HaftanınÇok Okunanları
AYSUN DEMİREZ GÜNERİ 1
BURHANETTİN ÇAKICI 2
KEMAL BOZOK 3
Nergis Biray, Sema Eynel 4
BURHANETTİN ÇAKICI 5
HUDAYBERDİ HALLI 6
Ece Türköz Oğuz 7
Anadolu’nun hâlihazırdaki Akdeniz kıyıları denizdeki tuz oranının yüksek olması sebebiyle böyle adlandırılmıştır. Milyonlarca vatandaşımızın en popüler tatil uğrağı haline gelmiştir. Birçok Rusyalının oranın doğal güzelliklerinden haberi vardır, birçoğu Alanya’nın büyüsüne kapılmıştır. Buna rağmen Türk tarihinden haberi olanların sayısı azdır. Oysaki Türk tarihinde sadece talihsiz, kanlı olaylar değil; parlak sayfalar da mevcuttur.
Türk şiiri bizde yeterince bilinmemektedir. Bilindiği gibi Sovyet Dönemi’nde ancak “ilerici” yazarların eserleri tercüme edilmişti. Tâbî, Nazım Hikmet’in asil ve kahraman imajı bizim için de önemliydi ve bu şairin eserleri sadece Rusya’da tanınmamış; günümüz Türkiyesi’nin okul kitaplarında okutulmaktadır. Ama Türk şiiri sadece Nazım Hikmet’ten oluşmamaktadır. Gerçek ve objektif bir şekilde çevrilen Osmanlı Türkleri’nin Divan Edebiyatı da bir gün Rusçaya kazanılacağı zamanı beklemektedir.
Aramızda geçen sayısız savaş ve kavgalara rağmen Türkiye’deki entelektüel kesiminin Rusya’ya büyük bir sempatiyle baktığını da söylemeden geçemeyiz. Bu arada Türk tarihçileri de Ruslar’ın Türk esirlerine merhametli davrandığını belirtmektedir. Rus Edebiyatı’na olan ilgiyse muazzamdır. İstanbul’da ve Ankara’da oturan okuryazar kesim bizim 19. yüzyılın klasiklerinin yanı sıra Pasternak, Nabokov, Babel, Mandelştam, Ahmatova gibi isimleri de yakından tanımaktadır.
Alanya’nın misafirleri Ankara’ya uğramazlar. Halbuki Eski Roma döneminden beri tanınan bu şehrin kendine özgü güzelliği ve ihtişamı vardır. Meşhur Ankara Kalesi, sayısız müzeler ve onların arasında Anadolu’daki sayısız uygarlıkların anıtlarını barındıran arkeoloji hazinelerin saklandığı Anadolu Medeniyetleri Müzesi bulunmaktadır. Sonuçta bunların hepsinin Türkiye’ye ait olduğu tartışılmaz. Ne de olsa Türkler’in kanında geçmişte Anadolu’da yaşayan birçok milletin kanı da akmaktadır. Bu, tarihin olmuş bitmiş gerçekliğidir, bunu ancak olduğu gibi kabul edebiliriz.
Avrasya Yazarlar Birliği’nin davetiyle geldiğim Ankara’da Ali Akbaş ve Yakup Deliömeroğlu gibi Türk şairleri tarafından ağırlandım. Ankara gezim boyunca benim kılavuzlarım, sohbet arkadaşlarım oldular. Bir keresinde altı saat boyunca sadece Rus ve Türk Edebiyatı üzerine sohbet ettik. Türk şairleri, insanoğlunun “hasta ruhunu” incelediği için Dostoyevski’ye bayılıyorlar. Hepimiz aynı fikirde biraraya geldik. Hastalıklar ortaktır, büyük benzerlik vardır. Dünya küçük ve tektir.
Aşağıda Ali Akbaş’a ait, benim tercüme ettiğim iki tane şiir bulunmaktadır. Ali Akbaş Türkiye’nin önde gelen eski nesil şairlerindendir. Akbaş, bunun yanı sıra Çocuk Edebiyatı’nın önde gelen simalarından, kitap yazarıdır. Eserleri Slav dilleri dâhil birçok dile çevrilmiş; meşhur şairdir. Onun hem çocuklar için hem de yetişkinler için yazdığı şiirlerinde bilgelik ve dürüstlük erdemleri hâkimdir.