O AN!


 01 Temmuz 2022


0 an!.. İki kelime gibi görünen ancak insanın hafızasından silinmesi mümkün olmayan 0 an(lar)!.. Ne çok 'an(lar)' vardır hayatımızda ama "0 an" dediğimiz hatırladıkça her bir ayrıntısı daha da belirginleşen tekrar tekrar yaşadığımız 0 anlar... Yaşanılan gerçekliğin hafızalara kazınmış fotoğraflarıdır belki de.

Unutulmayan, unutulamayan, unutulmak istenmeyen an'dır 0 an. Belki acı bir damla, belki tatlı bir tebessüm bırakır yüzlerimizde ama hepsi yaşanmıştır, yaşanmışlıklardır.

Benim '0 an' dediğim hafızamda acı bir fotoğraf karesi, unutmayı istemediğim gerçekliğini bütün soğukluğuyla hissettiğim bir kare...

Böyle bir dönemde "Seslerden Uzakta-Susanları Anlamak İçin Sözlük" diye bir kitap tutuşturdu hocam elime kaleminin en nahif ucuyla dokunmuş susanlar kırılmasın diye bu kitaptaki her hâle...

'0 an' ile de bu kitap vesilesiyle tanıştım. Kitabın hâlimi bu kadar anlayacağından habersiz okumaya başladım sanki ben susmuşum da hocam dinlemiş gibiydi... Kaleminden dökülenler sustuklarıma tercüman oluyordu. Meğer kendimle bile konuşmadığım, konuşamadığım ne çok şey varmış.

                Susmak!.. Dedim kendime ne uzun bir kelime imiş aslında çok şey anlatan... 

Susanları anlamak ise!.. Ne zahmetli bir iş; sadece konuşanlara, dinlemeyi bilmeyenlere ve her şeye kulak tıkayanlara...

Biraz kitaptan bahsetmek isterim sizlere...

Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm susanları anlamak için sözlük, ikinci bölüm ise gündelik hayatın içinden geçerken bizim fark edemediğimiz ancak hâl ehli olanların görebileceği susarak anlatılan hikâyelerden...

Doğru okuyorsunuz susanları anlamak için sözlük var bu kitabın içinde. Bu öyle bildiğiniz sıradan sözlüklere benzemez, bu sözlüğü tozlu raflardan alıp içinde her aradığınızın cevabını bulamazsınız çünkü bu sözlük herkese açmaz kendini anlamı gözlerinizde, kalplerinizde kısaca sizde gizlidir. Azıcık hâlden anlıyorsanız o kadar yormaz sizi, hemen teslim olur her bir harfi. Belki de sizin de  yaşadığınız ama kendinizle bile konuşmadığınız anlara tercüman olur ve hemen anımsarsınız o ânı. Bu kitap sayesinde sustuklarınızı öğrenirsiniz ya da susmanın da bir dili olduğunu. 

Şimdi burada size ben de sustuklarımı anlatmak isterdim ancak dedim ya susanların dili hâlcedir ve bunu sadece hâlden anlayanlar bilir. Benim de yeni yeni öğrendiğim bir dil hâlce...

Velhasıl ikinci bölümden bahsetmek istiyorum biraz da. İkinci bölüm susarak anlatılan hikâyelerden oluşuyor demiştik.  Herkesin bir hikâyesi var deriz hep. Peki susanların yok mu? Hem de hiç konuşmadan anlattıkları o kadar güzel ve derin hikâyeleri var ki. Çok fazla kelimeye ihtiyaç duymazlar bu hikâyeleri anlatırken. Buradaki küçük hikâyelerle dokunmuş hocam onların kalplerine ve onlar gönül selamıyla kabul etmişler bu güzel armağanı.

Kitabımı, serin bir Ankara sabahında kapısını açtığım kitapçı dükkanında otururken, komşu dükkandan gelen  ‘ bir kızıl goncaya benzer dudağın, açılan tek gülüsün bu bağın’ nağmeleriyle bitirdim. Arkama yaslandım hafiften. 

Hani bazı kitaplar vardır; bitince hemen üzerine  kitap alamazsınız elinize. Zihninizde demlenmesi, dinlenmesi gerekir cümlelerin. Yavaş yavaş yudumlamak istersiniz her bir kelimesini... Bu kitap da tam olarak öyle. Bitirdiğinizde, sizde demlenmeye bırakır kendini. Tadını almak için hiç acele etmeyin, yaslanın arkanıza, kapatın gözlerinizi ve biraz kendi hâlinize kalın, hâlce kalın...

 

 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 187. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 187. Sayı