Kaybolmayan Şehir Üsküp


 15 Ocak 2026

21 Aralık Türkçe Bayramı Gezi Notları

Avrasya Yazarlar Birliği olarak Türkçenin ve edebiyatın izinde yeni bir yolculuğun heyecanı içerisindeydik. Kasım ayının başlarında Unesco 15 Aralık’ı “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” ilan etmişti ve bu haberin coşkusunu hissettiğimiz günlerde Kuzey Makedonya’da 2007 yılından beri bir bayram olarak kutlanan 21 Aralık "Türkçe Eğitim Günü" kutlamalarına davet edildik.  Kutlamalar kapsamında planlanan programda “Balkanlarda Çevrimiçi Yazarlık Atölyeleri Kitap Tanıtımı” düzenlenecekti. Her hafta çevrim içi buluştuğumuz, önceki gidişimizde tanıştığımız “Balkan Yazarlık Atölyesi” ve ilk kez göreceğimiz “Bala Balkan Yazarlığa Hazırlık Atölyesi” katılımcılarımızla yüz yüze buluşacak olmanın sevincini yaşıyorduk.

Bizim Şehrimiz Üsküp’te İlk Akşam

19 Aralık 2025 Cuma günü Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Ufuk Tuzman ile eşi Setenay Tuzman, Başkan Yardımcısı Edebiyat Akademisi Başkanı Bala Balkan Yazarlığa Hazırlık Atölyesi Hocası Osman Çeviksoy, Türkiye ve Türk Dünyası Yazarlık Atölyesi Hocası Nurhan Buhan ve Bengü Yayınları İdare Müdürü Yusuf Demir’den oluşan beş kişilik heyetimiz Esenboğa Havaalanı’nda buluştuk. İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan aktarma yaparak buruk bir heyecanla Üsküp’e doğru yola çıktık. Buruktuk çünkü eksiktik. İki yıl önce bu bayrama Yakup Ömeroğlu’yla katılmıştık. Şimdi bulunduğu ebedi âlemde emanetlerine sahip çıkışımızdan memnun, gülümseyen gözleriyle bizi seyrettiğine inanıyorduk. Bir eksiğimiz daha vardı. Eşinin rahatsızlığı sebebiyle bu seyahate katılamayan Balkanlar Çevrim İçi Yazarlık Atölyesi Hocası Ataman Kalebozan’ın aramızda olmayışı da bizi üzmüştü. 

Sisli bir havada Üsküp havaalanına ulaştığımızda Türkiye ile saat farkından dolayı henüz akşam olmamıştı. AYB Balkan Atölyeleri katılımcılarından Yazar, Şair Dr. Rabie Ruşid, güler yüzüyle heyecanıyla karşıladı bizi. “Sizin için özel olarak kırmızı beyaz giyindim.” dedi. Onu görünce biz de çok heyecanlandık. Rabie, daha önceki seyahatimizde İştip’te mihmandarımız olmuştu. Bu güzel yürekli, çalışkan yörük kızı, Kuzey Makedonya’daki can dostlarımızdan biriydi. Bizi kalacağımız otele götürürken bir taraftan da Üsküp’ü tanıtıyordu. Daha önceki geldiğimde gördüğüm şehre hâkim bir tepeye yerleştirilmiş büyük haçın yanına daha görkemli bir kule yapılmış olması dikkatimi çekti.  Otele geldiğimizde birkaç saat sonra Yahya Kemal Şöleni’nde buluşmak üzere Rabie’den ayrılıp odalarımıza çıktık.       

Otelimiz Üsküp Kalesi'nin önündeki yolun karşısında yer alan Osmanlı döneminde postane şimdi vakıf olarak kullanılan tarihî bina ile yanındaki Mustafa Paşa Camii’nin hemen arkasında bulunuyor. Otelin biraz daha aşağı tarafında Arasta Camii ve devamında Üsküp'ün en meşhur yerlerinden olan Türk Çarşı'sı yer alıyor. Eski Üsküp diyebileceğimiz şehrin bu tarihî kesiminde çoğunlukla Türkler yaşıyor. Buralar hâlâ Yahya Kemal’in Kaybolan Şehir’de  “Firûze kubbelerle bizim şehrimizdi o;/Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyle biz’di o.” dediği yerler.

Odalarımıza yerleşip biraz dinlendikten sonra Balkan Yazarlar Birliği Başkanı Mürteza Sulooca bizi almaya geldi. Türk Çarşı’sında yürüdük ve akşam yemeğimizi yiyeceğimiz restoranda Mürteza Bey’in eşi Zor Derneği Başkanı Hacer Hanım ve Yeni Balkan Yayınevinden Melek Adem Süleyman ile buluştuk. Masadaki sohbette de seyahatin her anında olduğu gibi merhum Yakup Ömeroğlu hem anılarımızda hem yanımızdaydı.

