HaftanınÇok Okunanları
Serdar Dağıstan 1
KEMAL BOZOK 2
HİDAYET ORUÇOV 3
VILAYET GULIYEV 4
BEDRETTİN KELEŞTİMUR 5
ORHAN SÖYLEMEZ, ÖMER FARUK ATEŞ 6
MARUFJON YOLDAŞEV 7
İl müdürü Salih, odasına girdiğinde yine masasının üzerine üst üste konulmuş imza dosyalarını gördü. Aralarına resmi yazışmaların sıkıştırıldığı bu klasörler, imza için her gün masasına gelip gidiyordu. Her yardımcısına ait en az bir dosya vardı.
Tekirdağ’da Tarım İl Müdürlüğü görevine tayin olalı altı ay olmuştu. Diğer il müdürlerine göre genç sayılırdı. Çalışkanlığı ve zekasıyla hızlı yükselmişti. Bazılarına göre bu yükselişi bakana olan yakınlığına bağlıydı.
Masanın kenarında duran dosyalara şöyle bir baktı. Valilik, belediye ve bakanlıktan gelenleri önüne çekti. Yazıların üzerine, görev paylaşımına göre hangi yardımcısını ilgilendiriyorsa onun adını yazıp varsa talimatını da ekleyip tek tek incelemeye başladı. Pek çoğu defalarca benzerleri yapılmış işlerdi. Bu yazılar için yardımcıları da, memurlar da ne yapılacağını iyi bilirlerdi.
Bakanlıktan gelen yazıyı baştan sona dikkatle okudu. Önce ilgili yardımcıya havale etmeye niyetlendi, vazgeçti. Yazıyı ayırdı. Buna nasıl cevap verileceğini düşünmeliydi.
İmza kartonu içindeki yazıların hepsini bitirince sekreteri çağırdı:
-Alın bunları dedi.
Sekreter ne yapması gerektiğini biliyordu. Her dosyayı ilgili müdür yardımcısına gönderecekti.
-Cevdet ve Şükrü beyleri de çağırın gelsinler dedi.
Cevdet bey yıllardır Tekirdağ’da il müdür yardımcılığı yapıyordu, emekliğine az bir süre kalmıştı. İl müdürlüğünün kendi hakkı olduğu kanaatindeydi. Şükrü beyse genç şube müdürlerinden biriydi ve işiyle meşguldü.
Onlar gelmeden yazıyı tekrar okudu. Aralık ayında Bakanlığa yazdıkları yazıyı ilgi tutmuşlardı. Yazı şöyle diyordu:
‘’İlgi yazınızda, ilinizdeki doğal hayata ait istatistikler bildirilmiştir. Yapılan incelemelerde ilinizde bulunan kurt, tilki, keklik, yaban ördeği, yabani bıldırcın başta olmak üzere hemen bütün türlerin sayılarının ciddi şekilde azaldığı görülmektedir.
Bildirdiğiniz rakamlara göre doğal hayatın ciddi şekilde etkilendiği görülen ilinizdeki bu durumun sebeplerinin incelenmesi, varsa sorumlular hakkında işlem yapılması ve durumun düzeltilmesi için alınabilecek tedbirlerin bakanlığımıza bildirilmesini rica ederim.’’
Bakan adına Bakan Yardımcısı… geri kalanını okumadı. Bu bakan yardımcısı da kendisinin genç yaşta il müdürü yapılmasına karşı çıkanlardandı. Belki de yazıyı kasten yazmıştı. Bir de üst köşesine ‘’ivedi’’ mührü vurdurmuştu. Yazıya bir daha bakıp;
-İvedi diye kendi kendine söylendi ve güldü.
Cevdet ve Şükrü başlarıyla selamlayıp içeri girdiler. Herkese birer kahve söyledi ve “Bakanlıktan bir yazı var arkadaşlar, hem de ivedi.” dedi.
Cevdet yazının konusunu öğrendiğinde memnuniyetini gizlemeye çalışarak,
“Müdür Bey, ben yazıyı yazdığımız zaman size söylemiştim. Sayıları azaltmayalım, demiştim.”
