Hazar'da Şiire Tutunmak Ya da Hazar Şiir Akşamları


 01 Ocak 2007

Göl müdür şiiri kendine çeken yoksa şiiri seven halk mıdır gölünün adını Hazar koyan; bilinmez. Ama bildiğimiz bir şey var ki;  nerede Hazar varsa orada şiir var.

Her ne kadar hüznünü içine gömmüş olsa da bilen bilir, aşkı tanıyanların, aşkı yaşayanların şehridir, kısacası aşıklar şehridir Elazığ. Hem de ne aşklar, sarayın aşkları.

Belki de bu büyük aşkların olgunlaştırdığı gönüllerden olsa gerek, bir başka olur burada musikimiz, kültürümüz ve elbette şiirimiz. 

Harput’un havası düştü mü gönüllere bir başka karışır cümbüşün, udun, kanunun,  sazın sesleri birbirine. Ezeli aşklardan ebedi aşklara nameler taşırcasına. 

Hâlâ, Leyla ile Mecnun bu diyarda çırpınır kavuşmak için birbirine. Başka diyarlarda artık pek fazla şansınız yoktur, Fuzulî’den gazel okuyan Bir Nazmi Dayıya rastlamak için. Hele evlerini yan yana kurup birbirlerini Fuzulî Divanından gazellerle selamlayan gazelhanları bulmaya hiç mi hiç şansınız yoktur. Ve en müthiş olanı da odur ki, Leyla ile Mecnunun aşkından anlayan, Fuzulî’nin gazellerinden zevk alan bir liseli gençliği, boşuna aramayın, Elazığ’dan başka hiçbir yerde bulamazsınız.

Nice aydınımızın milli kültür diye büyük şehir salonlarında izaha çalışıp anlattıklarını kendi içinde yaşayan ve yaşatan bu aziz diyar, kendini cilalı imajların rüzgarına teslim etmeyen bu aziz el; adına, şehrine ve bu şehrin insanına yakışan bir kültür faaliyetini yıllardır sürdürüyor. Bu aziz eli, Tanrının mükafat gerdanlığı gibi süsleyen Hazar Gölünün adıyla düzenlenen, Hazar Şiir Akşamlarına ev sahipliği yapıyor. Böylelikle, ülkemizde düzenlenen en uzun ömürlü şiir şöleninin mekanı oluyor Elazığ.

Şiir ve şölen denince Struga gelir akla, artık bilenler için bir de Hazar. 

Her sonbahar valisiyle, belediye başkanıyla, rektörüyle,  kaymakamıyla, sivil toplum önderleriyle ve genç-ihtiyar, çoluk- çocuk bütün halkıyla şiiri ve şairleri bu aziz diyara davet ediyorlar. 

Burada şiirin kadri var.

Bu diyarda şairin hatırı var.

Çünkü bu şehirde şiirden, kültürden anlayan bir idare, sanatla kanatlanan bir halk ve galiba en doğrusu şiiri bilen bir toprak ve şiire susamış bir su var. 

Hazar çağrısı, Türkiye sınırlarını da çoktan aşmış. Yıllardır, Baykal’dan Balkanlara, şiir dili Türkçe’nin bütün renkleriyle, bütün lehçeleriyle söz kanatlandıran dil ustalarına ulaşıyor ve Türk Dünyasının dört bir yanından şairler, Hazar’ın susuzluğunu kandırmak için Elazığ’da buluşuyor. Azerbaycan’dan Ramiz Rövşen, Kazakistan’dan Şeryazgan Eleukenov, Esenğali Rauşanov, Dağıstan’dan Badruddin Mogamedov, Kırgızistan’dan Seyit Mammed Hıdırov, Türkmenistan’dan Nurlan Orazalin, Kırım’dan Seyran Süleyman, Kosova’dan Zeynel Beksaç, KKTC’den Harid Fedai bu çağrıya koşup gelenlerdendi.