Akşam yemeğinde fazla oyalanmadan Davut Paşa Hamamı’nda yapılan Yahya Kemal Şiir Şöleni’ne geçtik.  Davut Paşa Hamamı, Vardar Nehri üzerine inşa edilen Taşköprü ile Türk Çarşı’sı arasında, restore edilerek korunan ve sanat galerisi hâline getirilen,  Üsküp’ü biz yapan Rumeli’deki Osmanlı devri Türk eserlerinden biri. Yahya Kemal Beyatlı’nın doğumunun 141. yılı anısına Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı'nın (TİKA) desteğiyle, Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği (MATÜSİTEB) himayelerinde Köprü Derneği ev sahipliğinde düzenlenen “11. Uluslararası Yahya Kemal Beyatlı Türkçe Şiir Şöleni”ne on iki ülkeden otuz şair katılmıştı. Bu akşam Üsküp’le bütün Türk dünyası arasında şiirlerle bir gönül köprüsü kurmuştu Yahya Kemal. 

Yahya Kemal Beyatlı Türkçe Şiir Şöleni

Avrasya Yazarlar Birliği heyeti olarak katıldığımız şiir şöleninden ayrılarak Balkan Yazarlar Birliğinin Türk Çarşı’sındaki ofisine geldik. Burası aynı zamanda Yeni Balkan Yayınevi ve Yeni Balkan Gazetesi’nin de bürosuydu. Çalışkan ve idealist Hacer ve Mürteza Sulooca çifti, Ankara’da üniversite eğitimlerini birlikte tamamlamış; yayınevi ve gazeteyi de birlikte omuzlamışlar. Sadece Kuzey Makedonya’da değil tüm Balkanlardaki Türk toplumunun hem bilgiye erişimini hem de kültürel üretimini destekliyorlar. Gazete, haberler ve kültür-sanat içerikleriyle okurların gündemini şekillendiriyor; yayınevi, Türkçe eserleri yayımlayarak Balkan Türk edebiyatı ve hafızasına katkıda bulunuyor. Ayrıca Balkanlarda çocukların Türkçe sevinci Bahçe çocuk dergisini de çıkararak Türkçe eğitim yapan okullara ücretsiz dağıtıyorlar. Bugün cuma ve Avrasya Yazarlar Birliği ile Balkan Yazarlar Birliğinin ortaklaşa yürüttüğü Balkan Yazarlık Atölyesi akşamı. Biz Yeni Balkan ofisine geldiğimizde Atölye Hocası Ataman Kalebozan Türkiye’de, katılımcılar Balkanların değişik bölgelerinde çevrim içi atölyeyi başlatmışlar; Sulooca çiftinin kızları Ayşegül de buradan bağlanmış. Bizler de Ayşegül’ün çevresine toplandık hem Ataman Hanım’la hem de diğer katılımcılarla selamlaştık. Balkan Atölyesi’ne Balkanlarda katılmak çok heyecan vericiydi. 

Balkan Atölyesi’ne Balkanlarda katılmak

Hoca ve öğrencileri atölye çalışmasına devam ederken biz masa başına geçtik. AYB Başkanı Ufuk Tuzman’ın Makedonya’ya değil ama Üsküp’e ve Balkan Yazarlar Birliğine ilk ziyaretiydi. Başkanlarımız atölyeleri, yayınları değerlendirdiler ve önümüzdeki dönemde birlikte yürütebileceğimiz yeni çalışmalar planladılar. Verimli bir sohbetle Üsküp seyahatimizin ilk gününü tamamladık. Ayşegül bize otele kadar eşlik etti.

Treska’nın Suyu Şifalı, Saray’ın Erkekleri Yakışıklı

Bugün (20 Aralık 2025) 16.00’da balalarla buluşacak olmanın heyecanıyla güne başladık. Hacer Hanım, toplantı vaktine kadar akşamdan bir gezi planlamış, sabah 10.00’da bizi almaya otele gelmişti. Gostivar’dan Burcu Aliyi ve eşi Cevat da gelince minibüsümüze binip Matka Kanyonu’na gitmek için yola çıktık. Burcu Aliyi, hem Balkan Atölyesinin beş yıldır daimi katılımcısı hem de bu projenin koordinatörü. Rabie Ruşid gibi güler yüzlü, çalışkan bir diğer yörük kızı. Çocuklara karşı sıcak, samimi, şevkatli, ilgili bir öğretmen ve ilk kitabı Asya’ca Hikâyelere adını da veren Asya’nın annesi. Burcu’nun güler yüzlü, saygılı, beyefendi eşi Cevat’la daha önce geldiğimizde de tanışmıştık ancak bu gezide daha yakından tanıdık.

