Gerçekleştikçe Büyüyen Hayaller


 01 Nisan 2024

2006 yılında Avrasya Yazarlar Birliğimiz kurulduğunda faaliyet gösterecek bir mekânımız, belirli bir gelir kaynağımız yoktu. Ancak bize inanan, güvenen dostlarımız, arkadaşlarımız ve geleceği kuşatan büyük hayallerimiz vardı. Bu hayallerimizden biri de yazarlık atölyeleriydi. Yazar olma sevdası taşıyan, yetenekli insanlarımızın atölyelerimizde kendilerini geliştirmelerini, üretmelerini ve yavaş yavaş edebiyat dünyamıza girmelerini sağlayacaktık. Türk edebiyatına yeni isimler kazandırmak için elimizden gelen her çalışmayı her fedakârlığı yapmaya hazırdık. Zaman içinde bu faaliyetimizi Türk dünyasını kapsayacak şekilde genişletecektik.

Bir insanda yazarlık yeteneğinin bulunması elbette çok önemlidir, ancak ortaya çıkarılıp geliştirilmezse hiçbir işe yaramaz. Pek çok insan bu yeteneğe sahiptir ama böyle güzel bir yeteneğe sahip olduğunun farkında bile değildir. Bazıları içlerinden gelen yazma isteklerini çocukluk, gençlik hevesi olarak kabul eder, önemsemez. Bunlar öğrenim yıllarında yazdıklarıyla, katıldıkları bazı yarışmalardan aldıkları derecelerle kalırlar. Zaten bir süre sonra da yazma hevesi onları terk eder. Bazıları yeteneklerinin farkındadır ve yazmakta ısrarlıdır. Bir yandan yeni ürünler ortaya koymak için çalışırlarken bir yandan da yazdıklarını gerçek anlamda değerlendirip kendilerine daha iyiyi, daha güzeli, daha kalıcıyı işaret edecek kişilerin arayışı içindedirler. İşte bunlar, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, bizim atölyelerimize yakışan insanlardır.   

Yazma sevdalısı az sayıda insanla kuruluşumuzun ikinci yılı 2008’de Ankara Kızılay’da bulunan Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi’nin küçük bir salonunda ilk yazarlık atölyesi çalışmalarımıza başladık. Sonraki yıllarda yine Kızılay’da bir dostumuzun ofisinde, Millî Kütüphane’nin küçük bir salonunda atölye çalışmalarımızı sürdürdük. Hızla restore edilen Ankara’nın tarihî semti Hamamönü’ne taşındıktan sonra yazar yetiştirme faaliyetimize kendi dairemizin bir odasında devam ettik. Yerimiz değişse de hayallerimiz, amaçlarımız, çalışma azmimiz değişmedi. 

Şiir, hikâye, deneme, senaryo atölyeleriyle başlayan ilk yıl çalışmalarımızda deneyim kazandık, takip edeceğimiz yolu belirledik. Sonraki yıllarda hem daha bilinçli, daha verimli çalıştık hem deneyimlerimizi artırdık. Senaryo ve çocuk edebiyatı atölyelerimiz birer yıl açık kaldı. Şiir, hikâye, deneme atölyeleriyle yola devam ettik.

Yazı, hiç kuşkusuz insanlık tarihinin en ışıklı, en mucize buluşudur. Böyle olduğu içindir ki yazıdan öncesi karanlık, sonrası aydınlıktır. Yazmak, aydınlığa talip olmak demektir. Yazmak, aklımızla, gönlümüzle toplayıp belleğimizde sakladığımız birikime kalemle hayat kazandırmak, ölümsüzlüğün kapılarını aralamaya çalışmak demektir. Yazmak, kolay olmayan; yorucu ama doyurucu, güzel, zevkli bir iştir. Atölyelerimize bunları bilerek gelen katılımcılarla çalışmak da kolay değildir ama zevklidir. Biz, Avrasya Yazarlar Birliği olarak 2008’den beri Türkiye, 2019’dan beri Balkanlar, daha sonra da Batı Avrupa yazarlık atölyelerinde bu yorucu, zor fakat zevkli çalışmaları yaptık, yapıyoruz. Hayallerimizi gerçekleştirme yolunda adım adım ilerledik, ilerliyoruz.   

