HaftanınÇok Okunanları
AYSUN DEMİREZ GÜNERİ 1
VILAYET GULIYEV 2
HİDAYET ORUÇOV 3
KEMAL BOZOK 4
İSMAİL DELİHASAN 5
BURHANETTİN ÇAKICI 6
NURGALİ ORAZ 7
“… Bugüne kadar söylediğimizi yaptık,
ya da yapılanı söyledik.”
Dr. Yakup Ömeroğlu
Bir yazı yazarken oturup düşünürsün; konusunu, giriş, gelişme ve sonucunu ona göre planlarsın, seçilen sözcüklerle ya da kelimelerin sihriyle Tanrı vergisi yeteneğinle yazarsın. Kimi zaman tekrara düştüğünün farkında olmaz ya da unutulmuştur diye bilerek ısıtır yeni kelimelerle aynı hususta bir yazının yolculuğuna çıkarsın. Bu âlemden destan yazarak giden biri hakkında ne yazılabilir ki?
Dostluğu, yetenekleri, inançları, pişmanlıkları ya da kardeşlik hukuku olan insanlara kendi ölçütleri ve koyduğu sınırlarla yaklaşan, Türk dünyasını hayatına sığdıran, hayatta yüksek sesle konuştuğunu görmediğim, kimseyi kırmamış Dr. Yakup Ömeroğlu gibi bir şahsiyetle ilgili ne yazabilirim ki? Bu düşünceyle başlıyorum yazıma. “Şükür ağabey bugüne kadar hakkında çok değerli şeyler yazıldı, eminim ki yazılmaya devam edecektir. Gelecekte de eminim tezler yazılacak ve belki belgesellere konu olacaksın…” Hepsi Yakup Başkan’ıma yaraşır.
Bu yazıma başladıktan sonra “…Ne yazabilirim ki?” derken Avrasya Yazarlar Birliği Kurucu Başkanı Yakup ağabeyimle konuşmak geldi içimden. “Evet ağabey, sen yazamayacağım durumları zaten görüyor, şahit oluyorsundur, her konuya girmeyeceğim.”
“Ağabey ne kadar haklıymışsın. Ara ara verdiğin mesajlar ve güzel sözler ne denli doğruymuş, senden ayrı kaldığımız şu bir yılda daha iyi anlaşılıyor…”
‘Gemi kaptansız olmaz.’ diye emaneti ve kaptan köşkünü emanet verdiler. Aylarca fırtınalar, amaçsız ama kudurmuş dalgalar ve keskin kayalıklarla boğuşmak zorunda kaldım. Kimi sözlerini, neler yaşamak zorunda kaldığın için kullandığını daha iyi anlıyor, yaşıyorum.
Bana, “Gemi tayfasının ve kervanın yükünü suya batırmadan taşımalı." derdin...
Bu arada kervandan kendi isteğiyle ayrılanlar da az değil ağabey, kulağımıza küpe oldu. Bir de giderken yükleriyle birlikte fesatlıklarını da saça saça gitmeseler iyiydi ama burada şu sözün aklıma geldi:
“İnsanoğluyuz elbet düşeni görmez, öleni 3 gün sonra unuturuz.”
Hak verdim ağabey. Haber yollayıp yüke talip olanlara da hiç üzülmedik. Sonuçta sen aramızdayken dahi Birliğin yolunu bilmeyenler yokluğunda talip olmakta yarıştı, başları göğe ermez! Senin de yaptığın üzere dinledik, sineye çektik. … Ya bu dünyada ya ötekisinde bir muhasebesi olacaktır elbet.
Türk dünyasının yükü ağırdır, senden öğrendik. En iyi de sen bilirdin. Yanlış anlama bu sefer mezarın başında değil, yazarak sana hitap etmek geldi içimden. Söz uçuyor, yazı kalıyor ve bedeller ağır ödeniyor malum.”
Yakup Başkan’ım bak bu sözün de güzeldi:
“… Bugüne kadar söylediğimizi yaptık, ya da yapılanı söyledik.” derdin.
Senden dinlediğim en anlamlı sözlerinden biridir bu. Geride kalanlarla bu sözünü yere düşürmedik. Bir yıl içerisinde söylediğin ama bize vasiyet kalan Türk dünyasında yarım kalan verilmiş sözlerini yerine getirdik. Rahat uyuyabilirsin. Ülkü coğrafyamızda dolaştık, şahit olduğumuz sözlerini yerine getirdik, yapılanı meclisimize teşrif edenlere taşıdık, şükür.