Matka Kanyonu, Kuzey Makedonya’nın batısında Vardar Nehri’nin sağ kollarından Treska Nehri üzerinde. Treska, orman içinde dik kayaların ortasından akıyor. Kanyonda kano ve teknelerle gezilebiliyor. Nehrin kenarında kayalar oyularak yapılmış patikadan kanyon boyunca yürüdük.  Baharda daha güzel oluyor deseler de biz sisler içindeki manzaraya doyamadık. Kanyon alanında içinde sarkıt ve dikitlerin yer aldığı mağaralar ile bazı tarihî kilise ve manastırlar varmış ancak vaktimizin darlığı sebebiyle oralara kadar gitmedik. Kıyıdaki Aziz Andrew Manastırı da kapalıydı. 

Matka Kanyonu

Kanyon kenarındaki bir kafede dinlenip yine Treska kenarına kurulmuş Saray’a geçtik. Saray, Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp'e bağlı. Burada bulunan Osmanlı eserlerinden Hüseyin Şah Camii ve Türbesi TİKA tarafından aslına uygun şekilde restore edilmiş. Burcu’nun dediğine göre Treska’nın suyu şifalı, Saray’ın gençleri de bölgenin en yakışıklı erkekleri olarak bilinirmiş. 

Treska Nehri

Treska kenarında öğle yemeğimizi yiyerek fazla vakit kaybetmeden Üsküp’e döndük. Hazırlanıp kitap tanıtım toplantımızın yapılacağı otele geçtik. 

Balalar Atölye Hocasıyla İki Ortak Kitap Okuyucusuyla Buluştu

“Türkçe Eğitim Günü Kutlamaları” kapsamında TİKA desteğiyle MATÜSİTEB, Türkçenin Balkanlardaki varlığını ve kültürel mirasını ele alan kapsamlı bir program düzenlemişti. Bu akşamki program iki oturumdan oluşuyordu. Birinci oturumda “Balkanlarda Çevrimiçi Yazarlık Atölyesi Kitap Tanıtımı”, ikinci oturumda “Türkçenin ve Türk Kültürü’nün Balkanlardaki Varlığı” başlıklı panel düzenlenecekti. Balkan Yazarlar Birliği, salon girişinde tanıtımı yapılacak olan ortak kitaplarla atölye katılımcılarımızın kendi imzalarıyla yayımladıkları kitapları sergilemişti. Resmî toplantılar başlamadan önce atölye katılımcılarımızla buluşup sohbet edelim diye erken gelmeye sözleşmiştik. Bir haftadır Bala Balkan Yazarlığa Hazırlık Atölyesi’nin iletişim grubunda balalarımız atölye hocaları Osman Çeviksoy’la buluşmanın heyecanını paylaşıyorlardı. Onların heyecanı bizi daha da heyecanlandırmıştı. Biz geldiğimizde yetişkinlerin katıldığı “Balkan Yazarlık Atölyesi”nin katılımcıları ile “Bala Balkan Yazarlığa Hazırlık Atölyesi”ne devam eden balalarımızın büyük bir kısmı aileleri ve öğretmenleriyle gelmişlerdi.  Salon girişinde balaların Osman Hoca’yla kavuşmaları görülmeye değerdi. Önce coşkuyla etrafını sardılar sonra sıraya girerek tek tek sarıldılar. Uzaktan gelen balalar koordinatörleri Burcu Öğretmenlerini gördükleri için de heyecanlanmışlardı. Her hafta çevrim içi buluşan balalar burada birbirleriyle de yüz yüze görüşme imkânı buldular. 

Tanıtım toplantısı başlamadan önce Burcu Aliyi’nin sunumuyla Osman Hoca, balalar ve veli temsilcileri mikrofonda duygularını paylaştı. İlköğretim öğrencilerinden oluşan balaların sahnedeki duruşları, atölyenin onlara kazandırdıklarını anlattıkları konuşmaları, konuşurken İstanbul Türkçesine hâkimiyetleri takdire şayandı. Ardından tek tek kitaplarını hocalarına imzalattırdılar ve fotoğraf çekildiler. Bu yüz yüze buluşma programına Üsküp’ten katılanlar genellikle aileleriyle gelmişlerdi. Merkez Jupa Mustafa Kemal Atatürk İlköğretim ve Kocacık Necati Zekeriya İlköğretim okullarından atölyeye katılan öğrencileri ise ilgili, gayretli öğretmenleri Tansu Asan ve Tayre Asan kardeşler getirmişlerdi. Soğuk ve sisli havaya rağmen hocalarıyla buluşmak için yollara düşen bu minik yavrularla sohbet içimizi ısıttı. Yüreklerindeki dil ve edebiyat heyecanını daha yakından hissettik. “Türkçenin çekilmediği yerler vatandır.” diyerek kalemlerinin daim olacağına inancımız kuvvetlendi. İçlerinden gelecekte Balkan edebiyatına adını yazdıracaklar elbette olacaktır.