 “Başarılı olabildik mi?” sorusuna gönül rahatlığıyla “Evet, başardık!” diyebiliriz. Yetiştirdiğimiz genç yazarlar, Türkiye’de, Kuzey Makedonya’da, Kosova’da, Asya’nın ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde Türkçe yayınlanan kültür, sanat, edebiyat dergi ve gazetelerinde yazıyorlar. Düzenlenen kültürel faaliyetlerin içinde yer alıyorlar. Daha da önemlisi peş peşe kitaplar çıkarıyorlar, imza günleri, kitap kültür söyleşileri düzenliyorlar. Yazıp yayınladıklarından dolayı ödül alanlar var. Yaşadıkları ülkelerde, bölgelerde Türkçemizin ses bayrağını dalgalandırıyorlar. Bütün bu güzel gelişmeler atölye hocaları ve Avrasya Yazarlar Birliği mensupları olarak bizleri sevindiriyor, çalışma azmimizi artırıyor.  

Biz bu başarıya Türkiye’de fedakâr dostlarımızın, arkadaşlarımızın; Balkanlar’da TİKA’nın, Matüsitep’in, Balkan Yazarlar Birliği’nin iş birliği ve destekleriyle, elbette gerçek anlamda yazarlık atölyesi çalışmalarıyla ulaştık. Edebiyat eseri üretmek, mektup yazmak, dilekçe yazmak gibi teknik bilgilere sahip olunca başarılabilecek bir iş değildir. Ancak gerçek anlamda yazarlık atölyesi çalışmalarıyla başarılabilir. Bizim başarı sırrımız işte bu çalışmalarda gizlidir.

Başarılı atölye çalışmalarının incelikleri vardır. 

Önce yetenek diyoruz. Kişide yazma yeteneği yoksa ona kimse hiçbir şekilde yazarlık öğretemez. Kişi yetenekli olsa da atölye hocaları yazma yeteneğinden yoksunsa, hoca kendisi eser meydana getirmenin çilesini yaşamıyorsa, sadece nazari bilgiler vermekle yazar adayının gelişimine yine çok fazla katkıda bulunamaz. Yazarlık çilesini bütün boyutlarıyla yaşayan, ciddi eserler vermiş bir yazar da eğer eğitimden, hocalıktan anlamıyorsa yazar adayına yine pek fazla bir şey kazandıramaz. Yazar yetiştirmek için iyi eleştirmen olmak da yetmez.

Bu incelikler doğrultusunda baktığımız zaman “Yaratıcı Yazarlık / Okulu / Atölyesi / Kursu” gibi çekici isimler konularak yapılan, çoğu ticarî faaliyetlerde gerçek atölye çalışmalarının yapılamadığını görüyoruz. Adaylara uzun uzadıya seminerler veriliyor; bilgi, tecrübe, anı yükleniyor; usta yazarların geçmişte kaleme aldıkları metinler üzerinde gezintiler yaptırılıyor, sonra da “Hadi yazın!” deniliyor. Böyle çalışmalara nasıl “yaratıcı yazarlık” diyorlar, anlamak mümkün değil. Bu çalışmalar, bilgi tazelemekten, eksikleri gidermekten, güzel metinleri tanıyıp değerlendirmekten öteye geçemiyor. Yazarlığa karşı ilgiyi, isteği, hevesi artırmaktan başka işe yaramıyor. Kuşkusuz bu yapılanlar da yararlıdır, fakat yazar yetiştirmek için yeterli değildir. 

Biz, Avrasya Yazarlar Birliği olarak yazarlık atölyelerimizde kimlerle nasıl çalıştık, çalışmaya nasıl devam ediyoruz? Her dönem yazar adaylarımızı kitapla buluşturmamızın arkasında neler var? Kısaca başarımızı nelere borçluyuz, anlatalım. 

Şöyle sıralayabiliriz.  

Atölye hocalarımız hem eğitimci hem edebî eserler veren kişilerdi. 2008 yılında ilk yazarlık atölyelerimizi açtığımızda şiir atölyesinin hocası edebiyat öğretmeni, şair Ali Akbaş, deneme atölyesi hocası üniversitede öğretim görevlisi, deneme yazarı Hüseyin Özbay, hikâye atölyesi hocası edebiyat öğretmeni, hikâyeci Osman Çeviksoy’du (bendim). Üçümüz de eğitimciydik, öğretmenlik deneyimlerimiz vardı ve yazıyorduk. Üçümüz de atölye çalışmalarımızı dilimize, kültürümüze, milletimize hizmet olarak görüyorduk. Üçümüz de yaptığımız yorucu çalışmaları geleceğe yatırım olarak görüyorduk. Aradan geçen on beş yıl yanılmadığımızı gösterdi.

Zaman içinde atölye hocalarımız değişti, eğitimci ve yazar olma özelliklerimiz değişmedi. Balkan Yazarlık Atölyesinin hocası Ataman Kalebozan, eğitimcidir, fiilen bir devlet okulunda öğretmenlik yapmaktadır hem şairdir hem hikâyecidir. Türkiye Yazarlık Atölyesinin hocası Nurhan Buhan da aynı özelliklere sahiptir. Hem deneyimli bir öğretmen hem deneme ve hikâye yazarıdır. Her ikisi de yazarlığın çilesini yaşayan, eser vermeye devam eden, işinin ehli kişilerdir.   

