HaftanınÇok Okunanları
Kemal Bozok 1
Abdülhamit Koçoğlu 2
Coşkun Haliloğlu 3
HİDAYET ORUÇOV 4
ELMİRA ACIKANOAVA 5
İSMAİL BOZKURT 6
SAFFET YILMAZ 7
KIRMIZI TAŞLI TOKA
Bega DANÇEVSKA
Bugün de okul çıkışında annem bizi bekliyordu, kardeşimle beni kucakladı ve bana, “Kızım sen eve git yemek hazır, ödevlerini de yapmayı unutma.”dedi. Annem son zamanlarda bunu sık sık yapıyordu. Kardeşimi okuldan alıyor, elinden tutuyor, beni ise eve gönderiyordu. “Anne nereye gidiyorsanız ben de gelebilir miyim?” diye sorduğumda hiçbir zaman, “Olur, gel kızım.” demiyordu. İşte şimdi de her zamanki gibi cevabı aynıydı. “Olmaz kızım, sen eve git. Benim biraz işim var, kardeşinle birlikte hemen bitirip eve döneceğiz.” diyordu.
Suratımı asıp arkalarından baktım. Annem hep onu gezmeye götürdüğü için kardeşimi benden daha çok seviyor olmalıydı. Annem sanki gideceği yere beni de götüremez miydi? Ne vardı ben de diğer elinden tutup yanlarında gezseydim. Niye eve tek başına giden hep ben oluyordum. Üstelik bu gün, taşları düşecek diye saçıma takmaya kıyamadığım kırmızı tokamı da odamdan alıp kardeşimin saçlarına takmıştı. Anneme sitem dolu bir sesle, “Sen beni sevmiyorsun, kardeşimi benden daha çok seviyorsun.” diyerek hırsla kardeşimin saçlarından adeta sökerek kırmızı taşlı tokamı aldım ve kardeşimin çığlık atıp ağlamasına aldırmadan arkamı dönüp eve doğru koşmaya başladım. Anneme beni yanlarında götürmediği için ona çok kızıyor, güceniyordum. Hırsımı da kardeşimden çıkarıyordum. Aynı zamanda da nerelerde gezip ne yaptıklarını çok merak ediyordum. Böyle sık sık nereye gidiyorlardı, eve dönünce de benden gizli babamla aralarında fısır fısır ne konuşuyorlardı? Bu durum bir süre böyle devam etti. Bir gün merakıma yenik düştüm ve okuldan sonra onları gizlice takip etmeye karar verdim.
Ertesi gün okul çıkışı yine annem bizi kapıda bekliyordu, her zamanki gibi önce kardeşimi kucakladı sonra da bana sarılarak “Kızım sen eve git dediklerimi de yapmayı unutma.” dedi. Bu sefer suratımı asmadım, yüzüme şirin bir ifade takınıp “Peki anneciğim, tembihlerinin hepsi aklımda, hiç birini unutmam, yaparım.” deyip gülümsedim ve eve doğru yürümeye başladım, birkaç adım attıktan sonra durdum. Annem ve kardeşim de ters yönde yürümeye başlamışlardı bile. Ben de geri dönüp onların ardından gitmeye başladım. Annemin, beni görürse çok kızacağını bildiğim için peşlerinden saklanarak gidiyordum. Tıpkı kitaplarda okuduğum dedektifler gibiydim.
Okulumuz merkeze çok yakındı, işlek olmayan caddeden geçince şehir meydanına çıkılıyordu. Meydanda her şey vardı. Annemler bir müddet sonra meydan hastanesinin önüne geldiler. Annem, kardeşimle birlikte içeri girdi. Şaşırdım. Burada ne işleri vardı? Bir müddet tereddüt ettikten sonra ben de peşlerinden içeriye girdim. Etrafa baktım ama onları göremedim. Bir anda kaybolmuşlardı. Hemen karşımdaki, hasta danışma yeri yazan bölüme doğru yürüyüp görevli hanıma gülümseyerek “Affedersiniz annemler beni bekliyorlardı ama ne tarafa gideceğimi şaşırdım. Bana yardımcı olabilir misiniz?” diye nezaketle sordum. Benim bu masum, tatlı halim karşısında görevli gülümseyerek “Kimmiş bakayım senin annen, adı ne?” dedi. Heyecanla önce annemin sonra kardeşimin adını söyledim. O da bana doktorun adını söyleyip odasının yerini tarif etti. Zaten küçük olan hastanede tarif edilen odayı çabucak buldum. Doktorun kapısında bir iki hasta daha vardı, sıra bekliyorlardı. Annemle kardeşimin içeride olup olmadıklarından emin değildim. Buraya kadar gelmişken olan biteni öğrenmeden şuradan şuraya gitmeyecektim. Heyecanımı bastırıp kapıyı tıklattıktan sonra azarlanmayı göze alarak adeta içeri daldım.
Gördüğüm karşısında nefesim kesildi, bacaklarım titremeye başladı. Annemle kardeşimin yanında babam da vardı ve aynı anda doktorun ağzından kanser sözcüğü dökülmüş aniden karşısında beni görünce cümlesi yarım kalmıştı. Annemle babam oturdukları sandalyeden dönünce beni gördüler, ağlıyorlardı. Kardeşim ise muayene sedirinde yarı solgun bir yüzle bana bakıyordu.
Onların gözyaşları, kardeşimin solgun yüzü, doktordan işittiğim kanser sözcüğü hepsi kaynar su olup başımdan aşağı döküldüler.
Kardeşim babamın kucağında, ben annemin elinde eve gelene kadar konuşmadık. Masada hiç birimiz yemek yiyemedik. Kardeşim annemlerin yatağında uyuyakalmıştı. Ben de gidip yanına uzandım, sımsıkı sarılarak uyudum. Sabah kalktığımda annemi benim yanımda, babamı kardeşimin diğer yanında uzanmış, bizi ortalarına almış seyrederlerken buldum. Onlara “ Anne, baba kardeşim iyileşecek. Doktorun bana söylediği gibi benim iliğim kardeşime uyar. Ağlamayın artık, n’olur.” diyerek yataktan fırlayıp odama koştum. Kırmızı taşlı tokamı alıp getirip kardeşimin saçlarına taktım. Gözlerini açıp bana solgun solgun gülümsedi. Gülümsedim. Ben kardeşimi seviyordum, çok seviyordum.
(AYB Balkanlar Çevrim İçi Hikâye Atölyesi, Ocak 2023)