Resmî programa T.C. Üsküp Büyükelçisi Fatih Ulusoy, TİKA Başkanı Abdullah Eren, başta olmak üzere, çok sayıda dernek başkanları, akademisyenler, eğitimciler, sivil toplum kuruluşları başkanları ve temsilcileri davetli olarak katıldı. “Balkanlar Online Yazarlık Atölyesi 2024-2025 Eserler” ve “Bala Balkanlar Yazarlığa Hazırlık Atölyesi 2024-2025 Eserler” kitapları tanıtıldı. 

“Balkanlar Online Yazarlık Atölyesi 2024-2025 Eserler” ortak kitabının içinde Kuzey Makedonya, Kosova, Kırım ve Batı Trakya’dan 17 genç yazarımızın 113 hikâyesi yer alıyor. Kitapta hikâyesi olan yazarlar: Burcu Aliyi, Canset Mulaşaban, Dilek Krckovska, Eda Aydın Kelce, Elmaz Yunusova, Gülasfi Melan, Gülay Alçe, İlknur Asani, Muhammed Korkmaz, Nazan Zeynelovska, Nertila Dançevska, Pervin Selam, Rabie Ruşid, Selma Chatzi Emin, Şule Ramazanoğlu, Zeycan İmeri Kazimi ve Zeynep Arif.

“Bala Balkanlar Yazarlığa Hazırlık Atölyesi 2024-2025 Eserler” ortak kitabının içinde de atölyenin koordinatörü Burcu Aliyi’nin beş çocuk hikâyesi ile Kuzey Makedonya’dan yazar adayı 17 balanın 69 yazısı yer alıyor. Kitapta yazısı olan balalar: Nurullah Yusuf Sezair, İdil Hamdi, Azra Muhaciri, Berk Mehmedi, Beyzanur Rizvançe, Merve Selman, Alya Zekiri, Seher Zekir, Minel Su Engüllü, Masal Deniz Engüllü, Beren Yonuzi ve Miray Musai.

Kitap Tanıtım Toplantısı

Proje ortağı Balkan Yazarlar Birliği Başkanı Mürteza Sulooca programda yaptığı konuşmasında 2019 yılından bugüne yazarlık atölyelerinin başlama ve gelişim sürecinden bahsetti.  “Türkçe konuşan ve Türkçe yazan yazarlar yetiştirmek bizler için büyük bir gurur ve sorumluluktur.” dedi.  “Bu çocuklar, Balkan Türklerinin genç filizleridir. Onlar sayesinde Türkçenin ve Türk kültürünün bu topraklarda daha nice asırlar yaşayacağına yürekten inanıyoruz.” diyerek özellikle ilköğretim sürecindeki “Bala Balkanlar”ın Balkan Türklerinin geleceği için önemini vurguladı.

Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Ufuk Tuzman, 21 Aralık Türkçe Eğitim Günü’nün bir varoluşun ve kültürel direnişin simgesi olduğunu belirterek “Bugün burada özellikle vurgulamak istediğim husus, Türk edebiyatının Balkanlardaki sürekliliğidir. Yazarlarımız ve şairlerimiz, bu coğrafyanın ruhunu Türkçe kelimelerle yoğurarak bizlere devasa bir külliyat bırakmışlardır. Bizlerin görevi, bu edebi mirası modern dünyayla tanıştırmak ve gençlerimizin bu kaynaktan beslenmesini sağlamaktır. Avrasya Yazarlar Birliği ve Balkan Yazarlar Birliği olarak, TİKA'nın da kıymetli destekleriyle yürüttüğümüz yazarlık atölyeleri, bu hedefin en somut adımlarından biridir. Genç kalemlerin yetişmesi, Türkçenin bu topraklarda sadece konuşulan bir dil değil, aynı zamanda üretilen bir kültür dili olarak kalmasını sağlayacaktır.” dedi. Ufuk Tuzman, tanıtım programının sonunda T.C. Üsküp Büyükelçisi Fatih Ulusoy, TİKA Başkanı Abdullah Eren, Balkan Yazarlar Birliği Başkanı Mürteza Sulooca ve MATÜSİTEB Başkanı Tahsin İbrahim’e atölye çalışmalarına verdikleri destekten dolayı teşekkür plaketi verdi.

