HaftanınÇok Okunanları
NIKA ZHOLDOSHEVA 1
HİDAYET ORUÇOV 2
ZEHRA TAŞDEMİR 3
Emrah Yılmaz 4
Coşkun Haliloğlu 5
Coşkun Haliloğlu 6
Kardeş Kalemler 7
KARDEŞLİK
Edda YAŞAR
Duvarları beyaz boyalı küçük, sevimli bir evde yaşıyorduk. Annem alımlı, bakımlı ve güzel bir kadındı. Biz iki kızkardeştik. Annem evimizle, bizimle, babamla çok ilgiliydi. Mutluyduk. Evimizin bir kaç metre uzağındaki evde de teyzem oturuyordu. Teyzem hiç evlenmemiş, yorgun görünüşlü, asık suratlı ve genellikle huysuz bir kadındı. Teyzemin bu halleri yüzünden, o ve annem geçinemezler, sık sık tartışırlar, günlerce hatta aylarca birbirleriyle konuşmazlardı. Ben ve kız kardeşim ise, onların aksine her zaman iyi anlaşır, birlikte güzel vakit geçirirdik ama bu çok uzun sürmedi. Çünkü kız kardeşime, okuldan eve gelirken araba çarpmış ve onu kaza yerinde kaybetmiştik.
O acı günden sonra hayatımız tamamen değişmiş, zamansız gidişiyle hepimiz alt üst olmuştuk. Ne yapmamız gerektiğini, onsuz nasıl yaşayacağımızı bilemiyorduk. Annem suskunlaşmış, elleri koynunda oturan, etrafına boş boş bakan biri haline gelmişti. Adeta yıkılmıştı.
Bize eskiden çok seyrek uğrayan teyzem ise yanımızdan ayrılmayan, evimizde yapılması gereken her şeyi sessiz sedasız halleden, gelenleri karşılayan, gidenleri uğurlayan, her işimizle ilgilenen biri olmuştu. Böylece bir kaç gün geçmişti. Annem yavaş yavaş kendine gelir gibi oluyor oturduğu yerden kalkıp kardeşimin odasına giriyor, orada namazını kılıp dualar edip çıkıp tekrar gelip her zamanki yerine oturuyordu.
O gün de abdest alıp kardeşimin odasına girdi. Uzun bir süre sonra odadan elinde kardeşimin çok sevdiği kirazlı kolyesi ile çıktı. Her zamanki yerine oturup kolyeyi avuç içine alıp kokladı.Uzun süredir içinde tuttuğu gözyaşlarını birdenbire akıtmaya bir ağıt eşliğinde ağlamaya başladı. Annemin yanına gidip sarıldım. Gözyaşlarımız birbirine karışmıştı. Uzun süre öylece kaldık. Bir müddet sonra teyzemin anneme:
“Haydi kardeşim, kalk. Gel elini yüzünü yıkayalım. Rabbim böyle uygun görmüş, elimizden ne gelir ki?” demesiyle ayağa kalktık. Teyzemle birlikte annemin kolundan tutup banyoya götürdük. Teyzem, annemin yüzünü yıkadı; ensesini, boynunu ıslak elleriyle serinletti. Banyodan çıkacakken annem, teyzemin elini tuttu, ağlamaktan kısılmış sesi ile:
“Sağol kardeşim.” dedi. Birbirlerine sevgi ile sarıldılar. Onları ilk kez böyle gördüğüm için çok şaşırmıştım.
Günler hızla akıp gitmeye başladı. Acımız azalmamıştı ama gelen gidenler epey azalmıştı. O akşam teyzem de evine döndü. Onun gidişiyle evimiz hepten sessizleşmişti ki birden annem bağırarak ayağa fırladı.
“Olamaz, hayır bu olamaz!” diye ceplerini arıyordu. Feryat ederek oturduğu yerden kalkıp kardeşimin odasına koştu. Babamla ben şaşkınlık, endişe ve korku içinde olduğumuz yerde bakakalmıştık. Kendimize gelip annemin peşinden odaya girdik. O, hızlı ve telaşlı hareketlerle çekmeceleri açıp içini karıştırıyor, sonra öbür çekmeceyi açıyordu. Babam;
“Hanım, ne oldu? Ne yapıyorsun? İyi misin? Kendinde misin? Bize de söyle! ” diye endişe içinde annemin kolunu çekiştiriyordu. Annem adeta aklını kaçırmış gibi davranıyor babamı duymuyordu bile.
“Nerede? Nerede?” diye bağırıyor, odadan çıkıp banyoya, banyodan çıkıp salona koşuyor, sürekli birşeyler arıyordu. Babam, annemi engellemeye, ne olduğunu anlamaya çalışsa da bir türlü onu kendine getiremiyordu. Ben korkmuş ağlamaya başlamıştım. Annem o karışıklıkta birden dış kapıdan çıkıp yalın ayak sokağa fırladı. Koşmaya başladı. Biz de peşinden çıkıp anneme yetişmeye çalışıyorduk ki annem, teyzemin evine doğru koşup kapısını yumruklamaya başladı. Bir yandan da;
“Aç, kapıyı aç, çabuk aç!” diye bağırıyordu. Teyzemin kapıda belirdiğini, annemin hızla teyzeme tokat atıp iterek onu düşürdüğünü ve evine daldığını gördüm. Koşup teyzemi yerden kaldırdım, babam annemi yakalayıp kollarıyla sımsıkı tutup sarsmaya başladı. Zavallı teyzemin yanağı kızarmış, düşmenin etkisiyle dudağının kenarı kanamış, şaşkınlık içinde bir bana bir de annemle babama bakıyordu. Annem teyzeme;
“Sen aldın değil mi? Sen aldın. Sinsi bir yılansın sen. İçimize girip bana daha çok acı çektirmek istedin değil mi? Ama kabahat bende, sana inandım.” diye ağzından tükmükler saçarak bağırıyor bir yandan da babamın kollarından kurtulup teyzeme saldırmaya çalışıyordu.
“Ver çabuk, nerede kızımın kirazlı kolyesi, çıkar getir onu bana!” diye son bir hamleyle babamın kollarından kurtulup ileri atıldı o anda babam da annemi tekrar tutmak isterken annemin gömleğinin ucunu yakalayabildi ama annem ileri doğru hamle yaptığı için gömleğin düğmeleri kopup göğsü açıldı. Kardeşimin kirazlı kolyesi Annemin göğsünden süzülüp yere doğru kayıp düştü.
Annem de dâhil olmak üzere hepimiz şaşkınlık içinde olduğumuz yerde kalmıştık. Annem kardeşimin kokusu üzerine sinmiş olan kolyeyi, yüreğinin üstüne bastırıp orada unutmuştu.
Derin bir sessizlik oldu.
Teyzem, eğilerek yerden kolyeyi aldı ve anneme uzattı. Annem ne kolyeyi alabildi ne de ağzını açıp birşey diyebildi. Teyzem kolyeyi Annemin avuçlarına bırakıp sımsıkı anneme sarılarak;
“Üzülme!” diye fısıldadı. “ İyi olacaksın.”
Acılar unutulmadı ama annem, teyzemin sayesinde zamanla toparlandı. İkisi de eskiden yaşayamadıkları kardeşliği yaşamaya başladılar. Annem, kızını kaybettiği noktada kardeşini bulmuştu, bense kardeşimi kaybetmiştim ve yeri asla dolmuyordu.
(AYB Balkanlar Çevrim İçi Hikâye Atölyesi, Ocak 2023 )