Hata


 01 Ağustos 2021


Ali, köyde bir adamla kavga edip onu kaza ile öldürdü ve tutuklandı. Ali, adamı öldürdüğü için pişmandı yine de on yıl ceza yiyerek hapishanede kaldı. On yıl sonra cezası bitince köyüne döndü. Özgürdü. Özgür ve pişmandı. Kimseyle kavga etmeyeceğine dair kendine sözü vardı. Evinde oturup günahlarının affedilmesi için ne yapacağını düşündü. İmamla konuşmaya karar verdi ve imamın yanına gitti. Kazara da olsa işlediği cinayeti ve hapishanede pişmanlık içinde geçen yıllarını anlattı. “Şimdiye dek işlediğim günahların affedilmesi için ne yapabilirim?” diye gözyaşları içinde sordu.

İmam, biraz düşündükten sonra, “Bir çare var Ali.” dedi.

“Ama bunu yapman için sabırlı olman gerekiyor.”

“Ne olursa olsun yaparım.” diye Ali heyecanla cevap verdi.

İmam şöyle dedi:

“Bu köyün çıkışında diğer köyün de girişinde bir tarla var, o tarlaya karpuz ekeceksin ve oradan geçen her insana vereceksin, karpuz almadan bir insan bile göndermeyeceksin. Kendin bir dilim bile yemeden bütün karpuzları gelene geçene dağıtacaksın!”

Ali, “Tamam!” dedi gözyaşlarını silerek. “Yaparım.”

Hiç zaman kaybetmeden tarlaya gitti. Taşlı tarlanın tüm taşlarını ayıkladı. Yaban otlarını yolup yolup attı. Pullukla toprak yüzeyini kabarttı, tohum yataklarını hazırladı. Her bir yatağa özenle karpuz çekirdeklerini gömdü. Üzerlerine avuçlarıyla toprak attı. Kan ter içinde kaldı ama koca tarlayı ekip dikti. İlkbaharın ortalarıydı gerisini doğaya bıraktı. Doğa üzerine düşen görevi yaptı ve Ali’nin diktiği karpuzlar teker teker büyüdüler. Karpuzlar büyüyünce dağıtma zamanı geldi.

Ali her gün sabah erkenden tarlaya gidip hava kararıncaya kadar bıkmadan usanma- dan her geçen insana karpuz verdi. Onların güzel dualarını aldı. Gittikçe yüreği hafiflemeye başladı.

Her günkü gibi Ali yine tarlada gittiğinde atı ile hızlı hızlı gelen bir adam gördü. Belli ki acelesi vardı. Ali herkesi durdurduğu gibi bu adamı da durdurarak, “Bekle karpuz vermem gerekiyor karpuz almadan geçemezsin!” diye atlının önüne çıktı.

“Acelem var, hemen köyde gitmem gerekiyor, zamanında yetişmeliyim. Çekil be adam önümden!” diye atlı bağırdı. Adam karpuz almadan yola devam etmek istedi ve atını Ali’nin üzerine sürdü ama Ali illaki ona da karpuz vermek istiyordu. Bu adam karpuz almadan öylece çekip gidemezdi, Ali buna izin veremezdi. Heyecanla atın dizginlerini tutmak isteyince at ön ayakları üzerinde şahlandı ve atın üzerindeki adam tutunamayarak yere düşüp başını sert bir şekilde taşa çarparak oracıkta ölüverdi.

Ali, ne yapacağını bilemeden acele ile imamın yanına koşup olayı anlattı.

İmam, olay yerine gelince adamı tanıdı. Ali’ye;

“Öldürdüğün adam köyde nişanı bozmak isteyen, seven gençlerin arasına girmek isteyen fesat, kötü biriydi. Sen onun ölümüne sebep olarak nişanın bozulmasını engellemiş oldun. Sevardım ederek de büyük sevap işledinenleri ayırmak çok büyük günahtır. Sen her şeye rağmen daha sabırlı ve tatlı dilli olmalıydın. Keşke böyle olmasaydı. Belki yine hapse girersin ama sevenlerin kavuşmasına yardım ederek de büyük sevap işledin. Yine Allah bilir de günahların belki de bu sevap sayesinde affolacaktır Ali.” dedi.

Ali hem bir adamın ölümüne sebep olmaktan hem de sevenlere yardım etmiş olmaktan dolayı karışık duygular içinde karakola doğru yola çıktı. Aklında tek bir soru vardı;

“Affedildim mi?”

(AYB Balkanlar Online Hikâye Atölyesi, Haziran 2021)

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 176. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 176. Sayı