HaftanınÇok Okunanları
Ercan Argınbayev 1
Zılika Jantasova 2
Coşkun Haliloğlu 3
Kanıbek Sarıbayev 4
HİDAYET ORUÇOV 5
Batyrkhan Sarsenkhan 6
SEVKAN TAHSİNOĞLU (USTA ) 7
Aylardır beklediğimiz İstanbul gezisi sonunda gelmişti. Okulda nereye gitsek herkes aynı şeyi konuşuyordu. Otelde aynı odada kalacağımız arkadaşlarımla eşyaları paylaşmış, kimin ne getireceğini günler öncesinden planlamıştık. Ben de valizimi hazırlamıştım ama yine de bir şey unutmuş olabilirim diye defalarca kontrol ettim.
Nihayet o sabah geldi. Babamla birlikte okulun avlusuna gittik. Otobüslerin önünde öğrenciler, valizler ve heyecanlı aileler vardı. Herkes birbirine sarılıyor, fotoğraf çekiyor ve son tavsiyelerini veriyordu. Biz ise bir an önce otobüse binip yola çıkmak istiyorduk.
Otobüs hareket ettiğinde herkes çok mutluydu. Şarkılar söylüyor, sohbet ediyor ve İstanbul'da neler yapacağımızı konuşuyorduk. Fakat bu mutluluk sınır kapısına gelince biraz azaldı. Önümüzde uzayıp giden otobüs kuyruğunu görünce uzun süre bekleyeceğimizi anladık. Saatler geçmek bilmiyordu. Uyumaya çalıştım ama otobüsteki seslerden dolayı pek başarılı olamadım. Yolculuğun bu kadar uzun süreceğini kim tahmin edebilirdi?
Uzun bekleyişlerden sonra Edirne'ye ulaştık. Orada kısa bir süre abimle buluştum. Birlikte Selimiye Camii'ni gezdik. Sonra akşam yemeğimizi yiyip yeniden İstanbul yoluna koyulduk. Otobüsten biraz olsun inmiş olmak hepimize enerji vermişti. Yol boyunca şarkılar söyledik ve sonunda İstanbul'a vardık.
Otele geldiğimizde gece oldukça ilerlemişti. Arkadaşlarımla eşyalarımızı yerleştirdik. Ertesi gün erken kalkacağımız için fazla oyalanmadan uyuduk.
Sabah kahvaltıdan sonra Eminönü'ne gittik. Oradan vapura bindik. Boğaz'ın serin rüzgârı yüzüme vururken martıların seslerini dinledim. İstanbul'u denizden görmek çok güzeldi.
Vapurdan indikten sonra Ayasofya ve Sultanahmet Camii'ni ziyaret ettik. Kalabalık nedeniyle içeri giremedik ama dışarıdan bile çok etkileyiciydiler. Camilerin önünde birkaç kedi gördüm. Kedileri çok sevdiğim için onlara kendi kendime Ayasofya ve Sultanahmet isimlerini verdim.
Daha sonra Topkapı Sarayı'na doğru yürüdük. Yol boyunca o kadar çok kedi gördüm ki hepsine isim bulmam mümkün değildi. Bu yüzden çoğuna "İstanbul Kedisi" dedim.
Topkapı Sarayı'nda Kaşıkçı Elması'nı, sultanların kıyafetlerini ve Mukaddes Emanetler'i gördüm. Saray çok büyüktü. Bize serbest zaman verildi ama bir saat içinde her yeri gezmek imkânsızdı. Ben özellikle haremi görmek istiyordum.
Harem bölümünde gezerken sarayın ünlü kedisi Şerbet'i gördüm. Görevli, Şerbet'in genellikle burada dolaştığını söyledi. Şerbet hiç acele etmiyor, sanki sarayın gerçek sahibi gibi ağır ağır yürüyordu. O anda aklımdan komik bir düşünce geçti: Belki de yüzyıllardır sarayı yönetenler padişahlar değil, kedilerdi.
Akşam Bayrampaşa Belediyesi'nde yemek yedik. Sonra Forum Alışveriş Merkezi'ne gittik. Beğendiğim bir ceketi satın aldım. Arkadaşlarım da kendilerine çeşitli hediyeler aldılar. Otele döndüğümüzde hepimiz çok yorulmuştuk. Bazı arkadaşlarım gece geç saatlere kadar lobide vakit geçirdi ama ben ertesi günkü geziyi kaçırmamak için erkenden uyudum.
Ertesi sabah valizimi otobüse yerleştirdim ve Çamlıca Camii'ne gittik. Burayı ilk kez görüyordum. Caminin girişinde yine bir kedi vardı. Yanına gidip başını okşadım. Bana izin verdiği için çok mutlu oldum.
Sonraki durağımız Eyüp Sultan Camii oldu. Yağmur yağmaya başlayınca çoğu kişi avluda bekledi. Ben ise fırsatı değerlendirip camiyi gezdim. İçeride, namaz kılınan bölümün yakınında uyuyan bir kedi gördüm. O kadar rahat uyuyordu ki sanki bütün cami ona aitti. Hemen fotoğrafını çektim.
Akşam yemeğini yedikten sonra dönüş yoluna çıktık. Bu kez yolculuk daha kısa sürdü. Yaklaşık on üç saat sonra Gostivar'a ulaştık. Babam beni okulun avlusundan aldı. Eve gittiğimde annem ve babaannem beni özlemle karşıladı.
O gece odama çekildiğimde İstanbul'u düşündüm. Ayasofya'yı, Boğaz'ı, Topkapı Sarayı'nı ve gezdiğimiz bütün yerleri hatırlıyordum. Ama en çok aklımda kalan şey kedilerdi. Camilerin önünde, sarayların bahçelerinde, sokaklarda ve hatta ibadet eden insanların yanında huzurla uyuyan kediler...
Belki yıllar sonra İstanbul'u yeniden ziyaret edeceğim. Ama ne zaman İstanbul'u düşünsem önce o kedileri hatırlayacağım. Çünkü benim için İstanbul, biraz da kedilerin şehridir. Bu yüzden anılarımda bu gezi hep "İstanbul Kedisi" olarak kalacak.