Kültür Hâfızamızın Bir Taşıyıcısı: Yakup Ömeroğlu’nun Ardından


 01 Ağustos 2025

16 Ağustos 2024 tarihinde ebediyete irtihal eden Dr. Yakup Ömeroğlu, ardında sadece bir ömür değil; Türk dünyasının ortak hafızasında yankı bulacak onlarca kültürel faaliyet, yayın, kurultay ve eser bıraktı. Sessiz ama derin bir iz bırakan Ömeroğlu, çağdaş Türk edebiyatı, yayıncılığı ve kültürel diplomasi alanlarında kalıcı katkılar sundu. Onun ardında bıraktığı miras, yalnızca bugünün değil, geleceğin Türk aydınları için de yol gösterici niteliktedir. 1966 yılında Çankırı’nın Şabanözü ilçesine bağlı Karakoçaş Köyü’nde doğan Ömeroğlu, küçük yaşlardan itibaren kitapla, kalemle ve toplumla iç içe bir hayat sürmüştür. Hasanoğlan-Atatürk Öğretmen Lisesi’ndeki eğitimi sırasında kazandığı disiplinli düşünce yapısı ve Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinde aldığı bilimsel eğitim, onun ilerideki çok yönlü kimliğinin temel taşlarını oluşturmuştur.

Akademik hayatına Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde başlayan Ömeroğlu, burada araştırma görevlisi olarak çalışırken, Sovyetler Birliği’nin çözülme sürecine yakından tanıklık etti. Bu dönemde Türkiye dışındaki Türk halklarıyla doğrudan temas kurmuş, özellikle gençlik arasında bir bilinç ve aidiyet duygusu geliştirmek adına önemli projelere imza atmıştır. 1993 yılında Kazan’da gerçekleştirilen I. Türk Dünyası Gençlik Kurultayı, onun bu çabalarının ilk büyük meyvesidir. Kurultaya 16 farklı Türk topluluğundan gençlik teşkilatlarının katılması, Türk dünyası gençliği için tarihi bir buluşma olmuş, sonraki yıllarda Kırım, Kırgızistan, Başkurtistan, Kazakistan ve Azerbaycan gibi bölgelerde düzenlenen kurultaylarla bu model kurumsallaşmıştır. Ömeroğlu, bu süreçte yalnızca organizatör değil, aynı zamanda bir fikir önderi olarak da sahneye çıkmıştır. Kurultayların yayın organı olan Bengü dergisinin başyazılarını kaleme alarak, genç kalemleri Türk dünyası üzerine düşünmeye ve yazmaya teşvik etmiştir. Onun kurduğu bu platformlar, bugün hâlâ birçok yazar, akademisyen ve aydın için birer çıkış noktasıdır.

Kültür diplomasisinin sadece sahada değil, yayında da sürdürülebileceğine inanan Yakup Ömeroğlu, 2006 yılında bir grup arkadaşıyla birlikte kurduğu Avrasya Yazarlar Birliği aracılığıyla, Türk dünyasının edebiyatına kurumsal bir çatı kazandırmıştır. Bu birlik, kısa sürede Türk lehçelerinde yazan yazarları aynı zeminde buluşturan önemli bir platform hâline gelmiştir. 2007 yılında kurulan ve hâlen yayın hayatını sürdüren Kardeş Kalemler dergisi, bu vizyonun somut bir ürünü olmuştur. Selefi konumundaki Kardaş Edebiyatlar dergisinin bıraktığı mirası devralan Kardeş Kalemler, çok dilli, çok kültürlü ve dijital çağa uygun bir yayın politikası izleyerek Türk dünyasının ortak sesi hâline gelmiştir.

