İyi ki Varsınız


 01 Ağustos 2021


“Gözünü bürüyen öfke yok olduğunda asıl gerçeği göreceksin ve gerçekler her zaman hayrımıza olmayabilir.”

“Susacağım o zaman öyle mi?”

“Evet, susacak ve unutacaksın.”

Sustum.

Unutmadım. Gördüğüm gerçek, öfkemi yok etmedi, daha da artırdı. Omuzlarımda yaşayan bir karabasan oldu.

Bedenimin üzerine bir beden daha eklenmişçesine vicdanımla hesaplaşmalarım günbegün çoğaldı.

Yaşadığımız yıllar koca bir yalandan ibaretmiş. Sevgi ve aile kavramına duyduğum inanç o gün yerle bir oldu.

Köşe başında teyzemin yıllardır tek başına işlettiği çiçekçiye gittim. Hışımla içeri girdim.

“Sen biliyor muydun ?” diye bağırmaya başladım.

Neler olduğunu anlamayan teyzem beni sakinleştirmeye çalıştı.

“Abimin öz abim olmadığını biliyor muydun?” dedim.

Bunu nereden öğrendiğimi ve ardından bir düzine soruyu daha ara vermeden sor- maya başladı.

“Abimin kaza geçirdiği günü hatırlıyorsun dimi, hiçbirimiz kan grubumuz aynı olmadığı için kan verememiştik, doktora bazen böyle istisnalar olur diye yalan söyletmiştiniz ve ben inanmıştım, ama bugün ilk defa annemin kilitlemeyi unuttuğu defterini buldum ve çok merak ettiğim için okudum. Keşke okumasaydım, keşke bilmeseydim. Teyze bana neler olduğunu anlat, anlat yoksa delireceğim.” dedim.

“Bundan yirmi yıl önce anne ve babanın çocukları olmuyordu. Çok uğraştılar ama nasip olmadı. Kazayağa’ya o gün çok kar yağmıştı yerler buz tutmuştu. Kaza üzerine kaza olmuştu. Bunların birini de baban yapmıştı. Küçük bir oğlan çocuğuna çarpmıştı. Hemen hastaneye götürmüşlerdi, doktor bir şeyi olmadığını iyileşeceğini söylemiş ama uyandığında hafızasının yerinde olmadığı anlaşılmıştı, tam bir ay annenler ona baktı ama hafızası bir türlü yerine gelmedi. Baban çocuğun ailesini bulmaya çalıştıkça, istese hemen bulurdu ama annen hep mani oldu, oğlum diye sevmeye başladı onu, o giderse kendimi öldürüm diye başlayan tehdit cümleleriyle babanın gözünü korkuttu hep. Baban da ömrü boyunca bir kere bile kötüye kullanmadığı görevini kötü kullanıp her şeyi tereyağından kıl çeker gibi halletti. Çocuğu nüfuslarına aldılar. Hafızası bir gün yerine gelir gibi oldu ama annen yeni kurduğu düzenini tanıttı ona hem yaşı da çok küçüktü hatırladıkları da sayılı şeylerdi.” dedi.

Siz bir ömür bu günahın vebali ile nasıl yaşayabildiniz madem çocukları olmuyordu ben nasıl oldum beni de mi kaçırdılar beni de mi nüfuslarına aldılar diye bağırmaya başladım.

Saçmalama diye karşı çıktı teyzem “Allah’ın hikmetinden sual olunmaz senin doğacağını bilseler böyle bir şey yaparlar mıydı hiç ?” dedi.

“O zaman neden düzeltmediler ben doğunca neden, neden teyze neden? Çıldıracağım.” dedim.

Bir hışımla sokağa fırladım, Sapanca’da arkadaşımın yanında kaldım bir süre telefonumu kapattım, günlerce, haftalarca ağladım ve sonunda bunu abimden saklamama kararı aldım. Hemeneve gittim. Annem akşam yemeğini hazırlamıştı sofrada oturuyorlardı, abim kız arkadaşını bizimkilerle tanıştırmak için getirmişti.

Ben masaya oturur oturmaz, “Sizin gibi bir ailem olduğu için ne kadar şanslıyım kız arkadaşıma hep sizden bahsediyordum iyi ki varsınız.” dedi.

Hiç kurmadığı cümleleri o gün inadına bana karşı gelircesine kurmuştu.

Siz hiç susmak zorunda kalmanın ne demek olduğunu bilir misiniz ?

Sustum, unutmadım ama sustum.

(AYB Online Hikaye Atölyesi, Haziran 2021)

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 176. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 176. Sayı