HaftanınÇok Okunanları
AYSUN DEMİREZ GÜNERİ 1
VILAYET GULIYEV 2
KEMAL BOZOK 3
HİDAYET ORUÇOV 4
İSMAİL DELİHASAN 5
Ece Türköz Oğuz 6
BURHANETTİN ÇAKICI 7
1997 yılında Kazakistan’ın başkenti Astana’da doğan Karlıgaş’ın babası mühendis, annesi ev hanımıdır. Astana’da 21 nolu Mektepte üniversite öncesi eğitimini almıştır. Astana’da L. N. Gumilev Avrasya Milli Üniversitesi Filoloji Bölümü’nden 2019 yılında mezun oldu. Şuan da Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Türk Dili Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimi almaktadır.
Televizyonlarda yayınlanan Türk dizilerinden Türkiye Türkçesini öğrenen Karlıgaş, Türkiye Türklerinin edip ve şairlerine de merak salmıştı. Edip Cansever, Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat, Turgut Uyar, Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip gibi şairlerin eserlerini okumuştu. Hüseyin Nihal Atsız’ın ise ayrı bir yeri vardı. Bu şairlerin şiirlerinin neredeyse birçoğunu ezbere okuyabiliyordu.
Hatta zaman zaman Bektaş yüce dağ başında yalağazdı /Bektaş zaten doğduğundan beri yalağazdı /Papatya gibi yalağazdı/ kuş yemi gibi yalağazdı/ iğneden ipliğe işte Bektaş yapa yalağazdı diye Turgut Uyar’dan mırıldanırdı. Ancak Ruhun mu ateş yoksa gözler mi alevden mısralarına başladığında hançer gibi keskin çiçekler gibi ince sözleri de dile gelmeye başlamıştı.
Yüksek Lisans tezi olarak Kazak modern edebiyatının önemli filozof ve yazarlarından Askar Süleymenov’un Besatar ‘Beşli Mavzer’1 1916 Birinci Dünya Savaşı Döneminde Rus İşgalindeki olayları anlatan hikayelerini çalışmaktadır. Kazak Edebiyatında tarihi olayları milliyetçi bakış açısıyla felsefe ve sanatla işleyen Süleymanov’un bu önemli eserini Türkiye Türkçesine kazandıracaktır.
Karlıgaş’ın Kazak Türkçesi ile kaleme aldığı aşağıdaki şiirlerini Türkiye Türkçesine aktararak tanıtmaya gayret ettik.
KARLIGAŞ KABAY
ÇEVİREN: BERNA SERT
Vaha
bu adada suya olta attığında ancak
yalnızlığını tutarsın
kendimizi uzun zamandır vitrin önünde
dalgınca bakar gibi hissederdik
sarhoşluğu bilmeyen yıldızlarla
dertleşemediğimiz için..
Do Diyez Minör
do diyez minör,
hayatın seni terk ettiği andır..
do diyez minör,
ölümün de dudağından öpemediği
o an…
do diyez minör tuşlarının ritmine göre
nefes almakta olan
genç çocuğun beyninde
rengarenk kelebekler uçuşuyorlar.
uçuşuyorlar öylece rengarenk
kelebekler,
hayatı terk edip ölümün de dudağından
öpemediği o ana benzeyerek...
Şarkılar
hepsi şarkılar yüzünden..
onlardır hüznümüzü sürekli hatırlatan
yoksa Tanrıda ne işimiz var bizim..
sigarada ne işimiz var..
Kafes
kuş uçup gitti.
bir iki tüyünü bırakmış kafesin içinde.
fakat bu sefer kafes
tüylere hapsedilmiş
Toprak
hayattan sıkılan yıldızlar
bugün de gökyüzüne gelmediler.
ben de kitaplarımı kovduğum
dört duvarlı penceresiz odama
saklanırdım bazen
kurtulamadığım tek şey kendi olduğum
gibi
bizden hiçbir zaman kurtulamayan
toprak için üzülerek..
Gölge
senin
senin ruhunu
nereden geldiğini bilmediğimiz bir ışığın
aydınlattığı gün yeryüzünde
gökyüzü doğdu..
dağ doğdu..
deniz doğdu...
okyanus doğdu..
ben doğdum..
biz aslında
o ışıkla senin ruhunun hangi birine
secde edeceğimizi bilemeyen
ruhunun gölgeleriydik...
Sokaklar Hakkında
(Seyyah İsmail Doğan’a)
sokaklar hakkında yazabilmen için
bir evinin olması mutlak değildir.
fakat bir evin hakkında yazacaksan
bir sokağın olması lazım mutlaka
ve
evinin penceresinin önünde
o sokağı gözetleyen bir çiçeğin..
Plak
Bu plağı durduralım artık..
Şarkısını hiçbir zaman sevmemiştik ki...
Senin Hakkında
Senin hakkında düşünmek istemiştim
bugün..
ama hava soğuktu...