Şu sözünü de sık sık anımsarım:
“Göze batanın düşmanı çok olur.”
Kimi sorumluluklarımız dua gibidir. İçimizden okusak da Rabbim kabul eder. Bazı işler ibadet gibidir. İşleri yerine getirir, geçer gidersin. Malumun ilamı veya tekrarına lüzum yoktur. Bundan sonrası teferruat.
Başka dostlarınla paylaştığın kıymetli anların, onlarla da layıkıyla ve dolu dolu günlerin eminim az değildi. Ama kendi adıma derdim ki, onlarca yıl sahadan tanışığız, üstüne 15 yıl da AYB yönetiminde bulunduğum süre içerisinde kıymetli şahsiyetlerle çok işler yaptık. Aşk olsun ağabey bu kadar tanıdığımı sanırken seni, ölümün sonrasına dair planının olduğunu hiç kimselere hissettirmedin ya.
Çoklar geldi, gitti bu mecliste. Canının burnunda olduğu son günlerindeki son ayakta görüşmemiz olan Bengü’nün önündeki muhabbetimizi de anımsadım:
“Ufuk’um hastalığımı melekler bile duymasın, olur da şeytanın kulağına gider, AYB’ye göz ederler.” diyerek gülümsemiştin, yine haklı çıktın.
İblis, seni uğurladığımızın ertesinde uğradı, seni uğurlayacağımız akşam Birlik önünde bize gönderdiğin mesajı ilettik kendisine…
* * *
Benim gibi senin de sevdiğin güzel bir Kazak atasözüyle veda edeyim isterim sana.
Eminim birçok dostumuz okurken diyecektir, “Anadolu’da da benzer anlamda çok sözümüz var,” diye. Ama dedim ya merhum Yakup ağabeyle ortak yönümüz Türk lehçelerinin birçoğunu iyi anlıyor olmamız, kimilerini de ana dili seviyesinde konuşmamız. Kazak Türkçesi de bu lehçelerimizin başında… Kazaklar derler ki:
“Sahipsiz sopaya köpek bile bakmazmış” (İyesiz tayakka it kirmeydi eken).
Zaten eminim her şeyi görüyor, olanlara şahit oluyorsundur. Lakin yine de paylaşayım. Önce şunu açıklayalım. AYB'de yapılanlar ve yapılacakların sahibi inşallah Türk Dünyası, Türk Milleti'dir.
Atasözüne gelirsek, Kazak halkının derin anlamlı atasözlerinden biridir. Bu sözle anlatılmak istenen temel düşünce bir şeyin, eşyanın veya işin değeri ve kıymetinin ancak bir sahibi olduğunda bilineceğidir. Yani sahipsiz, bakımsız, kimsesiz kalan şeye kimse önem vermez, değer vermez. Köpek bile dönüp bakmaz.
Emanetin sahipsiz değil. Yapılanlar anlatılmaya devam edecek, kıymeti her defasında artacak inşallah.
Her şeyi her yerde konuşmazdın, gemiyi bırakıp gidenler, sen hayattayken fotoğraf çektirmek için yanına gelip paylaşım yapmak için yarışanlar nerede? Haksızlık etmek istemem, kimi verdi selamını, diledi başsağlığını dönüp gitti. Kimi geminin rotasının değişmediğini gördüğünde davası için sevincini geldi paylaştı bizimle… Bazıları ise yolunu kaybetti ağabey Hamamönü’nden geçmez oldu. Bu da sana tek şikâyetim olsun.
Ha bir de ailen başta olmak üzere senin tabirinle emanet ettiğin “Bizim çocuklara” göz kulak oluyoruz, Türk dünyasından başarılı öğrencilerimize destek veren yiğit dostlarınızın sayısı biraz azalmışsa da elimizden geleni yapıyor, bursları ulaştırıyoruz. Kısacası genç kurtlar doğru yuvada… Bilim, edebiyat samimi dostluklarla güçlenmeye devam ediyorlar. Bu arada kimi sağlık sorunlarımız olsa da eski kurtlarımızla da gittiğinden bu yana beraberiz… Onlar her zaman ki gibi başımızın tacı.
AYB ailesinin başında tek eksiği var. Sensin ağabey. Eminim ki diğer tarafta da imkân varsa sen Hak divanının yanında dost meclisini kurmuşsundur.
Rabbim seni de ebediyete intikal eden dostlarımızı da Peygamber Efendimize komşu eylesin inşallah. Yazamayacaklarım artık yüz yüzeye kalsın Başkanım.
Ufuk TUZMAN
Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı