Hayat Bir Teselli


 01 Haziran 2026


Aysara çocukluğundan beri masallar ezberleyerek büyümüştü.

“Bir zamanlar bir zengin varmış, bir evlada hasretmiş...” diye başlardı anlatmaya. Masal ya da baturların destanlardan parçalar okuduğunda dinleyenlerin sonsuz ilgisini görür, aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmaktan hiç sıkılmazdı. Ama o masalların ilk iki satırının, kendi hayatının yıllarca sürecek özeti olacağını çocuk yüreği nereden bilsin?

Kocasıyla birlikte masallardaki kahramanlar gibi evliyalara yalvarır, bir çocuk isterlerdi. Yorulup bitkin düşer, sonra da kerametini rüyalarında beklerlerdi. Ama beyaz sarıklı ihtiyar bir türlü görünmezdi. Zamanla umutları da eskimiş, acıları da köhnemiş gibiydi. Kaderlerinin değişmeyişi içlerini kemiriyordu.

Bir gün köyden dönen kocası kucağında küçük bir köpek yavrusuyla geldi. Aysara onun bu davranışını içten içe anlamıştı. Köpek yavrusu da karnını şişirip sahibinin sınırsız sevgisini kazanmış olmanın mutluluğuyla avluda koşturup duruyordu. Kadının eteğine dolanıyor, çekiştiriyordu. Aysara da istemsizce bu hâline gülümseyip bakakalırdı.

Boşandıkları gün köpek kocasına kalmıştı.

“Yavruyu ben götüreceğim. Bir yavruyu bile bana çok gören kaderime ne diyeyim...” dedi adamın sesi buruklaşarak.

Yol ayrımında duran karı-koca zor ayrıldılar. Elma ağacına yaslanan kadın birden toparlandı da:

“Bakıtjan, köpeği bana bırak. Can yoldaşı olmasa da koruyucum olur. Ben savunmasızım,” dedi. Şaşkın kalan adam bir anda dönüp torbanın içinde kıpırdanan yavruyu serbest bıraktı ve çekip gitti. Özgürlüğüne kavuşan adamın dostları kulübesine koştu; sonra da kötü bir şey olacakmış gibi uzun uzun uludu. Hava kararıyordu.

O gece Aysara köpeğin kulübesine yaklaşarak:

“Artık ikimiz kaldık,” dedi boğuk bir sesle.

Sahibesinin titreyen sözlerini anlamış gibi köpek boynuna sarılınca, kadın gözyaşlarını tutamadı. Gümüş damlalar iri gözlerinden süzülüp aktı.

Tekdüze ve anlamsız hayat sürüp gidiyordu. Ama kadının içine bir hastalık yerleşmişti. Kanındaki şeker oranı yükselmişti. Eskiden yalnızca insanlara güvenirdi; Allah’la bir bağı yoktu. Doktorlar çaresiz kalınca, dünyayı dengeleyen yüce bir kudretin varlığına içten içe inanmaya başladı. İmana yöneldi, namaza durdu.

Geceleri ayakları zonkluyor, bedeni sanki parçalanıyormuş gibi ağrıyordu. Sabah yıldızı doğarken kalktı, abdest aldı. Tespih çekti. Sureleri fısıldayarak okudu. Birden aklına bir şey gelmiş gibi hasta ayağını yatan köpeğin üzerine koyup mırıldandı:

“Ey kudreti sonsuz Allah’ım... Verdiğin her şeye şükür ederim. İçime işleyen bu derde çare arayıp durdum. Hastalığı veren Rabbim, şifasını da ver. Hastalığımı şu yatan hayvana geçiriver. Çok acı çekiyorum, azabımı hafiflet Allah’ım. On sekiz bin âlemi yaratırken dünyayı insana hizmet etsin diye yaratan Rabbim... Derdimi bu köpeğe aktar.”

Köpeği ise onun fısıltılarını dinliyor, sahibine sadakat dolu gözlerle bakıyordu. İnsanların bencilliğinden ve acımasızlığından habersiz bir hâlde yatıyordu...

Kadın dua ederken uyuyakalmıştı. Sabah erkenden zinde uyandı. Bedeni hafiflemişti. Sanki hastalığı sökülüp alınmış gibiydi. Bu mucizeye şaşırdı. Şükrederken kulağına bir inleme sesi geldi. Köpeği aksayarak peşinden geliyordu. Yardım ister gibi acı acı sızlanıyordu.

Kadın birden dönüp köpeğine sarıldı.

“Ah zavallım... Daha demin sapasağlamdın, şimdi aksıyorsun. Ne yapayım, ben buna mecbur kaldım. Canım benim... Benim hastalığımı yüklenmişsin, acı çekiyorsun. Ne yapayım, beni affet. Senin bu çaresiz hâlini görmek bana da kolay değil. Gözlerini dikip benden yardım bekliyorsun. Ben zavallıdan nasıl bir yardım bekliyorsun ki? Hastalığımı sana yükledim. Senin derdini de dayanıklı kara toprak alsın. Yürü toprağın üstünde... Yürü durmadan... Toprak kaldırır.”

Köpeğinin gözlerine bakmaya dayanamadı. Masum bir canlıya kötülük etmiş gibi arkasını dönüp kaçmaya başladı. Kaçıyordu...

Ama dünya kadar sadık, kaderi kadar sessiz köpeği de peşini bırakmıyordu. Aksaya aksaya ardından geliyordu. Ardından geliyordu...

 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 234. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 234. Sayı