HaftanınÇok Okunanları
HİDAYET ORUÇOV 1
KEMAL BOZOK 2
SEYFETTİN ALTAYLI 3
İSMAİL DELİHASAN 4
VILAYET GULIYEV 5
Ece Türköz Oğuz 6
Kardeş Kalemler 7
Kara, soğuk, ıslak bir şehirde siyah bir sabah başladı. Apartman kapısı her zamanki gibi ağırdı ama ilk kez zor açıldı. Bahçedeki çiçek her günkü gibi sessizdi ama ilk kez o gün boynunu büktü. Dışarıdaki hava her zamanki gibi soğuktu ama ilk kez o gün iliklere kadar işledi. Evin salonundan görünen o sokak her günkü gibi sakindi ama ilk kez o gün ıssızlaştı.
O karanlık sabahta giriş katın penceresine sığınan kediler, her gün alıştıkları gibi karınlarının doyacağını anlayınca minnettarlıkla miyavladılar. Bir el o kedileri her günkü gibi besledi. Yalnız dün öğle vaktinden beri o eller onun eli değildi. Her geçen saniye de ruhu ve uzuvları sessizce onun olmaktan çıkıyordu.
Sokak, apartman, kedi, şehir… Hepsi sıradandı. Zaman hızla sürükleniyordu. Nihayetinde sabah yerini karanlık bir öğle vaktine bırakmak üzereydi. Oda gri renkteydi. Musluk, sünger, kefen, su bile gri renkteydi. Buz kesilmiş bedeni yıkarken akan göz yaşı da odanın içinde gri bir damlacık olarak asılı kaldı. Sabah kedileri besleyen el, dün öğleden beri soğuk olan bedeni ılık sularla yıkadı. Yıkadıkça da ruhu ve uzuvları bu soğuk bedenin sahibine, annesine dönüştü.
(AYB Türkiye Çevirim İçi Hikâye Atölyesi, Ocak 2026)