya ve Orta Asya’nın Güney Batısı; Horasan
diye anılan bölge ve biraz Kuzeyindeki
Mavera-ün nehir asırlardır medeniyetin, gelişmenin
ve yeniden yaratmanın adeta merkezi
sayılabilir. Tarihi önemini düşünmeden
baktığımızda bile, tarihe tanıklık eden birçok
kalıntıyı günümüze kadar taşımıştır. Bunların
içinde öne çıkan unsur ise kulelerdir. Kule
inşa etmenin gidişatına baktığımızda da,
bugünkü Afganistan’ın öncelikle Herat şehri
hemen ön sıralarda yer almaktadır. Daha
dün gibi sayacağımız 1950’li yıllarda Herat
şehrinde 100 kadar kulenin varlığından söz
edilebiliyordu. Bunların birçoğunun Harezmşah’lılar
ve Timurlular döneminde yapıldığı
varsayılsa bile, biz çok daha öncelerden beri olduğu için daha çok gözetleme amacıyla
kullanılmıştır. Karahanlıların gücünü yitirip,
Balasagun Şehri; Selçuklu’ların hükmüne
girmesiyle önemini kaybedinceye
kadar etkin görevine devam etmiştir.)
3. İslamiyet etkisinde de, vakit namazlarında
ezan okunması için müezzinlerin yalın
seslerini daha büyük bir kitleye duyurabilmek.
(Afganistan’ın Herat şehrindeki birçok
kuleden en ünlüleri, Timur’un gelini
Gevherşad Begüm tarafından inşa ettirilen
kuleler; İslamiyet’in etkisiyle yaptırılan
minarelere iyi bir örnektir. Etrafında birçok
medrese ve türbe de olan bu kulelerin bir
kısmı halen ayaktadır.)
4. Toplumsal suçları nedeniyle cezalandırılması
kararlaştırılan mahkumların infazı
için. (Bazı mahkumların bu kulelerden atılarak
infaz edildiği bilinmektedir.).
Bu tür kulelerin en ünlü ve en eskilerinden
biri olan Arslan Han Kulesi; Karahanlı Hükümdarı
Arslan Han tarafından 1121 yılında inşa
edilmiştir. Adı geçen kule daha çok gözetleme
amacıyla kullanılmışsa da; çeşitli infazlar
için kullanıldığından Ölüm Kulesi olarak da
anılmaktadır. Daha sonra 1514 yılında yanına
Klayan Camisi yapıldığı için, günümüzde
Kalyan Kulesi olarak bilinmektedir.
Bu coğrafi bölgede kule inşaatı yaklaşımının
taa Budizm zamanında başladığı bilinse
de, daha sonra bu bölgede varlığını sürdüren
bir sürü Türk kavminin çeşitli nedenlerle
görkemli kuleler yaptırıp, onları çiçekler ve
yaprak motifleri taşıyan bezemelerle kaplayıp
semalara kadar yükseltmişlerdir. Kulelerin yanında
genellikle kümbet tavanlı küçük yapılar
da yapılmıştır, bu küçük yapılar ise kulelerin
korunması ve bakımını üstlenen kişilerin ikameti
için ayrılmıştır. Tavanların kubbeli olması
dayanıklılık ve sağlamlık açısından önemlidir.
Çünkü deprem veya buna benzer herhangi
bir afette düz yapılı tavanların dayanıklılığını
arttırmak yalnızca bu modelle mümkün olmuştur.
Öte yandan kulelerin etrafında bir boş alan
bırakılmaktaydı. Bu alanlarda, devrin sanatsal
ve sosyal olayları gerçekleştirilmiş ve daha
sonra İslamiyet’in etkisiyle bu kulelerin yanında
bir de cami inşasına başlanmıştır. Daha
sonraları ise hükümdarlar giderek kulelerin
etrafına cami yaptırmaktan vazgeçmiş; anıt
olarak Caminin kendisini bırakır olmuşlardır.
Çok sevilen begümlerin adının ölümsüzleştirilmesi
için veya yalnızca hayır işleri için yapılan
camilerin etrafında müezzinlerin vakit
namazı çağrısını yaptıkları minareler inşa ettirmişlerdir.
 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 200. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 200. Sayı