“Ne yapsaydık Cevdet Bey, her yıl sizin yaptığınız gibi sayıları 50-100 artırıp Bakanlığa öyle mi gönderseydik?”
“Ne yapalım! Baksanıza sayıları azaltınca, ne oldu bu hayvanlara diye soruyorlar”
Cevdet Bey, kendisini haklı çıkmış görüyordu. Ben tecrübeli yöneticiyim tavrıyla arkasına yaslandı.
Salih, “Cevdet, bakan yardımcısı ile bağlantı kurup kendisinin müdürlükten alınması için bir kumpas kurmuş olabilirler mi?" diye geçirdi aklından. Bu yazıya iyi bir cevap verilmezse yeni müdür doğal hayatı koruyamadı, yabanî hayvan varlığı azaldı diyerek Salih’i görevden almaya kalkabilirlerdi. Bir de çevrecilerin haberi olursa, onlar da "Niye kıydınız bu kadar cana?" diye feryat etmeye başlarlarsa durum tam bir krize dönüşebilirdi.
“İyi de Cevdet Bey bu yanlışın bir yerden düzeltilmesi gerekiyordu. Her yıl doğal hayata ait istatistikleri bildirirken hayvan sayılarını artırarak yazmışsınız. Bazı yıllar artırıyorsunuz madem bazı seneler de azaltsanız da denge sağlansaydı ya. Tilki sayısı 400, kurt sayısı 350. Ötekiler de öyle. Başka illerde 40-50 tilki var, Tekirdağ’da 400 tilki. Bu kadar tilkinin ne keklik ne bıldırcın hiçbir şey bırakmaması gerekir. Tilki sayısını artırıyorsunuz bari diğerlerini azaltın. Bizim ormanlar yabanî hayvanlarla dolu maşallah. “
Şükrü,
“Müdür Bey, orman yangını çıktığını bildirsek diye iyi niyetli olarak araya girdi.”
“Yahu Şükrü Bey, yabanî hayvan sayısının bu kadar düşebilmesi için il sınırları içindeki ormanların yüzde sekseni yanmış olmalı. Neyse siz düşünün ve öğleden sonra tekrar toplanalım bir cevap yazalım. İvedi diyor çünkü.
Cevdet ve Şükrü, Salih’in odasından çıktılar.
Salih, onların arkasından bakarken Cevdet ve bakan yardımcısının kendisi aleyhine bir çalışma içinde olma ihtimalini bir daha düşündü. Cevdet’in il müdürü olmayı çok istediğini herkes biliyordu. “Hayır” dedi “Cevdet, bakan yardımcısına ulaşıp bunları söyleyemez” diye düşündü. Ama bakan yardımcısı Cevdet’e ulaşıp Salih’in aleyhinde bilgi- belge toplatıyor olabilirdi. Cevdet’i kullanıp Salih’i görevden aldırınca kendi adamlarından birini getirecek olabilirdi.
Her şey mümkündü.
Öğleden sonra mesai, Salih’in odasında toplantıyla başladı. Bu sefer Cevdet ve Şükrü’yle birlikte belki bir fikir verirler diye ilgili birimdeki memurları da çağırmıştı Salih.
Cevdet hâlâ,
“Müdür Bey bu sayıları düşürmeyecektik diye tekrar ederek adeta sinir bozmaya çalışıyordu.”
Memurlar ellerine birer kâğıt kalem almış susuyorlardı. Genellikle yaşlı memurların yaptıkları gibi “rahmetli falanca müdürün zamanında da böyle bir durum olmuştu da” diye başlayan işe yaramaz hatıralarla bilgiçlik taslayan bile yoktu. “Ama Salih Bey de hak etmişti. Ne gereği vardı, dağdaki hayvanların sayısını azaltmanın? İşgüzar herif!” diye aklından geçirenler çoktu. “Kendi başına açtığı problemi, çözsün bakalım nasıl çözecekse…” diye bekliyorlardı.