Ömeroğlu’nun kültürel üretkenliği yalnızca dergilerle sınırlı kalmamış, TRT Avaz başta olmak üzere çeşitli televizyon kanallarında yapımcı, sunucu ve danışman olarak görev aldığı programlarla Türk dünyasını ekranlara taşımıştır. “Dost Eli”, “Pencere”, “Kültürel Pencere” ve “Kültür Sanat Avaz” gibi programlar, kültürel derinliği olan içerikleriyle binlerce izleyiciye ulaşmıştır. Bu programlar, sadece eğlence değil, eğitim ve bilinçlendirme amacı da taşıyan projelerdi. Ömeroğlu, bir yandan program metinlerini kaleme alırken diğer yandan kameraların önünde ve arkasında Türk dünyasının kültürel meselelerini gündeme taşıyan bir “kültür sözcüsü” işlevi görmüştür.

Yazarlık yönü de oldukça güçlü olan Ömeroğlu’nun ilk edebî eseri Türkistan - Yesevî’nin Şehri Yesi’ye Dair adlı kitabıdır. Bu eser, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın şehir kitabı ödülüne layık görülmüştür. 2019 yılında Azerbaycan’da yayımlanan İki Çınar adlı hikâye kitabı ise, Türkiye’de yayımlanmadan önce yurt dışında yayımlanan ilk Türk hikâye kitabı olma özelliğiyle, iki ülke arasındaki kültürel bağların ne denli güçlendiğini de göstermektedir. Hikâyelerinde temiz ve sade bir Türkçe kullanan Ömeroğlu, anlatılarında gelenek ve göreneklere, aile değerlerine ve kültürel sürekliliğe öncelik vermiştir. Belgesel alanındaki çalışmaları da dikkat çekicidir. Türk dünyasının öncü şahsiyetlerini konu edinen “Köklerin İzinde” adlı belgeselin senaristliğini ve danışmanlığını üstlenen Ömeroğlu, bu projeyle tarihin tozlu sayfalarında kalmış kahramanları bugünün izleyicisiyle buluşturmuştur. Magcan Cumabay’la başlayan bu belgesel serisi, aynı zamanda Türk dünyasının kültürel belleğini ekranlara taşıyan nadir yapımlardan biri olmuştur.

Ömeroğlu’nun kültürel hizmetleri yalnızca içerik üretimiyle sınırlı kalmamış, Bengü Yayınları aracılığıyla Türk dünyasından edebî eserlerin neşrini de sistematik hâle getirmiştir. Bu yayınevi, bir ihtisas yayıncılığı olarak, Türk cumhuriyetlerinden gelen eserleri Türkiye’deki okuyucuyla buluşturarak, edebî çeviri ve kültürel aktarım açısından önemli bir köprü görevi görmüştür. Yaptığı bu çalışmalarla Ömeroğlu, Kazakistan, Azerbaycan, Kosova, Kırım ve Balkanlar gibi birçok farklı bölgeden çeşitli ödüllere layık görülmüş; UNESCO Ahmet Yesevi Madalyası, Kazakistan Dostluk ve İşbirliği Madalyası, Avrupa Bilim Sanat ve Edebiyat Akademisi üyeliği gibi uluslararası düzeyde takdir edilen bir kültür adamı olmuştur. Bu ödüller, yalnızca bireysel başarıların değil, Türk dünyası idealine gönül vermiş bir yaşamın taltifidir. Yakup Ömeroğlu, hayatı boyunca yüksek sesle konuşmayan ama çok şey söyleyen bir mütefekkir, bir teşkilatçı ve bir kültür işçisiydi. Eserleriyle, kurduğu yapılarla ve ardında bıraktığı kurumsal hafızayla, Türk dünyasının birleşik bir ses olma idealine hizmet etti. O, köprülerin sadece nehirler üzerine değil, milletlerin gönülleri arasına da kurulabileceğini gösterdi. 

Bugün, ölümünün yıl dönümünde, onu yalnızca bir yazar, yayıncı ya da akademisyen olarak değil; bir kültür köprüsü, bir birlik ve hafıza mimarı olarak anıyoruz. Kardeş Kalemler yaşadıkça, Bengü Yayınları var oldukça, “Köklerin İzinde” belgeselinin her bölümü yeniden izlendiğinde; Yakup Ömeroğlu da aramızda yaşamaya devam edecektir.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 224. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 224. Sayı