HaftanınÇok Okunanları
NIKA ZHOLDOSHEVA 1
HİDAYET ORUÇOV 2
ZEHRA TAŞDEMİR 3
Emrah Yılmaz 4
Kardeş Kalemler 5
Coşkun Haliloğlu 6
Coşkun Haliloğlu 7
Öğrencisi, meşhur Çin filozofu Konfüçyüs’e soruyor:
- İdare etmek ne demektir?
- Yeteri kadar erzak, yeteri kadar asker ve bir de inanmaktır idare etmek.
- Eğer bu üç şeyden birinden vazgeçmek zorunda kalsaydınız hangisini seçerdiniz?
- Askerden.
- Birini daha seçmek zorunda kalsaydınız?
- Erzakı bırakırdım.
Cevaptan da anlaşılıyor ki, inanmak büyük güçtür. Başarmak için her şeyden önce inanmak gereklidir. İnanç olmayan yerde birlik, birlik olmayan yerdeyse zaferden bahsetmek imkansızdır. Son günlerde bunun doğruluğunu bir daha görüyoruz. Azerbaycan halkı kendi rehberine bütün varlığıyla inanıyor. Hatta aksi pozisyonda olanlar da ülke liderinin ciddiyetini, kararlılığını, adeletin yeniden yerini bulması uğrunda daima ileri adım attığını, geriye bakmadığını defalarca beyan ettiğini görünce onun etrafında toplanmaya başladılar.
Her zaman hoş bir kelime olarak kullanılan “Yumruk gibi birleşmişiz” fikrinin aslında bir hakikat olduğu ortaya çıktı. Halk kendi liderine tüm samimiyetiyle inandı. Onun her kelimesini, her fikrini ezberledi. Herkesin kulağı “Bugün ülke lideri hangi hoş haberi verecek?” diye gelecek sesi, sözü bekledi. Yaramaz çocuklardan, eski neslin en "yorgun" üyelerine kadar herkes televizyonda onun yüzünü gördüğü anda heyecanla izledi. Söylediklerini ezberlemeğe çalıştı. Cumhurbaşkanı halkın dili ile konuşuyor, halkın yüreğinden geçenleri dile getiriyor, halkın arzusunu gerçekleştiriyor. Yıllarca insanlarımızın boğazında düğümlenip kalan, kendimiz söyleyip, kendimiz işittiğimiz, uluslararası teşkilatlardan destek geleceğini ümit ederek, susup yüreğimizde boğduğumuz fikirleri bugün sayın Cumhurbaşkanı bütün dünyaya ulaştırıyor. Haklı sesimizi her yerde duyuruyor.
Bugün halk ve ordunun birliğinde sadece silahımızla değil, inancımızın gücü ile galip geleceğimizi gösteriyor. Biz bu inançla nasıl kudretliysek, karşı taraf kendi gücüne ve liderine olan inançsızlığı ile o kadar miskindir, o kadar bedbahttır. Bu inançsızlığın ispatı için yeteri kadar gerçek görüntüler var. Ama en dehşetli örnek, savaştan kaçmaması için ayakları zincirlenmiş Ermeni askerleridir. Bundan başka hiç bir şeyi anlatmaya gerek yoktur.
Ermeniler yıllardır nasıl aldatıldıklarının farkındadır. Karabağ'da Azerbaycan halkına korkak diyen N. Pashniyan’ın içyüzü ortadadır. Korkaklıkları, beceriksizlikleri ve cehaletinden ötürü ölüme sürüklediği, inançlarını kötüye kullandığı halk er ya da geç onu mahvedecek. Azerbaycan halkı ise kendi liderine inanıyor. Halk ona, o da halkına destek oluyor. Sayın Cumhurbaşkanı da bir konuşmasında vurgulamıştı: "İrade göstermişiz, güç göstermişiz, halkımızın iradesine güveniyoruz. Ve bu gün biz kazanıyoruz, tarihi bir başarı elde ediyoruz. Bu zafer Azerbaycan halkının elde ettiği zaferler arasında en parlak zaferdir ve gelecek günlerde de bu zaferler devam edecek.”
Çocukluk yıllarım savaşın alevlenen ve sonra yavaş yavaş sakinleşen devrine denk geldi. O zamanlar radyoda sık sık bir türkü söyleniyordu. Sözlerinden bir dörtlük aklımda kalmış:
Kurtuluşumuz birliktedir,
Bize birlik gerektir.
Azerbaycan torpağına
Seferberlik gerektir.
Bugün o gündür. Biz birlikteyiz, güçlüyüz, inançlıyız. Çok sözler söylenecek, çok fikirler değişecek, ortalığı karıştıranlar meydana çıkacak. Yeter ki, biz yumruk olmaktan çekinmeyelim. Maneviyatımızı bozmayalım. Kendi gücümüze ve büyük zafere yürekten inanalım. Gücümüz, inancımız, birliğimiz sarsılmasın. Biz galip geleceğiz.