Küçürek Hikâyeler


 15 Mart 2026

kırmızı gül 

Şakağı benli ihtiyar kırmızı güllerin en güzelini istedi.  

Hatırladım; önceki yıllarda da aynı istekte bulunmuştu.    

Sevgilisine çiçek alan gençler kadar mutluydu.    

Sevgililer gününde, en güzel kırmızı gülü isteyen mutlu bir ihtiyar…  

Yazmayı seviyorum ya…  

Dükkânı kapatıp düştüm peşine… 

Mezarlığa gitti.

Bakımlı bir mezar başında durdu.

Gülü sevgiyle sundu. 

Geçti, ayak ucuna oturdu.

Sessiz, hareketsiz, uzun uzun oturdu. 

Kim bilir aklından neler neler geçirdi. 

O kalkınca yaklaşıp baş taşını okudum.

Seksen bir yaşındayken on sene önce ölmüş bir kadının adı yazılıydı.

İhtiyarın peşinden koştum. 

Yetiştim, sordum.

Eşimdi, dedi. Altmış yıl birbirimizin sevgilisi olduk, sonra ayrıldık…

Ayrıldık derken sesi titriyordu.

 

adam gibi

Dertliyim, dedi yaşlı adam. 

Bu zamana kadar oğlumu adam etmeye çalıştım, olmadı. 

Onca çabam, sözlerim, emeklerim, param boşa gitti. 

Sen nasıl başardın, diye sordu arkadaşına. 

Arkadaşı sakin konuştu.

Ben oğlumu adam etmek için hiçbir şey yapmadım. 

Çalışmadım, çabalamadım, konuşmadım, para harcamadım… 

Sadece adam gibi yaşadım. 

O da bunu gördü.

 

yok saylmak

Telefonda yazar arkadaşımın sesi...

Gönderdiğim kitap kapağına baktın mı, dedi. 

Baktım, dedim.

Ne sen varsın ne ben varım. Bizi yok saymışlar, dedi.

Saysınlar, dedim. Biz varız, kitaplarımız var… O kitaplarla aldığımız ödüller, o kitapları konu edinen tezler, makaleler, bildiriler, düzenlenen okuma, söyleşi, imza programları var. Biz, yok sayılmakla yok olmayız ki…   

 

yol

İnandıracağıma inanarak onunla yol tartışmasına girdim. 

Ne dediysem reddetti.

Bütün gücüyle kendi yolunu savundu.

Yetmedi, suçladı beni.

İnandıramadım.

Görünen oydu ki herkese kendi yolu güzeldi. 

Onun yolu onda, benim yolum bende kaldı.

 

pişmanlık

“Niçin her gidene ağlıyorsun?” dedim.

“Gidene değil kendime ağlıyorum.” dedi.

“Gideni bahane ederek kendine niçin ağlıyorsun?” diye sormadığıma pişman oldum.

 

gün gelecek

Gelecekten endişelisin, biliyorum.

Unutma!

Umutsuz olma!

Kendisini, ailesini koruyabilenler birlik olacak. 

Toplum yeniden doğacak.

 

adalet

“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” dedi.

Kaşları çatık, suratı yıkıktı. 

“Şikâyetini geri al, pişman olma!” diye devam etti. 

Çekti gitti. 

Bu, uyarı değil, apaçık tehditti. 

Kendini inkâr et, demekti. 

Adaletin evrensel olduğuna inanıyordum.

Vazgeçmedim.

Bekledim. 

Kaybettim.

Pişman değilim. 

 

eleştiri

Telefondaki sesi tanıdım. 

Öğretmen okulunda bize psikoloji anlatan, eğitimci yazar öğretmenimin sesiydi. 

İmzalayıp gönderdiğim romanımı okumuş, görüşlerimden dolayı beni hayli ağır eleştirmiş, editörlüğünü yaptığı dergide yayınlamıştı. 

Buyurun hocam dememe fırsat bırakmadan;     

“Eleştirime yanıt yazınızı okudum!” dedi. “Olumsuz ifadelerle dolu yazımdan dolayı hoşnutluğunuzu belirtmiş, bana teşekkür etmişsiniz. Siz, benimle dalga mı geçtiniz?” 

“O nasıl söz hocam, mümkün mü?” 

“Teşekkür ediyorsunuz…”

“Siz, öğrencinize değer vermiş, romanını dikkatle okumuşsunuz. Emek verip hakkında yazı yazmışsınız. Yıllardır seviyesini koruyan derginizde yayınlamışsınız. Elbette teşekkür edecektim.” 

“Ama yazımın içeriği olumsuzdu.”

“Olsun! İkimiz de inandıklarımızı yazdık. Gerisi okuyucuya kalmış…”

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 231. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 231. Sayı