HaftanınÇok Okunanları
NIKA ZHOLDOSHEVA 1
HİDAYET ORUÇOV 2
ZEHRA TAŞDEMİR 3
Emrah Yılmaz 4
Kardeş Kalemler 5
Coşkun Haliloğlu 6
Coşkun Haliloğlu 7
O zamanlar on altı belki on yedi yaşındaydım. Edebiyata, okumaya ilgi duyuyordum. Ben de gördüklerimi ve hissettiklerimi kağıda dökmek, diğer yazarlar gibi güzel romanlar ve şiirler yazmak ve tüm dünyada tanınmak istiyordum. Annem hep kendimi bilgiye adamamı çok ders çalışmamı tembihlerdi. Her zaman “İnsan olmayı unutma oğlum, seni nasıl terbiye ettiysem hep öyle davranmanı istiyorum.» derdi. İnsanlara hürmet göstermemi, güzel ve nazik konuşmamı, bir şey yapmadan önce iyice düşünmemi, düzgün ve pak iş görmemi isterdi.
Babamı kaybetmiştim ve ilk çocuk olduğum için büyük bir baskı altında hissediyordum. Okuma isteğim ne kadar güçlü olsa da anneme, kardeşlerime yardım etmem gerekiyordu. Bir gün annem düşünceli hâlimi görüp derdimi sordu. «Anne ben ne yapacağımı bilmiyorum, iki yol arasında kaldım. Bir taraftan okuyup bir yazar olmak istiyorum, diğer taraftan senin ne kadar zorlandığını görüp bir işe girip biraz da olsa eve para getirmek istiyorum.» dedim. «Aslan, canım oğlum, bu yaptığını takdir ediyorum. Baban vefat ettiğinden beri durumumuz eskisi gibi değil ama Allah'a şükür işe girdim, sizin ihtiyaçlarınızı kaşılayabiliyorum.» dedi annem. Şöyle devam etti «Kalbini dinle, sana ne diyor?». Gözlerimi yumdum ve derine inmeye başladım. Kalbim «Oku!» diyordu. Gözlerimi açtım ve «Anne ben yazar olmak istiyorum.» dedim. Annem «Dünyanın en iyi yazarı olacak mısın?» dedi. Ben de «Evet, olacağım» dedim. «Duyamıyorum!» dedi. «Evet, olacağım!» diye tekrarladım. «O zaman, bu dediklerimi kulağına küpe et. Başarılı bir yazar olmak için sadece güzel sözler söylemen yetmez. Ne yazdığına da dikkat et. Konuştuğumuz dili, kültürümüzü unutturma.” dedi.
Çok duygulanmıştım ve anneme sıkıca sarılıp onu yanağından öptüm. Annem «Hadi oğlum şimdi kalk ve çarşıya git. Git de size güzel bir yemek hazırlayayım» dedi. «Tamam anneciğim» dedim. Gözlerimden damlayan yaşları silerek çıktım apartmandan ve çarşıya yöneldim. Annemin istediği yiyecekleri aldıktan sonra eve yürümeye başladım. Köpekler havlamaya başladılar. Niye bu kadar çok havladıklarını anlamamıştım. Bana mı saldıracaklar diye düşünürken aniden ayaklarımın altındaki yer sarsıldı. Düştüm, yerden kalkıp toparlanırken annemin apartmanda kaldığını hatırladım. Kendimi çok kötü hissetmeye ve korkmaya başladım. Sarsıntı durunca var gücümle apartmana doğru koştum. İçimden kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Olamaz, annem ölmez ölemez, bu imkânsız diye düşünüyordum. Binaya yaklaştığımda onun yıkıntılarını görünce kalbim duracakmış gibi oldu. Elimdeki poşetleri bırakıp son sürat enkazlara doğru koştum. Kocaman beton kalıntılarını kaldırmaya çalıştım. Nefes nefese kalana kadar uğraştım. İnanamıyordum, inanmak istemiyordum. Hayatımda beni içtenlikle, karşılıksız seven, her durumda beni destekleyen tek kişiyi kaybetmiştim.”
Bu olaydan sonra kendimi toparlamam uzun sürdü. Kararlıydım, en iyisi olmak istiyordum, annem için. Çok çalıştım, çok ter döktüm. Benimle gurur duymasını istiyordum.
Şimdi dünyanın dört bir yanından gelmiş ünlü yazarlarla dolu bu salonda, bir ödül törenindeyim. Birazdan açıklanacak. Herkes gibi ben de çok heyecanlıyım, kimin kazanacağını merakla bekliyorum. Spiker, mikrofona yaklaşıp «Bu yılın en iyi yazar ödülü Aslan Ruslanoğlu'na gidiyor. Kendisini kürsüye davet ediyoruz.» dedi. Bütün salon beni alkışlıyordu. Gözlerim doldu, ağlamak istiyordum ama bu kadar insanın içinde tuttum kendimi. Derin bir nefes alıp ayağa kalktım ve sahneye doğru yürüdüm. Annem de yanımda yürüdü.