HaftanınÇok Okunanları
ORAZ YAĞMUR 1
USHKYN SAIDIRAKHMAN 2
SULTAN RAEV 3
FEYZA TUĞÇE FIRAT 4
ENVER KAPAĞAN 5
SAMET MUGANLI 6
AHMET KARTAL 7
Belma için karışık bir gündü. Uykusuz, aç, bitkin ve yorgundu. Sabaha kadar hiç uyumadı, uyuyamamıştı. Büyük gün gelmişti. Üniversite üçe geçmek için bir sınavı daha vardı. Bu sınavı her türlü geçerdi de sıkıntısı, ya yüz puan alamazsam idi. Yüz, onun için çok önemliydi, çünkü babasına söz vermişti; bütün sınavlarımdan yüz ya da en düşük doksan alacağım diye. Her sınava girmeden önce içini korku ve heyecan kaplıyordu. Kalbi göğsünden firar etmek istercesine atıyordu bugün. Onun için ıstıraplı bir gündü. Eğer söz verdiği notlardan düşük alırsa evdekileri arayamazdı, Ailesini hayal kırıklığına uğratamazdı. Ona çok güvenirlerdi ve beklentileri yüksekti. Keşke böyle olmasa diye düşündü, tırnaklarını kanatana dek yedi. Ailesinin beklentisi bu kadar yüksek olmasa o da rahat bir şekilde, diğer arkadaşları gibi ‘şimdi sınavdan kaldım ama ikincisinde inşallah geçeceğim.’ diyebilecekti.
Her sınav öncesi cehennem azabıydı bu hissettikleri. Sakinleştirici ilaçlara başlamıştı.
Korkuyordu başarısız olmaktan, ailesinin ve yakınlarının gözünden düşmekten. Ne kadar da ağır bir yüktü bu Belma için. Omuzlarında tarif edemediği, yaşından büyük bir ağırlık vardı. Günden güne daha da takıntılı hâle geldi. Rüyada bile doksandan aşağı aldığını görse, uyandığında ağlama krizine giriyordu. Yoksuldu Belma’nın ailesi. Bulup buluşturup üniversiteye ancak kaydettirmişlerdi kızlarını. Burs da alıyordu. Yoksa yurdun ücretini nasıl öderdi. Annesi, para gerektiğinde ablasından ödünç istiyordu ama ablası somurta somurta veriyor, bir ton da dert yanıyordu; “Kocam da hasta artık çalışamıyor, idare etmemiz gerek.” diyordu. Aslında bu tavır bir daha bizden para istemeyin demekti. Kadıncağız aşka kimden isteyebilirdi ki? Babası ise üniversiteye kaydettirirken; “Ana - kız bir aradayken söyleyeyim ben kimseden borç morç istemem. Elimizde ne varsa onunla idare edeceksin Belma. Gerekirse bir öğün yemek yemeyeceksin ama beni kimseye muhtaç etmeyeceksiniz, kimsenin diline düşürmeyeceksin. Gezmek tozmak yok oralarda, kılığına dikkat edeceksiniz. Dersine çalışıp, güzel notlar getireceksin. Yoksa boşuna bizi yorma. El aleme karşı utandırma.” demişti.
Bu sözlere karşı kız da babasına söz verdi. Verdiği sözü de tutu. Başarılı oldu. Babası da bir yandan haklıydı, bu yoksullukta üniversiteye yazdırıp aşından kısarak kızlarına yetecek kadar para gönderiyorlardı, bir de iyi notlar getirmeyecekse bütün bu zahmetlere ne gerek vardı? Niye yarı aç yarı tok olsunlardı? Sınav günü gelip çatmıştı. Belma’nın yüzünde sıkıntıdan sivilceler çıkmıştı. Saçları dökülmeye başlamıştı. Yine sınav stresi yaşıyordu. Bir haftadır öğünleri atlar olmuştu. Çok az parası da vardı zaten. Biterse, acil bir durumda ne yapacaktı?
Üzerine ne bulduysa giydi, perişan halde görünüyordu. Okulun yolunu tutu. Düşüne düşüne vardı. Sınava girdi. Her zamanki gibi en önde oturdu. Babası en ön sırada oturmazsan senin çalışkan olmadığını düşünürler diye söylerdi hep. Öyle zihnine işlemişti ki sınavda bile babasını düşünüyor ve onun emirlerine uymaya çalışıyordu.
Sınav sonuçlarının açıklanmasına iki gün kalmıştı. Belma’yı uyku tutmuyordu. Allah’ım ne
olursun yüksek not almış olayım diye dua ediyordu. İki gün onun için çok zor geçecekti. Zaman zaman kalbi ağzından çıkacakmış gibi bir his kaplıyordu bedenini.
Korkuyordu. İki gün böyle geçti. O gün geldi. Sınav sonuçları günü. Okula iki saat öncesinden gitti. Sınav sonuçlarını öğrenmek üzere bölümüne doğru ilerledi. Sınav sonuçları profesörün kapısında asılıydı. Belma kapıya yöneldi ve kendi adını görebilmek için kalabalığın arasından kapıya ulaşmaya çalışıyordu. Ulaştı da. Seksen puan almıştı. Gözleri bir kendi notuna bir de diğer öğrencilerin notlarına gidip geliyordu. Başından aşağı kaynar sular dökülmüştü, parmak uçları karıncalanmaya başladı. Hemen duvara yaslandı. Evi arayıp da ne diyeceğim, diye düşündü. Onun için bundan daha kötü bir durum olamazdı. Bu güne kadar hep korkmuştu ama iyi notlar almıştı. Bu defa neden böyle olmuştu, ne yapacaktı şimdi, kafasından bu sorular geçerken titremesi çoğalmaya başladı fakat herkes o kadar kendi halindeydi ki hiç kimse onu fark etmemişti. Sonunda yere yığıldı. Etraftakiler başına toplandı ve hemen hastaneye kaldırıldı. Hastanede psikiyatrist Belma ile ilgilendi. Endişe ve korku panik atak yapmıştı Belma’yı. Doktor birkaç soru sordu.
Belma yarı baygın gözlerle cevap veriyordu. Belki de gözlerini açıp anne babasını görmekten, onlara bu durumu anlatmaktan korkuyordu. Öyle de oldu, anne ve babası geldi, kızlarının bu halini gördükten sonra perişan oldular.
Eve götürdüler, bir süre tedavi gördü. Bir dönem kaybetti fakat tekrar devam etme kararı aldı. Bir iş adamı kızın bütün okul masraflarını karşıladı. Bir arkadaşı aracılığıyla bulmuştu bu bursu. Onun için yeniden doğmaktı bu defa okula başlamak. Yeni bir doğuş, omuzlarında yük olmadan hayata tutunmaktı. Babası da yanlışlarını fark etti. Okula döndüğünde Belma için hayat, asıl şimdi başlıyordu.
(AYB Balkanlar Online Hikâye Atölyesi / Kasım 2021)