öyle özlüyorum


 01 Mayıs 2026

Bu özleyişim beni bu dünyaya daha yabancı ediyor,
Yeryüzü, gökyüzü gözümden düşmüş,
Adımı dünyaya kuru bir ad etmiş.

Dem alıyor canımda bütün kayıplar,
Yakınlar bir göz kırpımında yad oluyor.
Kavruluyor hasretin, ölüm kokusu
Ruhum çekilip bükülüyor kınında.

Öyle özlüyorum ki,
Sanki özlemek kaderime yazılmış bir yol.
Ömrün yarısını yaşadım, gitti
Dev gibi özlem gül gibi soldu.

Öyle özlüyorum ki 
Ölüm bile şaşırıyor,
Bazen övünüyorum, közüm azalmıyor.
Her insanın ruhuna böyle bir aşkla
Özlemek, yalnızlaşmak, hasret yazılmıyor.

 

günah

Derdin dibine düştüğümüzde,
Yusuf oluruz.
Kuyunun
Güneş sızan yerinden
Yakınlarımız bize bakar,
Sonra bırakıp giderler.

Dert bizi boğduğunda
Yunus oluruz.
Kendi isteğimizin kurbanı olup
Koca bir balığın karnında
Boğuluruz.

Bu dar dünyanın içinde
Dert bizi pişirdiğinde
Ateşe atılan İbrahim oluruz.

Derdin dibini,
Sıkıntısını, ateşini çekip
Kendimize dönebiliyorsak,
Bunu başarabiliyorsak
Peygamber oluruz.

Sonra yükselip
Gökyüzünden bakarız dünyaya,
Ruhumuzda ağırlıksızlık olur.
Allah olmak isteriz.
Allah, günahımızı bağışla.

 

sarı yaprak

Gözümden düşmüşsün
Bir yaprak gibi,
Ayağımın altında hışırdıyorsun.

Güneş gözlerimi yakıyor,
Yalnız
Bu bahar ömrümü sen kış ediyorsun.

Sen küçük bir çocuk gibi
Söz anlamıyorsun,
Ne düşündüğünü,
Ne bildiğini.

Ben gözleri nemli şiir söylerken
Sen uzaktan bakıp alkışlıyorsun.

Belki ayrılıklar yormuştur seni,
Gam keder yolunu kesmiştir.
Öyle bakıp duruyorsun bir o yana bir bu yana,
Zamanın içinde dolaşıyorsun.

Bir ömür yaşamak kolay değilmiş,
Acılar insanın canını didermiş.
Ama ne yapmalı, zaman geçtikçe
Gününe, ayına alışıyorsun.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 233. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 233. Sayı