Biz; eğitimci, yazar, şair hocalarımızla göstermelik değil, gerçek atölye çalışmaları yaptık. Önce zor olmayan yazılı çalışmalarla katılımcılarımızı tanıdık. Yazılı ifade güçlerini anlamaya çalıştık. Sonra eksik nazari bilgilerini tamamlayıp ciddi yazma çalışmalarına giriştik. Bir program çerçevesinde konu ve tema vererek zorunlu tutmadan her hafta bir metin oluşturmalarını hedefledik. Yazılan her metni, önce biz hocalar evlerimizde, tıpkı yazılı kâğıdı okur gibi titizlikle inceledik. Sonra aynı metni atölye ortamında ortak değerlendirmeye açtık. Eksikler, fazlalıklar, tekrarlar, uyumsuzluklar açıklıkla ortaya konuldu. Metin, eleştiriler doğrultusunda düzeltilmek üzere yazarına iade edildi. 

Düzeltilen metinler hoca tarafından tekrar kontrol edilerek gerekiyorsa üzerindeki yeni işaretleme ve notlarla bir daha yazarına gönderildi. Metin olgunlaştıktan sonra diğer katılımcıların olgunlaşmış metinleriyle birlikte herkese açık “Mürekkebi Kurumadan” toplantılarında yazarı tarafından okundu. Önceleri yüz yüze yaptığımız bu okumaları, son yıllarda internet üzerinden görüntülü ve uluslararası olarak yapmaya başladık, öyle de devam ediyoruz. Okumalarda alınan manevi alkışların yazar adayı üzerinde olumlu etkiler bıraktığına hep tanık olduk. 

Mürekkebi Kurumadan programında okunan metinleri, Türk dünyasının ortak edebiyat dergisi Kardeş Kalemler’de yayınladık. Böylece katılımcılarımız edebiyat dünyamıza ilk adımlarını atmış oldular. Bu ilk adım katılımcılarımızın yazarlık konusundaki kararlılığını artırdı.   

Hocaların onayından geçen metinler dönem sonlarında Bengü Yayınları tarafından çıkarılan ortak kitaplarımız “KARDEŞ SESLER”de yer aldı. Daha doğru bir ifadeyle ortak kitaplarımız katılımcılarımızın atölye çalışmaları sırasında yazıp olgunlaştırdığı metinlerden oluştu. Yazar olma yolunda ilerleyen katılımcılarımız böylece edebiyat dünyamıza kitapla da takdim edilmiş oldu. 

İki dönem boyunca onaydan geçen ürünleri kitaplık hacme ulaşan katılımcılarımızın ilk müstakil kitapları, yine Bengü Yayınları tarafından çıkarıldı. Böylece katılımcımız, edebiyat dünyamıza bir yazar olarak, öz geçmişiyle, müstakil kitabıyla takdim edilmiş oldu.

2008’den beri Türkiye’de, Balkanlar’da Batı Avrupa’da ortak ve müstakil kitaplarla edebiyat dünyamıza kazandırdığımız onlarca yazar oldu. Bunlar arasında ikinci, üçüncü, beşinci kitaplarını yazıp yayınlayanlar var. Yolu, yazarlık atölyelerimizden geçen her yazarın gün yüzü gören her kitabı, bizi inanılmaz derecede sevindirmektedir. Yollarının açık, kalemlerinin işlek olmasını diliyoruz. Onlardan her yıl olmasa bile uzun olmayan aralıklarla mutlaka kitaplar beklediğimizi bildiriyor, beklentimizi boşa çıkarmayacaklarına inanıyoruz. 

Balkanlar Yazarlık Atölyesi çalışmalarımızda bize 2019’dan beri destek olan TİKA Başkanı Serkan Kayalar’a ve Yardımcısı Mahmut Çevik’e, bizimle iş birliği yapan Balkan Yazarlar Birliği Başkanı Mürteza Sulooca’ya, Matüsitep Genel Başkanı Tahsin İbrahim’e teşekkür ederiz. 

2006 yılında Birliğimiz kurulduğunda faaliyet gösterecek bir mekânımız bile yoktu ama bize inanan, güvenen dostlarımız, arkadaşlarımız ve geleceği kuşatan büyük hayallerimiz vardı. Çoğu gerçekleşti. Gerçekleştikçe büyüyen hayallerimizin peşinden gitmeye devam edeceğiz.

 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 208. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 208. Sayı