HaftanınÇok Okunanları
NERGİS BİRAY 1
Mehmet Topay 2
KEMAL BOZOK 3
İSMAİL DELİHASAN 4
Ece Türköz Oğuz 5
RAHMİ ALİ 6
HİDAYET ORUÇOV 7
Eski zamanlarda oğluyla birlikte yaşayan fakir bir oduncu varmış. Bu oduncunun eşi hayli zaman önce vefat ettiği için eşinden yadigâr kalan oğluna, hem analık hem babalık yapmış. Çocuk on sekiz yaşına girdiğinde oduncunun gücü kuvveti azalmış ve hastalanıp yataklara düşmüş. Hasta oduncu bir gün oğlunu yanına çağırıp:
Çocuk ağlayıp perişan olmuş. Eş dostun yardımı ile babasını defnetmiş.
Bir vakit gencin ülkesine düşman saldırmış. Padişah, halkını koruyamayarak zehir içmiş ve ölmüş. Askerleri ise dağılmış. Halk, malını mülkünü, toprağını bırakıp komşu ülkelerde perişan olmuş. Bu duruma şahit olan gencin yüreğine ateş düşmüş, bağrı yanmış. O, ana yurdunu korumak için bir şeyler yapmak istiyor ancak bir çare bulamıyormuş. Bir gün rüyasında aksakallı bir ihtiyar ona şöyle demiş:
Yiğit, heyecanla uyanınca bunun bir rüya olduğunu anlamış. O, tıpkı rüyasında ihtiyarın söylediği gibi bir kılıç bulmak için uğraşsa da düşman bütün demiri toplattığı için kılıç yaptıramamış. Genç adam o anda babasının anlattığı bir hikâyeyi hatırlamış: “Kuzey dağının en yüksek tepesinde bir mağara varmış ve oraya in cin uğramazmış. Dağın eteğinde gümüş yılan gibi kıvrılarak akan bir nehir varmış. Zamanın birinde bir padişah batıya doğru giderek bu ırmaktan atına su içirmiş. Devrinin en güçlü hükümdarı olan padişah, halkının çalışkan ve akıllı olduğunu görmüş. Padişah, en değerli kılıcını mağaranın içindeki altın kazığa asmış. Kılıcının yanında ise yine bir altın dizgin asılıymış. Bu yurt, bir gün bir belaya uğradığı takdirde, çekeceği cefa ve meşakkatten korkmayan bir batur mağaraya gelip altın dizgini sallarsa, bir küheylan ortaya çıkacakmış. Değerli kılıcı ele geçirirse bu vatanı düşmanlardan kurtarabilecekmiş.”
Yiğidin gönlü aydınlanmış. Harika demiş delikanlı kendi kendine “Bu dağ Tanrı Dağları olsa gerek. Yanı başımızdaki dağa çıkıp bir bakmayayım mı?” diye düşünmüş. Yiğit dağa doğru yol almış ancak tepeleri güneşe bakan bu yüce dağ ona geçit vermemiş. Yiğit, urganını dağdaki ağaçlara bağlayarak tırmanmaya başlamış. Lakin üç gün boyunca tırmansa da denilen yere ulaşamamış. O, dağın tam üstüne vardığında insan izi olmayan bir dağ yolu görmüş. Bir an evvel bu yola koyulayım diye düşünürken büyük bir yılan tıslayarak yiğidin önünü kesip ona saldırmış. Yiğit büyük bir taşla yılanın başını ezerek öldürmüş. Yiğit bir gün yol gidip biraz dinlendikten sonra yine bir tepeye tırmanıp çıkmış. Tepede dağ aslanları, kaplanlar ve ayılar yiğide saldırsa da delikanlı mücadele edip onları alt etmeyi başarmış. Yedinci günün sonunda adı geçen mağaraya ulaşmış. Bir bakmış ki altın kazıkta bir kılıç ve dizgin asılı duruyor. Yiğit kılıcı alıp beline takmış. Ardından dizgini eline alıp salladığı sırada bir ak küheylan belirivermiş. Yiğit atına binip: ‘deh’ der demez dağdan tekrar aşağı inivermiş. O, kendisi gibi vatansever yiğitleri bir araya toplayıp düşmana hücum etmiş. Değerli kılıcının kerameti sayesinde baskıncıların kellesini armut çiçeği döker gibi dökmüş hayatta kalanlar ise sağa sola kaçışmışlar. Bu olaydan sonra halk yiğidi padişah yapalım diye diretse de yiğit padişah olmayı asla kabul etmemiş. En sonunda onlar adil bir kişiyi seçip padişah yapmış. O zamandan sonra bu yurt çok daha güzel hale gelmeye başlamış.
Birçok padişah hile hurdaya başvurarak bu kılıç ile küheylanı ele geçirmeye uğraşsa da bunu hiçbir zaman başaramamış.
Halkın gittikçe gelişip güçlendiğini gören yiğit, büyük bir rahatlıkla atına binmiş ve bahsi geçen mağaraya varmış. İlk iş olarak kılıç ile dizgini eski yerine, altın kazığa asmış ve ‘Hoşça kal, vefalı atım.’ diyerek atını salıvermiş. O, yedi gece yedi gündüz bin bir meşakkatle dağdan inmiş.
Yiğit, evlenip çoluk çocuğa karışarak uzun ve mutlu bir ömür sürmüş.
Rivayete göre, kılıç ve dizgin bu zamana kadar o mağarada asılı olarak kalmış. Birçok insan onları ele geçirmek istese de bu değerli eşyaları asla ele geçirememiş ve işte ‘Kılıç Batur’ denilen hikâye böylece dilden dile, kulaktan kulağa yayılıp bu zamana kadar ulaşmış.