Büyükelçi Fatih Ulusoy konuşmasında, dilin kültür taşıyıcılığına vurgu yaparak Makedonya’da Türkçenin ve edebiyatın yaşatılması için TİKA’nın desteğiyle yürütülen “Balkanlar Çevrimiçi Yazarlık Atölyesi” projesini son derece değerli bulduklarını söyledi. TİKA Başkanı Abdullah Eren de konuşmasında Türkçenin bu topraklarda yaşatılması için emek veren öğretmenlere, yazarlara ve diline sahip çıkan herkese teşekkür etti. 

Programın ikinci oturumunda Prof. Dr. Mustafa İsen’in oturum başkanlığında,  UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öcal Oğuz, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen, T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gülçin Yahya Kaçar, TOBB ETÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tuba Işınsu Durmuş’un sunumlarıyla “Türkçenin ve Türk Kültürü’nün Balkanlardaki Varlığı” paneli düzenlendi. Prof.Dr. Mustafa İsen ve Prof.Dr. Öcal Oğuz, AYB’ye her zaman destek veren hocalarımızdı. Yüksel Özgen’in konuşmasında Türk Tarih Kurumu olarak atölye katılımcılarımızı Türkiye’de ağırlayabileceklerini söylemesi hepimizi ziyadesiyle mutlu etti. 

Arkasından yapılan kokteylde 2019’dan beri gönül bağı kurduğumuz Balkan Atölyesi katılımcıları Burcu Aliyi, Rabie Ruşid, Gülay Alçe, Nazan Zeynelovska, Muhammed Korkmaz, Gülasfi Melan, Dilek Krckovska, Pervin Selam ile sohbet etme imkânı bulduk. Herbirinin gözü atölye hocaları Ataman Kalebozan’ı arıyordu. Biz de özellikle bu akşam Balkan atölyesine yıllardır emek veren arkadaşımızın yanımızda olmayışının eksikliğini hissediyorduk. 

Kaybolmayan Şehirde Yürüyüş

Pazar günü öğleden önce bir program yoktu. Heyetimizdeki Setenay Hanım’ın ve Yusuf Bey’in ilk Üsküp ziyaretleriydi. Bu boşluğu değerlendirip yürüyüşe çıktık.   Türk Çarşısı’ndan yürüyerek inip Vardar Nehri’nin kenarında şehri seyrettik. Fatih döneminde yaptırılmış olan Taşköprü’den Makedonya Meydanı’na geçtik. İskender’in at üzerindeki heykeli bizi karşıladı. Meydanda bol bol heykel var. Yılbaşına hazırlık yapılmış. Meydana açılan caddelerde biraz dolaştıktan sonra tekrar Vardar Nehri’nin kenarına döndük.  Nehrin karşısında çoğunlukla Üsküp 2014 projesi kapsamında inşa edilen ya da cepheleri dönüştürülen çok büyük yapılar var. Arkeoloji Müzesi, Makedonya Anayasası Müzesi, Dışişleri Bakanlığı,  Ulusal Tiyatro, Makedonya Filarmoni Binası şehre neo-klasik / barok bir görünüm kazandırmış.  Meydandan bakıldığında Üsküp Kalesi yukarıda görünse de bu yüksek binaların ardında göremediğimiz kaybolan bir şehir var. Yahya Kemal’in ızdırabını bir kez daha hissettim. “Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçinÜsküp bizim değil? Bunu duydum için için.”Taşköprü’ye çok yakın inşa edilen üzerinde heykeller sıralı Medeniyetler Köprüsü’nden tekrar karşıya geçtik ve Davut Paşa Hamamı’nın yanından geçip Türk Çarşı’na geldik. Tekrar emin olduk ki Üsküp sadece “Şar-dağ’ında” değil, çarşısında da “devâmıydı Bursa’nın”. Murat Paşa Camii’nin önündeki çeşmeden su içtik. Çarşısındaki dükkânlarıyla, Arnavut kaldırımlı yollarıyla, Çifte Hamam, Sulu Han, Bezistan, Köse Kadı Camii gibi tarihî yapılarıyla kaybolmayan şehir Üsküp’ün havasını içimize çekip otelimize geçtik. 

Türkçe Eğitim Günü Millî Bayramı Resepsiyonu 

Öğleden sonra Avrasya Yazarlar Birliği heyeti olarak TİKA desteğiyle, MATÜSİTEB organizasyonunda 21 Aralık Türkçe Eğitim Günü Millî Bayramı ve TİKA Üsküp ofisinin 20. yıldönümü münasebetiyle düzenlenecek resepsiyona katıldık.    Resepsiyona Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Gordana Silyanovska ve hem Türkiye’den hem Kuzey Makedonya’dan kalabalık bir protokol katılmıştı. Cumhurbaşkanı konuşmasında anadilde eğitimin önemine değindi.  TİKA Başkanı Abdullah Eren de ortak geçmişten ortak geleceğe hedefiyle saygı, dostluk ve uzun yıllara dayanan iş birliğine vurgu yaparak TİKA’nın faaaliyetlerini anlattı. Resepsiyonun yapıldığı salonun girişinde TİKA’nın eğitim, sağlık, tarım, mimarî gibi bir çok alanda yaptıklarının fotoğrafları sergileniyordu. Daha önce de Balkanlarda on iki gün seyahat etmiş; TİKA’nın her şehirde ne kadar çok tarihî eseri restore ettiğini görmüş, gururlanmıştım. Konuşmaların ardından 21 Aralık Türkçe Eğitim Günü münasebetiyle düzenlenen “Çocuk Gözüyle Türkçe” resim, “Dilimiz Türkçe” şiir ve “Balkanlarda Türkçe” kompozisyon yarışmalarında dereceye giren ilkokul, lise ve üniversite öğrencilerine ödülleri verildi. 

Türkçe Eğitim Günü Millî Bayramı Resepsiyonu

Avrasya Yazarlar Birliği heyeti olarak atölye katılımcılarımızla burada da beraber olmaktan mutluyduk. Osman Hoca’nın balalarından kitap tanıtımına katılamayan Selsebil Bilbil'in babası resepsiyonda özel olarak tanışmaya geldi. Katılımcılarımız kadar heyecanlıydı. Bir gün önce tanıtım toplantısına gelemeyişlerinin güzel mazeretini anlattı. Kırçova Belediyesinin önünde bayram münasebetiyle bir tören yapılmış, göndere daimi kalmak üzere Türk bayrağı çekilmişti. Ne çok sevindik. Selsebil bu törende Akif'ten şiir okumuş; babası videosunu açtı, dinledik. Bütün balalarımızla olduğu gibi onunla da gururlandık. 

Resepsiyon bittikten sonra önce otele gelip biraz dinlendik sonra akşam yemeğine geçtik. Yine Türk Çarşısı ve Üsküp Meydanı’ndan geçerek yürüyerek gittik. Bir gün önce sabah yürüdüğümüz sessiz meydan çok fazla ışıklandırılmıştı ve hayli kalabalıktı. Yılbaşı’nın yaklaşması sebebiyle kurulan sahnede çocukların dans gösterileri vardı. Rahibe Teresa’nın evinin önünden de geçerek Üsküp Şehir Müzesi’ne kadar yürüdük. Müze binası eskiden tren istasyonuymuş. 1963’teki depremde büyük hasar almış, sonradan onarılarak müze yapılmış ama üzerindeki yer alan ve deprem anında 5.17’de duran saat o anın hüzünlü hatırası olarak kaldırılmamış. Yemekte Mürteza ve Hacer Sulooca, Melek Adem Süleyman’la birlikte Makedonya Bilimler ve Sanatlar Akademisi, Türk-İslam Medeniyeti ve Felsefesi uzmanı Prof. Dr. Numan Aruç da vardı. Mürteza Bey’e “dünya ahret kardeşim” diyordu. O coşkuyla konuşuyor, biz dinliyorduk. Yarın Gostivar’a gideceğimizi öğrenince bir toplantı için Bursa’ya davet edildiğini, sisten salıya kadar uçakların kalkmayabileceğini, gidemezse evinde bizi ağırlamak istediğini söyledi. Gostivar’dan Üsküp’e, sisten dolayı iki saatte geldiğini anlattı ve geri döneceği için erken ayrıldı. Numan Hoca’da bizim Karadenizlilerin tipi, ağız özellikleri, coşkusu ve neşesi vardı. Ataları Karadeniz’den Balkanlara göç etmiş olabilir. O kalkınca bir an masanın enerjisi sönmüş gibi oldu. Ertesi gün programımız erken başlayacağı için otele dönüp dinlenmeye karar verdik.

