HaftanınÇok Okunanları
NERGİS BİRAY 1
Mehmet Topay 2
KEMAL BOZOK 3
İSMAİL DELİHASAN 4
RAHMİ ALİ 5
HİDAYET ORUÇOV 6
Ahmet Kartal 7
Şu fani kubbede herkes gibi benim de vardı bir hikâyem. Vardı varmasına ama âdeta benimle sessizce yok olmaya söz vermişlerdi. Sonra ne oldu, nasıl oldu bilmiyorum, “kader ve nasip” diyelim, hikâyelerim dile gelmek istedi. Geç de olsa anladım, mühim olan sadece bir hikâyeye sahip olmak değilmiş, o hikâyeyi paylaşma cesaretinde bulunabilmekmiş ya da yazarken sonunu dahi kestiremediğin bir hikâyeye sarılmakmış, inanmakmış ve en önemlisi senin dilinden anlayan başka hikâye severe açılabilmekmiş...
2021-2022 ve 2022-2023 yılları arasında 27-28. ve 28.-29. Dönem Avrasya Yazarlar Birliği Türkiye Çevrim İçi Hikâye Atölyesi’ne katılma şansına sahip oldum. Nurhan Burhan hocamızın eğitmenliğinde güzel bir iki yılı kendi hikâyeme ekledim. Herkesin evlerine kapandığı Kovid19 küresel salgını sürecinde, kısaca online eğitimlerin normalleştiği bu dönemde, cuma akşamlarımın hikâyesi oldu bu eğitimler. Nurhan Burhan hocamızın yönettiği bu eğitimlerde hiç kuşkusuz onun kadar emek ve özveride bulunan Osman Çeviksoy hocamı da zikretmem gerekir. Nurhan hocamızın iğneyle kuyu kazarcasına her bir ayrıntıyı dikkatle okuyup değerlendirmesi, motive etmesi ve Çeviksoy hocamızın babacan üslubuyla eğilip bükülmeden, kırıp dökmeden daha iyisini yazabilmemiz için söyledikleri, Ataman Kalebozan hocamızın teşviki çok kıymetliydi. Hikâyemi paylaştıktan sonra özellikle o hafta Osman hocadan duyacağım güzel bir ifade ya da tebessüm, hikâyelerime daha çok inanmamı ve sarılmamı sağladı.
Şimdi dönüp baktığımda tam yirmi iki hikâye kazandırmış bana bu atölye. Sessizce içimde yaşattığım hikâyeler, ete kemiğe büründü. Belki hocalarım hangi hikâyeme nasıl katkı yaptıklarını unutmuşlardır ama ben her bir hikâyemi okurken Osman hocamın, Nurhan hocamın sesini duyar gibiyim, her bir sözcüğünde noktasından virgülüne emekleri var. Sağ olsunlar, var olsunlar… Yolculuğumda bana eşlik ettikleri için onlara minnettarım.
Bu süreçte elbette yüz yüze görmediğiniz, tanımadığınız aynı dili konuştuğumuz birçok sınıftaşımız, arkadaşımız, öyküdaşımız oldu. Beni gönül sofralarına misafir eden, manevi bir bağla bağlandığım, hikâyelerini dinlemekten büyük bir zevk aldığım arkadaşlarıma da minnettarım. Ayrıca bu konuda yazı yazmaya teşvik eden ve bizlere duygularımızı ifade etme imkânı sunan işin mutfağında bulunan herkese teşekkürlerimi sunarım.