Hayat Türküsü


 15 Ocak 2026


Bahçedeki iki ağaç -
Birbirine intizar.
Sen bir ağaç,
Ben bir ağaç,
Yana yana tükendik, yar.

Ama bahar geldiğinde,
Açılmak gerekirmiş,
Gül açıp, meyve verip, yaprak döküp,
Saçılmak gerekirmiş.

Rüzgârlara gönlüm açtım,
Gül-yaprakların dilinde.
Rüzgârın avucunda getirdiği,
Her soluğun gönlümde.,

Ama bahar geldiğinde,
Açılmak gerekirmiş,
Gül açıp, meyve verip, yaprak döküp,
Saçılmak gerekirmiş.

Toprağa bağlanmışım,
Köküm toprak altında.
Geceleri fısıldarım,
Bakıp boyu posuna.

Ama yaşamak gerekirmiş,
Açılmak da gerekirmiş,
Gül açıp, meyve verip, yaprak döküp,
Saçılmak da gerekirmiş.

Bahçedeki iki ağaç -
Birbirine intizar.
Sen bir ağaç,
Ben bir ağaç,
Yana yana tükendik, yar.

Hatırlıyor musun?
Hatırlıyor musun?
Beni özlediğin anlar,

Hiç bir zaman kavga etmedik, hatırlıyor musun?
Hatırlıyor musun?
Bizim gezmediğimiz sahiller,

Gezemediğimiz bağları hatırlıyor musun?
Hatırlıyor musun?
Bizsiz ıssız kalan sokaklar

Beraber yaşayamadığımız evi hatırlıyor musun?
Hatırlıyor musun?
Beni bulamayınca ağladığını,
Duymadığın ismimi hatırlıyor musun?

Hatırlıyor musun?
Yalnız yalnız yürüdüğümüz
Mutlu olamadığımız anları hatırlıyor musun?

Hatırlıyor musun?
Sana yazmadığım mektupları
Ve oradaki sözlerin her birini hatırlıyor musun?

Ben isem
Seni hatırladıkça hatırlarım –
Beraber geçiremediğimiz
Ömrümüzün
Her anını
Hatırlıyorum.

Kıvanç
Bu dünyaya
borcum yok benim.

Ancak Allah’a
borcum var benim!

Ne güzel! –
sadece
Allah’a borcum var benim...

***

Yer ile gök - sen ve benim,
Sabah ile akşam - sen ve benim.
Yer ve gök arasında bir aşk vardır -
Aşktan gelen hicran - sen ve benim.
Sonbaharda iki yaprak - sen ve benim,
Yapraktaki küçük ayrılık - sen ve benim.
Canım, ayrılığın içinde bir sevgi vardır,
Ayrılıktan kalan ışık - sen ve benim.
Doğu ile Batı - sen ve benim,
Yenik, yine yenik - sen ve benim.
Canım, yeniklikte bir umut var -
Yolunu şaşıran mektup - sen ve ben.
Ateş ile ateş - sen ve benim.
Ateş içinde birisi - sen ve ben.
Canım, ateş içinde şehitlik var -
Yanan bayrak - sen ve benim.
Güneş ile güneş - sen ve benim.
Gözyaşına damlayan gözyaşı - sen ve benim.
Her damla gözyaşımızda feryadımız var -
Feryattan gelen iki taş - sen ve benim.

Bizi baht yaratmış
Köydeki anamıza
benzeyen baht.

Ama onu
bırakıp geldik.

Bazen özleriz
yanına gideriz,
rahat ederiz evinde.

Ama
misafir olduğumuzu
sezer dururuz.

Bahtın ötesindeki hayat
bizimdir.
Gitmek zorundayız...

Baht bizi kucaklayarak
uğurlar,
Dudaklarında tebessüm,
gözlerinde yaş.

Bazen baht bizi özler
görmeye gelir.

İşte o zaman bayram
Çocuk gibi oluruz o an.
Birden gitmeye hazırlanırlar
"Kal" deriz.
Ama sözlerimizde
samimiyetin kalmadığını
çoktan sezmiştir.
O kesin biliyor
bahtsızlığa alıştığımızı.

Sıkıca kucaklar
vedalaşırken.
Öper
koklar giderken.

"Daha bir az
yanımızda kalsaydı baht.
Düşünürüz,
yürek özleyince,
daha bir az varlığına doysaydık."

Bir gün bahtı
gömmeye gideriz.
Ağlarız.

Anlarız
biz öldürmüşüz
bu bahtı,
bizi özlemekten
ölmüştür bu baht.

Artık
bizi özleyerek
kimse gelmeyecek.
Artık biz
kimseyi özleyip
aramayacağız.

Artık rahat
yaşamak mümkün.
Artık rahat
ölmek de mümkün...

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 229. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 229. Sayı