Mustafa Paşa Camii’nde Sabah Namazı

22 Ekim 2025 Pazartesi günü üç okulu ziyaret edeceğimiz için güne erken başlayacaktık. Kaldığımız otel daha önce de anlattığım gibi Mustafa Paşa Camii ile Arasta Camii arasında kalıyordu. Üsküp sabahlarında büyük şehirlerde unuttuğumuz, çocukluğumuzun Anadolu kasabalarından hatırladığımız ard arda farklı camilerden okunan ezan sesleriyle uyanıyorduk. Buraya ilk geldiğimde arkadaşım Gülkız’la Mustafa Paşa Camii’ne kadar çıkmış, bahçesinden şehri seyretmiş, içine girmemiştik; içimde kalmıştı.  Bu sabah Osman Hoca’mla sabah namazını bu camide kılmak için anlaştık. Cami, 1492 yılında II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim'in veziri olan Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış. 1963 yılında meydana gelen büyük depremde hasar görmüş, 1968 yılında tekrar ibadete açılmış. TİKA tarafından 2006 yılından itibaren beş yıl süren bir restorasyon çalışması yapılmış.  Üsküp’te bu camide sabah namazı kılmak bana Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiirindeki duygularını yaşattı. Namazın sonunda bir genç Arnavutça ilahî söyledi. Sözlerini anlamasam da sesi ruhuma işledi. Namaz başlamadan birinci safta yer alan bir kedi kafes arkasından dikkatimi çekmişti. Namaz bittiğinde kedi hâlâ oradaydı. Osman Hoca’m namaz sonunda imamla sohbet etti. Ankara’dan Ahmet Hamdi Akseki Camii’nden gelen Fatih Hoca bu kedi meşhur dedi. Camiide Kur’an okurken bu kedinin kendisini sevdirdiği videonun hayli izleyeni olmuş. Cemaat dağılırken bahçeye çıkan kediyle Osman Hoca’m biraz sohbet ettiler, ne konuştular bilemedim. 

Kalkandelen ve Gostivar’da Ziyaretler

Kuzey Makedonya’daki Türkler, 21 Aralık 1944 tarihinden itibaren tekrar anadillerinde eğitim görmeye başlamışlar. Biz de bugün Üsküp ve Kalkandelen’de Türkçe eğitim veren okulları ziyaret edecek, öğrencilerle bir araya geleceğiz. Dil ve edebiyatın millet için önemini anlatacağız. Atölyelerimizden bahsedeceğiz. Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olarak görev yaptığım Ankara Türk Telekom Sosyal Bilimler Lisesi Kütüphanecilik Kulübü öğrencilerinin gönderdiği kitaplarla, Avrasya Yazarlar Birliğinin getirmiş olduğu Bengü Yayınları’ndan bazı kitapları, atölye hocalarının eserlerini ve Kardeş Kalemler dergilerinden örnekleri buradaki okulların kütüphanelerine götüreceğiz.

İlk olarak Üsküp Tefeyyüz İlköğretim Okulunu ziyaret ettik. Bu okul, 1884 yılında kurulan, Osmanlıdan günümüze kadar Türk kimliğinin korunmasında ve aktarılmasında köklü bir rol üstlenen bir çınar. Bizi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri Gülten Halim ve Ayfer Necip ile birlikte Okul Müdürü Salaydin Zekir karşıladı. Kütüphaneye geçip kitaplarımızı hediye ettik, okul müdürü ve öğretmenlerimizden okul hakkında bilgiler aldık. Okulu gezdik. Birkaç sınıfta öğrencilerle buluştuk. Öğrencilere Avrasya Yazarlar Birliğinin Balkanlarda yürüttüğü atölyelerden bahsettik. Atölyelerin ortak kitaplarını tanıttık. Girdiğimiz dokuzuncu sınıfta -bizdeki sekizinci sınıfa tekabül ediyordu- öğrencilerden Nedime, ezbere İstiklal Marşı’nın on kıtasını;  Melek de ders kitabından Yahya Kemal'in Kaybolan Şehir şiirini okudu. Bu sınıftaki öğrencilerden Defne Demir’in kitabı basılmış ve ödül almış. Ardından Müzik sınıfına geçtik.  Gençler sözlerini Şair İlhami Emin’in yazdığı, bir yıl önce kaybettikleri müzik öğretmenlerinin bestelediği Tefeyyüz Marşı'nı söylediler. Yeni müzik öğretmenleri onlara piyanoyla eşlik etti. Bu okulun öğretmenleri ve öğrencileri Tefeyyüz geleneğiyle Türk dilini, kültürünü ve tarihini yaşatarak Balkanlar’da Türk kimliğini güçlendirmeye devam ediyorlar. Bu bizi çok mutlu etti. 

Tefeyyüz İlköğretim Okulu

Üsküp’ten Kalkandelen’e geçerek Alaca Camii’nin yakınlarındaki İstikbal İlköğretim Okuluna gittik. Okul Müdürü İmeırya Ademi ve Müdür Yardımcısı Nermin Beadin ile öğretmenler bizi karşıladı. Girdiğimiz sınıfta öğrencileri ellerinde, sıralarında Türk bayraklarıyla görünce çok heyecanlandık. Bu sınıfta Bala Balkan Atölyesine devam eden balalarımızdan Masal, Minel, İdil, Narin ve Alya, Bala Balkan Atölyesinin ortak kitabını masalarına koymuşlar, gözleri ışıl ışıl bakıyorlardı. Sınıftaki öğrenciler arkadaşlarının atölye hocaları olan Yazar Osman Çeviksoy’u karşılarında görüp onun anlattıklarını dinleyince atölyeye katılmaya çok heveslendiler. Okulu gezdikten sonra müdür odasında sınıf öğretmenleri Feyme İbraimi, Semra Maksut, Emel Recep, Semra Hamdi, Selda Süleyman; Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenleri Ersoy Yusufi ve Yıldız Hamdi Şare  ile sohbet ettik. Getirdiğimiz kitapların bir kısmını da bu okulun kütüphanesine hediye ettik. 

