HaftanınÇok Okunanları
HİDAYET ORUÇOV 1
KEMAL BOZOK 2
SEYFETTİN ALTAYLI 3
İSMAİL DELİHASAN 4
VILAYET GULIYEV 5
Ece Türköz Oğuz 6
Kardeş Kalemler 7
(Kuzey Makedonya Elessa köyünde yaşıyor. 12 yaşında ve Necati Zekeriya ilköğretim okulunda 6. Sınıfı öğrencisidir.)
Bir sabah Asan erkenden uyandı. Hava serindi ama güneş yavaş yavaş yükseliyordu. Atını aldı ve biraz gezmek için yola çıktı. Uzun süre dolaştıktan sonra bir bahçenin yanına geldi. Atını, “Karnını doyursun, biraz sonra alırım!” diye uzun bir iple bir ağaca bağladı ve evine döndü.
Aradan birkaç saat geçti. Asan, birden yerinden kalktı. “Gidip atımı alayım,” dedi. Bahçeye doğru hızlı adımlarla yürüdü. Ama oraya vardığında kalbi sıkıştı. Çünkü at yerinde yoktu.
Etrafına bakındı. İpi çözülmüş, at kaybolmuştu. “Acaba kaçtı mı?” diye düşündü. Hemen aramaya başladı. Sokak sokak dolaştı, tarlalara baktı, komşulara sordu, atını bulamadı. Hava kararmaya başlayınca yorgun bir şekilde eve döndü.
“Yarın yine ararım,” dedi kendi kendine. O gece gözüne uyku girmedi.
Sabah olur olmaz tekrar dışarı çıktı. Tam umudunu kaybetmeye başlamışken biraz ileride bir at gördü. Kalbi heyecanla çarpmaya başladı. “Acaba benim atım mı?” diye düşündü.
Yanına gitti. Dikkatlice baktı ama emin olamadı. Asan tereddütle bakınıp dururken atın üzerindeki küçük yara izini fark etti. Hatırladı. Bu izi, at kendisi yapmıştı. Küçükken çitlere sürtünürken yaralanmış, o yara iyileşince bu iz kalmıştı.
Asan’ın yüzü aydınlandı. “Bu benim atım!” dedi sevinçle. Hemen ipini tuttu ve atını alıp evine döndü.