Kısmetli Geldi


 01 Ağustos 2021


Sürgün öncesi Qırım’ın bir köyünde Sadla adında bir adam vardı. Adamın boyu uzun, kendisi de çok sakar biriydi. Bu sebepten her zaman tuhaf veya komik durumlara düşer. Köylüler ona Sopaboy lakabı taktığından, adı yolu Sopaboy olarak kaldı.

Bir gün Sopaboy’un karısı ufak oğlunu alıp bir kaç günlüğüne komşu köyde yaşayan ana babasına gidiyor. Akşam acıkınca Sopaboy’un canı sıkılıyor. “Çoktan beri komşu Kurtmolla ağabeyi görmemiştim. Ona bir gideyim. Bari bir hal hatırını da sormuş olurum. Nasıl olsa da yaşı benden büyüktür. Sıra bende.” diyor Sopaboy. Karısının pişirdiği köbeteyi alıp, komşunun evine gidiyor.

“Oturur bir kahve içeriz. Köbeteyi beraber yersek daha lezzetli olur.” fikriyle onların kapısını çalıyor.

O sırada Kurtmolla ağabeyin hanımı Fadime abla akşam sofrasını hazırlıyormuş meğer. Gizlice perdenin ucunu kaldırıp baktığında kapı önünde Sopaboy’u görüyor.

“Kim gelmiş Fadime?” diye soruyor içeride yastığa yaslanıp oturan Kurtmolla ağabey.

“Allah belânı alsın, Sopaboy! Akşam yemeği yenecek saatte milletin evinde ne işi vardır bakayım?” diye mırıldanıyor kendi kendine, sonra kocasına hitaben:

“”Kısmetli” geldi, işte!” cevabını veriyor. Hemen kendisinin pişirdiği sarmaları kapalı dolaba saklıyor. Kurulan sofrayı da çabucak ortadan kaldırıyor.

“Kim o?“ sözleriyle kapıya doğru yaklaşıyor. “Benim Fadime abla.“

“Hayırdır, Sadla bu saatte. Bir şey mi oldu?“ “Kurtmolla ağabey evde midir?“

“Ne yapacaksın onu? “

“Karım babalarını ziyarete gitti. Bana da köbete pişirip bıraktı. Beraber yesek mi dedim. Yalınız kalınca boğazımdan geçmiyor. “

Onun eli boş gelmemiş olması Fadime ablayı sevindiriyor: “Ne güzel oldu be, pişirdiklerimi sabah yeriz.” diye düşünüyor içinden ve:

“Madem boğazından geçmiyor gel, haydi.” diyor kadın Sopaboya alay eder gibi. Sopaboy içeri geçip oturarak, köbeteyi ortaya koyuyor. Oturduğunda sıcak ve taze pişmiş sarma kokusunu fark ediyor.

“Birden bire burnuma taze sarma kokusu geldi. Acayip iştahım açıldı. Hani bir iki tane olsa da yesek. “

“Fadime getirsene…“ diye başlamışken Kurtmolla ağabey, Fadime abla gizliden tehdit eder gibisine gözlerini kocasına dikerek:

“Vay canım! Hani olsa biz de yesek ama... Bugün akşama hazır yemeğimiz de yoktu.“

“He-e-e…” diyor Sopaboy, lâkin gene de bir tuhaflık olduğunun hissediyor.

“Eve-e-et… Getir tabakları da kes şu köbeteyi.“ diye devam etmek zorunda kalıyor Kurtmolla ağabey.

“Kahve de içeriz değil mi Fadime abla? “devam ediyor Sopaboy köbeteyi kuru kuru yiyebileceğini anlayınca.

“Maalesef, kardeşim, kahvemiz de bitmişti. Bakkalda da kalmamış. Kendimizde kaç gündür kahve yerine kaynamış suv içiyoruz. “

“Reçeliniz varsa, kaynamış suya ilâve edip içebilirdik aslında...”

Bu kez kocası Fadime ablaya eğri bir bakış yapıyor. Kadın kocasının ne demek istediğini anlıyor. Yerinden kalkarak kaynamış suyla vişne reçeli getirmek zorunda kalıyor.

“Ziyafet” sonrası Sopaboy evine dönüyor. Yatağına girip yatıyor. “Ay, Fadime abla, vay Fadime abla!“ diye tekrar tekrar hayretler içinde kalıyor Sadla. Daha önce onun cimriliğini köyde çok duymuş, ama bu kadar olabileceğini hiç beklememiş. “Helesen bir dur ablacığım. Yarın bir daha varayım da, ne yapacağını bir göreyim!“ fikriyle uyuya kalıyor.

İkinci günü akşam Sopaboy gene hazırlanıp Kurtmolla ağabeyin evine gidiyor. Kapısını çalıyor. Taa avludayken burnu çiğbörek kokusunu alıyor. “Ah! İşte bugün bayram yapacağım!“ diye çok seviniyor.

“Kısmetlinin” bir daha geldiğini görünce, kadının iyice dengesi bozuluyor. “Karım evde yok diye diye, her Allah’ın günü alışkanlık haline getirdi vallahi. Başımın belâsı! “diye söyleniyor kendi kendine. Pişirdiği çiğbörekleri hızlıca raf üzerine kaldırıyor, lâkin aceleyle bir kap yoğurt sofra üzerinde unutuluyor.

Sopaboy dün yaptığı gibi hemen sofra başına gidip yerleşiyor.

“Kısmetliymişim. Sofra üstüne geldiğim için kaynanam beni kötülemiyordur kesin.”

“A-a-a! Bugün kısmetin bir kap yoğurt imiş! Olduğuna göre buyur.“ diye cevap veriyor Fadime abla kaşlarını çatarak.

“Sağ olasınız, sağ olasınız! Bu yoğurtla yağlı sulu çiğbörekler ne güzel gider. Hani olsa da, yesek!” diyor Sopaboy.

“Yerdik elbette, kısmetten çıkmadıysa tabi.” diye homurdanıyor kadın memnuniyetsizliğini göstererek. Sopaboy bu işte bir terslik olduğunu hissediyor. Üstelik kafasını biraz yukarıya kaldırınca çiğbörek kokusu bunun midesini iyice kazımaya başlıyor. Bu kez Sopaboy sesini çıkartmıyor. Karı ve koca iyice gergin halde olduklarını görüyor.

“Çok teşekkür ederim. Artık eve döneyim.“ diye yerinden kalkıyor. Kalkıyor ama, boyu sopa gibi değil mi? Kalktığı yerde sakarlığından dolayı kafasını rafa vuruyor. Raf üzerindeki çiğbörekler sinisiyle beraber sofra üstüne düşüyor.

“Aha-a-a! İşte, size çiğbörekler! Kısmetten çıkmadıysa, illâ ki sahibini bulur derler!” diyor Sopaboy kendisini zor belâ gülmekten alıkoyarak.

(AYB Balkanlar Online Hikâye Atölyesi, Haziran 2021)

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 176. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 176. Sayı