İstikbal İlköğretim Okulu
Son olarak atölyelerimizin koordinatörü Burcu Aliyi’nin de görev yaptığı Kalkandelen Uluslararası Maarif Okullarına gittik. Okul Müdürü Hikmet Parlar, Müdür Yardımcısı Kerim Tunçer ve Burcu bizi karşıladı.  Hikmet Bey odasında okul hakkında bilgiler verdi. Başkan Ufuk Tuzman, Avrasya Yazarlar Birliğinin faaliyetlerini ve Bengü Yayınlarını anlattı. Osman Çeviksoy atölye çalışmalarından bahsederek ortak kitapları tanıttı. Ardından kütüphanede öğrencilerle buluştuk. Bala Balkan Atölyesi’nin en küçük katılımcıları Hamza, Mustafa ve Ömer de bu okulun öğrencileriydi. Hamza okulda değildi ama Mustafa ve Ömer, Ufuk Bey’in yanında büyük bir olgunlukla oturuyorlardı. Buradaki öğrencilerle yaptığımız konuşmalarda da okumanın önemine değindik, yazarlık atölyeleri hakkında bilgi verip yazı yazmaya ve edebi üretime teşvik ettik. Onlara getirdiğimiz kitapları tanıttık ve hediye ettik. Ufuk Tuzman, koordinatör olarak atölyelere verdiği hizmetten ötürü Burcu Aliyi’ye bir plaket takdim etti. 

Maarif okullarını ziyaret

 Türkçeyi yaşatarak buraların vatan kalmasını sağlayan bu okulları ziyaret etmenin sevinciyle Kalkandelen’den Gostivar’a geçtik. Hacer Hanım ve Mürteza Bey “Önce Aşağı Banisa’ya gidelim.” dediler. Buraya niçin geldik diye düşünerek minübüsten inerken her tarafta Türkçe tabelalar, Türkçe sokak isimleri, Türk bayrakları görünce şaşırdım. Hatta Trabzonspor bayrağı bile asılıydı. İçimden “Bize her yer Trabzon” deyip güldüm. Sokakta gördüğümüz çocuklarla Türkçe sohbet ettik.  Sanki başka bir ülkenin sınırlarında değil de Anadolu’da bir kasabadaydık, öyle bizdendi. Gostivar’da Arnavutça ve Makedoncayla beraber Türkçe resmî dil olarak kabul edilmiş. Belediye önünde diğer bayraklarla birlikte Türk bayrağı da asılı.  Gostivar’ın merkezindeki saat kulesi ve Saat Camii civarında yürüdük. Çoğunlukla Almanya, İsviçre ve İtalya'ya çalışmaya giden gurbetçiler tatil için gelmişler, bu sebeple burada da Üsküp ve Kalkandelen gibi yaya ve araç trafiği çok fazla. Cevat Aliyi ile buluşup akşam yemeği için Vrutok köyüne gittik. Burası Vardar Nehri’nin kaynağı. Burcu Aliyi,  Yıldız Hamdi Şare ve Zekeriya Hasip de bize katıldılar. Bu son akşamımız, bu güzel gönül dostlarından ayrılmak kolay olmayacak diye düşünüyordum. Burcu “Size evimde bir çay ikram etmeden göndermem!” dedi. Burcu ve Cevat Aliyi çifti ve Cevat’ın annesi Nuriye Hanım’ım samimi, güleryüzlü evsahipliğinde yörük bardaklarından çayımızı içtik. Ataman Hanım’ı görüntülü arayıp onu da yanımıza aldık. Bebekliğinden beri bilgisayar ekranlarından gördüğümüz şirin Asya’yı yakından tanıdık. Beş yaşındaki Asya, çocuklar için üretilen termal baskılı fotoğraf makinesiyle tek tek fotoğraflarımızı çekip verdi. Bu fotoğraflar, misafirliğimizin güzel hatırası oldu. 

Sen Bizdesin Gene

23 Aralık 2025 Salı sabahı sisler altında kaybolan Üsküp’e Yahya Kemal’in dilinden veda ettik.  “Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.”

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 229. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 229. Sayı