HaftanınÇok Okunanları
SAMET MUGANLI 1
ORAZ YAĞMUR 2
Yakup Ömeroğlu 3
İMDAT AVŞAR 4
Ahmetcan Aşiri 5
Muhittin Şimşek 6
SALIM ÇONOĞLU 7
Nakışçı kadın, söyle!
bu gönülden
gecenin azgın kaygısında
kendiyle konuşarak yürüyen
tekdüze ve çetin bir Makedon şiiri
nasıl doğar?
Gönlümden iki iplik kopar, sevgili;
biri zifiri, öteki al.
Biri ürpertici kederler uyandırır,
öteki parlak, cüretkâr bir özlem.
Onlarla işle tekdüze bir sıra:
özlemden bir şarkı, acıdan bir şarkı;
benim keten gömleğe işlediğim gibi
beyaz gelin eline, ak bir eldiven.
Alın yazısı denen şeyi örmüşsün yüzyıllara
iki iplikten, iki kâfiyeli sözden:
ürkütücü bir karanlık uyandırır,
ötekisi ise kanlı bir şafağı çağrıştırır.
Nakkaş, eğilen başını kaldır,
öğlenin altına bürünmesine bak:
orada, mavi kumaşın üzerinde
senin nakışın şevk edip vücut bulur.
Senin için gün batımı yoktur,
sen, ürkek bir maralın baygın intibasısın.
Orada iki renk parlar, süzülür:
iki desenin peyda olur; kırmızı ve siyah.
Şevkinden korkmaz mısın,
en sevgili demin bile sönmesinden?
Neden yitip gidersin, sen cefâkâr, sen güzel,
ses verir bedbinlik, bugününden ve ezelden.
Ve ruhumda parlayan en sevgili anda bile
renksiz bir çiçek misâli solup gider.
Ama sen ki tuhaf bir şarkının nakarat avcısısın,
Bu şarkıda kendi kaderini kendin söyleyip yazdın.