Şükrü,
“Aklıma bir şey geldi ama müdür bey. İngilizler tilki avını severlermiş. Özel tilki avı partileri düzenlerlermiş diye okumuştum. Bir avcı grubu geldi, tilkileri avladılar diye yazsak nasıl olur acaba?”
“Olur mu hiç!” dedi Salih. “Hadi tilkileri İngiliz avcılar vurdu ya kurtlara ne oldu. Keklik, bıldırcın biz bütün sayıları gerçek rakamlara indirdik. Diğerlerini ne yapacağız. Üstelik yabancı avcılar, avladıkları her hayvan için vergi vermeliler. Nerede o paralar derler. Bir de paraları ne yaptınız diye soruşturma açarlar.”
Cevdet yine sayıları değiştirmeseydik diye başlayacak oldu, Salih sinirlenmişti.
“Cevdet Bey Tekirdağ sınırlarında 400 tilki ne demek biliyor musunuz? Her kapının önünden tilkilerin geçmesi lazım. Bu hayvanlar gezerler, her yerde dolaşmaları lazım!” derken bakanlığın yazısına verecekleri cevabı da yakalamıştı. Heyecanla ayağa kalktı
“Evet arkadaşlar bunlar yabanî hayvanlar bunlar gezer. Bir yerde durmazlar.”
Cevdet, Şükrü ve memurlar, il müdürünün ne diyeceğini bekliyorlardı.
“Arkadaşlar, bakanlığın yazısına hemen cevap yazalım ve diyelim ki ilimizdeki geçen yıl yaşayan tilki, kurt, keklik, bıldırcın ve diğerlerinin sayısı eksilen yabanî hayvanlar komşu ilimiz Edirne sınırlarını geçtikleri için Tekirdağ ili istatistikleri içinde bildirilmemiştir.”
Resmî yazışma usullerine göre yazı yazıldı, memur, şef, şube müdürü ve il müdür yardımcısı parafladıktan sonra Salih de kendi imzasını atarak yazıyı bakanlığa gönderdiler.
Yani doğal hayat için telaşlanacak bir durum yoktu. Sadece tilki başta olmak üzere hayvanlar Edirne ili sınırlarında yaşamayı tercih etmişlerdi.
Aradan bir hafta geçmiş ve olay unutulmuştu.
Bir sabah Salih mesaiye geldiğinde sekreteri Edirne İl Müdürünün kendisini defalarca aradığını ve acil görüşmek istediğini söyledi.
Önemli bir şey olmalı diye düşündü Salih. Edirne İl Müdürü tecrübeli bir yöneticiydi.
“Hemen arayın” dedi sekreterine.
Telefonda hâl hatır sorulurken Salih, bu acil meselenin ne olduğunu merak ediyordu.
“Yahu Salih Bey bir ordu göndermişsiniz Edirne’ye” dedi.
Salih anlayamamıştı.
“Ne ordusu diye kinayeyi çözmeye çalışıyordu.”
“Ne ordusu olacak, 350 tilki, 260 kurt, bilmem ne kadar keklik, bıldırcın. Bugün Bakanlıktan ivedi damgalı yazı geldi. Tekirdağ’dan Edirne’ye bu kadar yabani hayvan girmiş siz neden yıl sonu istatistiklerinde bildirmediniz diye soruyorlar.”
Salih gülmeye başladı. Niye öyle yaptıklarını kısaca anlattı.
“Müdür bey siz de aynısını yapın” diye tavsiyede bulundu.
Edirne İl Müdürü anlayamamıştı.
“Aynısını yapın ne demek?”
-Uygun görürseniz şöyle yazın: Yıl içerisinde Tekirdağ’dan ilimize sebebi bilinmeyen yoğun bir yabanî hayvan girişi yaşanmıştır ancak gelen hayvanlar ilimizde kalmayıp Bulgaristan’a geçmişlerdir.
“Tamam, tamam” derken tecrübeli Edirne İl Müdürünün kahkahaları telefonun ahizesinden Salih’in odasını dolduruyordu.