HaftanınÇok Okunanları
KEMAL BOZOK 1
Serdar Dağıstan 2
HİDAYET ORUÇOV 3
VILAYET GULIYEV 4
BEDRETTİN KELEŞTİMUR 5
MARUFJON YOLDAŞEV 6
ORHAN SÖYLEMEZ, ÖMER FARUK ATEŞ 7
Türk Tarihi’nin büyük üstadı Başkurtlu Zeki Velidî Bey Togan, Harezm (Horezm, Horzum) konusunda şu enteresan bilgileri aktarıyor; “ Horzum kavmidir ki, M.Ö. 1292 yılında başlayan bir takvime sahiptirler. Ve bu takvimi Gürgen/Cürcan tarafından gelerek Maşrik (İskit) padişahının izniyle şimdiki Harezm ovasına yerleşmeleri senesiyle başlatırlar. Buraya ise Hazar denizinin güneyinden ve güneydoğusundan barış yoluyla ve olgun bir Anadolu kültürü ile gelerek yerleşmişlerdir. Orta Asya’da yayılmış Aryanî kökenli bir savaşçı kavimdir.”
Ben de kendimi Harezm kökenli bildiğim için dikkatimi çekmişti bu bilgiler. Ve merak eder olmuştum bu konudaki etnografik ve kültürel yadigâr kalıntılarını. Bu merakımı büyük oranda gideren benim Harezmli “Babahan MUHAMMED ŞERIF” dediğim Taşkent’in dünya dilleri üstadı, şair-yazar, tercümanı, seçkin ve yetkin bilim adamıdır; KIBATEK şölenlerinin renkli ve neşeli yüzüdür. Devamlı espri yapar, fıkra anlatır, konuşur, dinleyen,rahat ve serbest konuşan bir düşünce adamıdır.
TMT’nin 50. Kuruluş senesi devriyesi (Kasım 2008)’de şerefine Geçitkale Bozkurdu KIBATEK’in büyük şefinin, İsmail Bey Bozkurt’un tertip ve tanzim ettiği büyük şölende konakladığımız Yakın Doğu Üniversitesi’nin konuk evinin bahçesinde halen gözümde capcanlı biçimde duran yukarıda tasvir ettiğim biçimde tanıştım Harezmlı Babahan Şerif Bey’le. Yanında Taşkent’ten iki âlim daha vardı bu ilk tanışma gününde; Nazire Hanım Taşpolatova ile Tahir Bey Kahhar. Tahir Bey Kahhar’ı, Nevşehir şöleninden itibaren yetkin bir âlim diye tanırdım. Nazire Hanımın da ilk defa Türkiye coğrafyasında konuşlanmasına karşın oldukça sempatik ve çalışkan bir duruşu vardı.
Mağusa odaklı son şölende Babahan Bey’in yanında istekli, sempatik ve son derece girişken bir âlime daha vardı; Babahan’ın dilbilimci Türkolog kerimesi Şahine İbrahimova. Ve onun da yanında Cihangir adında bir Harezm genci. Ailecek Türkiyeli gibi olmuşlar. Bir balası daha vardır Babahan’ın, ancak onun mesleğini aklımda tutamadım. Şahine, dilbilimci Türkolog diyor kendine ama şimdi edebiyat alanına yöneliyormuş. Zaten kadim Batının olsun, modern Batının olsun Türkoloji geleneği öyledir; Dilden kültüredir gidişat. Taşkent Türkoloji çevresini incelemedim ve yakından da tanımıyorum fakat anladığım kadarıyla Rusya’nın modern Türkoloji sofrasında epey oturup kalkmışlar.
Zaten Taşkent Çarlık döneminde de erken Sovyet döneminde de St. Petersburg dışında Tiflis, Kazan gibi verimli ve tanınır birkaç önemli Türkoloji merkezinden biridir. Ve Moskova üzerinden İstanbul ile kültürel yadigâr ve düşün alışverişi yapması şayanı dikkate değerdir. Bunun dışında önemli bir konu vardır; Alanya şöleninde Babahan Bey çok dramatik ve didaktik bir bildiri okumuştu; “Özbek Şiirinde Sonbahar” diye. Müstemlekeci Rusların Özbek kavmini pamuk üzerinden nasıl pür-fakir haline getirdiğini ağlaya ağlaya anlatmıştı. Şimdi Özbek düşüncesinin daha kavi olduğu ve daha kadime yöneldiği vakittir, bahardır. Şimdi Babahan’ın yetmiş yaşı henüz bahar yaşıdır.
Hayırlı yaşlara kadim insan.