Gelenler, bir geçit töreniyle Elazığlıları selamladılar. Şehrin en geniş caddesinde Sayın Vali Muammer Muşmal önderliğinde Elazığ idarecileri birlikte yürüyen şairlere alkışlarıyla hoş geldin diyen Elazığ halkının davranışları, bu şehrin nasıl bir şehir, bu şölenin nasıl bir şölen olduğunu da ilk katılanlara özetler gibiydi. 

Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, bu yıl,  şiirimizin yaşayan zümrüt burçları “Şiirin Beyaz Kartalı Bahettin Karakoç’u , “Bozkırın Sesiz Çığlığı Ali Akbaş’ı” ve “70. yaşında Bekir Sıtkı Erdoğan’ı”, “Doğumunun 7o. Yılında Yavuz Bülent Bakiler’i” Elazığlılarla buluşturdu. Bu büyük şairlerimizin şiirleri, sanat ve edebiyat anlayışları düzenlenen oturumlarla şiir severler Elazığ halkına anlatıldı.

Ayrı ayrı salonlarda gerçekleştirilen “Altay'daki Yüreğim Mağcan Cumabay”, “Azerbaycan, Kosova ve Kerkük'te Bugünkü Türk Şiiri”, “Kıbrıs, Kırım ve Tataristan'da Bugünkü Türk Şiiri”, “Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Dağıstan'da Bugünkü Türk Şiiri” konulu oturumlarda şairler görüşlerini sunarken dinleyiciler Türkçenin şiir ufuklarında bir gezinti yapıyorlardı. 

Gönül ipeğinden dokunmuş bir yumuşaklıkla şairleri ve tüm katılanları sarıp sarmalayan organizasyonun vuslat gecesi Elazığ’ın gerdanlığı Hazar kenarındaydı. Bu akşam şairler Hazar’a, Hazar şiire kavuştu. Mehtabın aydınlattığı suların kenarında hazırlanan sahnenin önü,  Elazığlılarca daha gün batmadan doldurulmuştu. 

Bu yıl Hazar’da, büyük Kazak Şairi Mağcan Cumabay’ın, Asya bozkırlarından yaklaşık bir asır önce yükselen sevgi dolu, hasret dolu “Uzaktaki Kardeşim!” seslenişine bir cevap da vardı. Elazığlılar, Hazar Şiir Akşamlarını,  bu yıl Mağcan Cumabay anısına düzenlendiler ve eminim Mağcan gibi İstanbul’un işgaliyle ağlayan ve onun şahsında Özbek şair Çolpan gibi Sakarya Zaferinin müjdesini duyunca “Ey Sakarya erleri, durman ileri” diyerek seslenen nice Türkistanlı, Azerbaycanlı şairin ruhunu şad ettiler.  Taa Orta Asya’dan Anadolu’ya duyulur mu bu ses diyenlere, yüz yıl sonra da olsa duyulacağını, o gönülden gelen samimi seslenişlerin daha binlerce yıl “uzaktaki kardeşlerinin” kulaklarında çınlayacağını gösterdiler.

Ve bu sesi duyduklarının ve duyacaklarının nişanını, Valileri başkanlığında bir heyetle, Kazakistan’ın başkenti Astana’da, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’e sundukları hediyelerle de bildirdiler. Kazakistan’ın “Tengri vergen nasibi” Nursultan Nazarbay’ev ise tıpkı Hazar’ın Mağcan’ı bağrına basması gibi “uzaktan gelen kardeşlerini”   bizzat kabul edip onlara gösterdiği ilgi ve iltifatlarla, aradaki mesafelere rağmen bu kardeşliğin ölmezliğini bir kez daha göstermiş oldu.

İşte Hazar bir kez daha bu yakadan o yakaya hasretleri, hasretlileri bağlayan sevgi köprüsü, şiir köprüsü oldu.

İşte Elazığ, bir kez daha yine Elazığ oldu.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 1. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 1. Sayı