Hayalden Aileye


 01 Nisan 2024

Benim için üniversite okuma kararı almak birçoklarının yaptığı gibi sadece sınavı kazanmak ve puanın tuttuğu herhangi bir bölüme yerleşmekten ibaret değildi. Henüz reşit olmuş bir kız çocuğu için çok zor iki karar arasında kalmıştım. Bir tarafta aile evinde kalmak ve hayali kurulan bir işletme sahibi olmak bir tarafta başka bir şehre yerleşip kendi imkânlarım ile hayata tutunmaya çalışmak vardı. Okuduğum bölüm de alelade seçilmiş bir bölüm değildi. Öncesinde uzun süre araştırdığım, araştırdıkça hayran kaldığım ve kendimi daha işe yarar hissedeceğim bir alan seçmiştim. Tercihlerimi de sadece bu yönde yapmış ve farklı üniversitelerde aynı bölümü yazmıştım. Sıralamam ortadaydı ve inanır mısınız Ankara’ya gelme ihtimalim çok zayıftı.

Sonuçlar açıklandı. Okumak için hiç bilmediğim bir şehre gitme fikri beni epeyce korkutuyordu ama bu yola girmiştim bir kere... Vazgeçmek olmazdı. Zaman bu... Gözünü kapatıp açtığında bir anda geçiveriyordu. Büyük hayallerim vardı. Madem zor olanı seçmiştim öyleyse güzel insanlarla tanışmalı, güzel işler yapmalıydım.

Önceleri pek cesaretim yoktu, nereden başlayacağımı bilmiyordum. İlk derslerden birinde benimle aynı hisleri paylaşan ama benden daha cevval biriyle tanıştım. Bir anda karşıma geçip “Dergi çıkarmak istiyorum katılmak ister misin?” dedi. Sonraları can dostum olan dünyanın en şen adamı Alper ile (bilenler bilir burada bir kelime oyunu var) bu vesileyle tanıştım. 

Ne yapacağımızı biliyorduk ama nasıl yapacaktık? Düzenli çıkmasını planladığımız bir dergi vardı. Derginin düzenli çıkabilmesi için farklı yazarlara, yazılara, yazıları düzenleyecek bir editöre, dergiyi baskıya hazırlamak için birine ihtiyaç vardı. En önemlisi bize yol gösterecek birine ihtiyacımız vardı. 

Bir gün hocalarımızdan biri (İbrahim Atabey) ders esnasında Avrasya Yazarlar Birliği’nden bahsetti. Bizim bölümde çalışanların mutlaka dâhil olması gereken bir kurumdu. Daha fazla bilgi edinmek için hocamızın yanına gittik ve konuşma sonunda hocamız dergimizin danışmanı olmayı kabul etti ve yolculuğumuz başladı. Elbette danışmanımızı dinledik ve ilk işimiz Avrasya Yazarlar Birliği’ne gitmek oldu. Genel başkanımız Yakup Ömeroğlu ile de bu vesileyle tanışmış olduk. Bizimle ve fikrimizle yakından ilgilendi ve süreçte bir sorunla karşılaştığımızda her zaman yanımızda oldu. 

Artık her fırsatta Avrasya Yazarlar Birliği’ne gitmeye başlamıştık ve bu sırada atölyelerden haberdar olduk. Sonuçta bir marka yaratmak istiyorsanız kimse kalmadığında işlerin tamamını yapabilecek donanımda olmalıydınız ve atölye bu konuda çok eğiticiydi. Her hafta mutlaka yazılarımızla birlikte atölyeye gidiyor, yeni yazarlarla tanışıyor, birbirimizin yazdıklarını yapıcı eleştirilerle daha iyi hâle getirmeye çalışıyorduk. Aile gibi olmuştuk, herkes birbiriyle çok samimiydi. Anlayacağınız atölye çalışmaları misyonundan fazlasını yerine getiriyordu. Herkes yazarlığa devam etmiyordu belki ama herkes donanımlı okuyucular olarak mezun oluyordu. Kazandığımız dostluklar da bizi buraya daha çok bağlıyordu. 

Etkinlikler, yemekler, geziler... Zamanımızı daima dolu dolu geçiriyorduk. Çok kıymetli hocalardan dersler alıyor, farklı alanlarda çalışan çok kıymetli büyüklerimizle tanışıyor ve sayelerinde sürekli yeni şeyler öğreniyorduk.

Yıllarımız burada geçti. Atölye bitti, okul bitti, kimileri evlerine geri döndü ama bu bağ hiç bozulmadı, yıpranmadı. Aksine daha da kuvvetli bir bağ oluştu. 

Bu arada ben bu aile bağını biraz daha ileri götürenlerdenim. Eşimle atölye zamanlarında tanışmıştım ve kendi ailemden önce atölyedeki hocalarımla tanıştırdım. Tanıştırırken de çok endişeliydim. Düşünsenize; aileniz, eş namzedinizi beğenmiyor... Eyvah! 

Neyse ki korktuğumuz olmadı. O da aileden biri oldu. Tanışmadan birkaç yıl sonra evlendiğimizde Yakup hocam ve Ali hocam nikah şahidimiz oldu. Yakup hocamı oğlan tarafına kaptırdım ama olsunJ. 

Bir hayalden yola çıkıp aile olmamızın hikâyesini anlatmaya çalıştım. İyi ki varsınız sevgili hocalarım... İyi ki varsınız canım arkadaşlarım, dostlarım... İyi ki varsın Avrasya Yazarlar Birliği, dünya durdukça da var olasın... Kün tuğ bolgıl, kök kurıkan!

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 208. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 208. Sayı