Monofest


 15 Aralık 2025

Yine küsmüşsün bana, yine donmuş bakışın,
Gülüşünde kaybolmuş hayatımın akışı.
Gel, saklambaç oynayalım; ben ararım, sen saklan,
Kalbimde görünürsün, gözümden kaybolası.

Bu özlem değil ki hiç, özlemin en ötesi...
Dışımda gizliyorum, içimde özlüyorum,
Ben seni senin kadar, sen boyda özlüyorum.
Bana olan öfken ne kadardır ki güya?!
Küçücüktür hiddeti, başlayınca bitesi.

Bu özlem değil ki hiç, özlemin en ötesi...
Sen ki beni tanırsın, ben huzursuz adamım,
Huzursuzluk içinde yine huzur ararım.
İçinden geçeni de söylemeyi bilmeyen,
Ben – kendini sevenin, edebazın “yekesi”.

Bu özlem değil ki hiç, özlemin en ötesi...
Şimdi hatıralardan alıyorum kokunu,
Kirpiğime asarım hasret dolu uykunu.
Senden başkasına dilsizim, sağırım, körüm ben,
Sen gönlümün gözüsün, gözlerimin didesi.

Bu özlem değil ki hiç, özlemin en ötesi...
Aramızda şehirler, dağlar, denizler durur,
Bize can veren Allah, şimdi canımı alır.
Haftanın yedi günü aklımın köşesindesin,
Pazar günü de bitmez, gelsin pazartesi.
Bu özlem değil ki hiç, özlemin en ötesi...


karanlığın masalı
Yine karanlık kaçtı,
Kiminin yüreğine, kiminin sokağına.
Yıldızlar kucak açtı,
Kiminin gülüşüne, kiminin gecesine.
Ben bu zulmetten geçip, seni sevmeye geldim,
Diyorum ki, bilesin.
Gözlerinin karası gecelerden güzeldir,
Kalır mısın böyle sen?!
Sen dünyamın mihveri, yüzümdeki gülüşsün,
Yıldızısın gecemin.
Yarım kalmış şiirimde sonuncu düzeltisin,
Dilimdeki hecemin.
Ben – gözünden kor alan gülüşünün hastası,
Alaca-yarım adam...
Sen – sevgi şiirimin esrarengiz bestesi,
Her söze açık adam...
Saçının her teline kurban olan kulum ben,
Zülfünü yana tara.
Ben kendimden gideli bilirim ki, sendeyim,
Sen nere, ben de ora...
Ben senden gide gide sana doğru gelirim,
Diyorum ki, bilesin.
Bu tezatlar içinde hafifçe dinlenirim,
Ağlarım ki, gülesin...


ümit bırakıp gidersin
Belki de feryadımın sesi düştü beynine,
Parmakların kopardı gönlümde sarı teli.
Giydir hasretimi hislerin üzerine,
Ümit bırakıp gidersin bütün gidenler gibi...

Şimdi umutlar düştü ayrılığın izine,
Kaçarız kendimizden günah edenler gibi.
Bak yine dayamışım gözlerimi gözüne,
Niye öyle bakarsın, nefret edenler gibi?!

Saçlarında hâlâ da okşayışım dolanır,
Ne var ki bir bakıştan hislerini duymaya,
Gözün gözüme değince sevgiden sarhoşlanır,
Yüreğin nasıl gelir bu sevgiye kıymaya?!

Biraz insafın olsun, felek taş eleyecek,
İnadının başına, kısasımı almaya.
Bu körpe ümitleri şimdi kim beleyecek,
Zor olan kavuşmaktır, ne var ki ayrılmaya?!

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 228. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 228. Sayı