Özgür Ülkenin Şairi


 01 Kasım 2025


NASİPBEK AYTULI (1950-2023)

Şair

Şömişbay Sariyev’i birçok kalın kitaplarından tanımak elbette ki daha iyidir. Ancak geçen yüzyılın yetmişli yıllarından itibaren Kazak şiirinin eşiğinde duran, ya da eşiği aşan “Şömişbay” ismini günümüzde pek çok Kazak okuru bilmektedir. Şömişbay'ın sözlerine yazılan popüler şarkılar kalplerimizde yer etmiştir, peki hangi çağda?

Yüreğimde bir mutluluk filizlendi,
Kutsal bir ülke, güçlü Kazakistan'ım

Bu hayatta bir şahin olsaydım! – diyen şairin bu dizeleriyle, "Şiir Sultanı, Lirik Edebiyat" adlı Devlet Ödülü'ne layık görülen yedi kitaplık seçme eserler kitabı Şömişbay’ın altmışlı yılların ortalarında birtakım yetenekli şairler grubunun içinde yükseldiğini gösterir. Yıllar geçti, ama o kendini ispatladı. O, yerel şivesiyle, yeteneğiyle, gönül saflığıyla, ferasetiyle modern şiire değer kattı. O, genç ülkesini, doğup büyüdüğü topraklarını, kalbi ve ruhuyla vatanseverlik ruhuyla şiirleştirdi. Bu yüzden edebi eserleri sadece göze değil, aynı zamanda gönle de hitap eder. O, nice eleştirmenin sözlerini, kendi şiirinin sanat sırlarını çözerek şiirine tatlı bir lezzet katmıştır. Kazakistan Yazarlar Birliği'nde uzun yıllar boyunca edebi-kültürel çalışmalara aktif olarak katılmıştı. Savunma tezi başarıyla tamamlanmış ve bu çevik şairin tüm eserleri kendi döneminin sanatsal zenginliklerini yansıtmaktadır.

Sovyetler Birliği döneminde de, kardeş cumhuriyetler arasındaki edebi ilişkilere ve çeşitli uluslararası festivallere aktif olarak katıldı. Sanatsal çevirilerde de büyük başarılar elde etti. Şiirleri başka dillere çevrildi. Kısacası, “Şömişbay” isminin yüzyıllardır süregelen söz sanatı kervanında önemli bir yer edindiği kesindir. Üstelik, onun bu yüksek mertebeli ödüle layık görülen yayımlanmış eseri, sıradan bir şiir kitabı değil, aksine Şömişbay’ın kendi öz şiirinin ve onun ruhunun damgasını taşıyan lirik eserlerinden oluşan bir koleksiyondur.

Bu ödül, şairin kendi emeğiyle ulaştığı yüksek seviyenin bir kanıtıdır. Ancak hayatın bazen başka türlü sürprizleri de vardır. Örneğin, ödülün asıl hak sahibi olan şairin adaylığının, bir başkasının gölgesinde kalması ve tökezlemesi gibi durumlar yaşanabilir. Şömişbay’ın ayırt edici özelliği ve gücü, yaratıcılığındaki istikrarında yatmaktadır. 

Şömişbay’ın eserleri, sadece gökten inen şiirler değil, coşku dolu, mutlu bir hayattan ilham alan, hayatın tüm neşesini ve hüznünü kapsayan samimi eserlerdir. O, ülkesine, halkına ve gelecek nesillere eserleriyle seslenen bilge bir mirasçı ve yetenekli bir şahsiyettir. Onun coşkusunu, inceliğini ve yeteneğini biliyoruz. Bu yüzden o bir şairdir, o bir Şömişbay’dır! Gerçek bir şairin kalbi her zaman saf, ruhu aydın ve ruhani bir zenginlikle doludur. Gerçek Şömişbay şiiri böyledir. O, sadece dürüstlükten, gerçek sevgiden ve coşkudan bahseder. Başlıkları da buna uyuyor. O, kışın bile baharı getirir. Şarkılarının kalıcı olacağını ve unutulmayacağını çok iyi biliyor.

“Geniş gönlüm her zaman iyi niyettedir,
Güzel kalbim hep iyilik ister,
Kötülükten uzakta durup gölgelenirim,
Sakin yaşamayı sürdürürüm.”

Ne kadar güzel söylenmiş. Kötülükten iyiliğe, kibirden tevazuya, insanlıktan asalete giden yol, Şömişbay şiirinin ana temasıdır. Bu temalar yalnızca şiirlerinin derinliklerinde gizli kalmaz, aynı zamanda her zaman kalabalıkları peşinden sürükleyen M. Karatayev, A. Tajibayev, S. Kaliyev, S. Kirabayev gibi edebiyat dünyasının önde gelen isimlerinin eserlerini süsler. Onlar, bizim edebiyatımızın aksakalları olarak Şömişbay şiirinin değeri hakkında kıymetli görüşlerini belirtmişlerdir.

Genç şair, şiirlerinde sadece aşkı değil, aynı zamanda ulusal egemenliğe giden uzun yolda yaşanan tüm zorlukları ve başarıları da anlatır. Onun eserlerinde hissedilen samimiyet ve içtenlik, onun bugünlere ulaşmasına yardımcı olmuştur. Bazıları bağımsızlık hakkında olumsuz görüşler belirtse de, gerçek sanatçılar bu durumu derinden hisseder ve eserleriyle gelecek nesillere bu bilinci aşılar.

Büyük Bozkır, hayatın özü,
Büyüleyici ruhumun coşkusu,
Yüksek dağların etekleri
Ve zirveleri sağlam olduğu sürece, ben de varım, - diyor şair.

Evet, sözü edilen bu topraklar, bu vatan onun ayrılmaz bir parçasıdır. Bu, gerçek şairlere özgü derin bir yetenektir. Şömişbay’ın şiirleri, denizin derinliklerinden yükselen bir yankı gibidir. Ülkesine, vatanına olan derin sevgisi, saygısı ve büyük özlemi, onun tüm eserlerinde hissedilir. Tüm dünyada saygı gören bu adam, hayatını, kaderini vatanıyla birleştirerek şiirleştirmiştir. Şömişbay, kaderini doğup büyüdüğü Aral'ın zorluklarıyla birleştirmiş, onu unutmamıştır. Üstad Zeynulla Şükirov'dan sonra Aral'ın yüreğini dağlayan sorunları şiirleştiren bizim Şömişbay'dır. Abdilda Tajibayev'in: "Şömişbay gerçeği gördü, ellerini sıvadı" sözleri, onun bu konuya olan bağlılığını açıkça göstermektedir.

O, hayatında okumayı, öğrenmeyi ve eser vermeyi adeta görev edinmiş, ancak "Bir gün bir şair bana ulaşacak" sözüyle Abdilda'nın (yazar Abdilda Tajibayev'in) kabul ettiği birisidir. Şömişbay, bugün yaratıcılığının zirvesine ulaşmış, olgunluğa erişmiş, halkın büyük bir şiir ve şarkı hazinesi oluşturduğu bir şairdir. Birçok ünlü şarkı yazarı, onun kaleme aldığı şarkı sözlerini kendi eserlerinin repertuarına dâhil ederek emeklerini sürdürmektedir. İşte bu yüzden biz de onu seviyoruz ve ona saygı duyuyoruz.

"Şiir Sultanı, Lirik Edebiyat" kitabında, şairin olgunlaştığı seviyeyi, becerisini ve lirik anlatımının inceliğini görüyoruz. Çünkü tüm bu eserler, halkının sevgisini kazanan Şömişbay’ın şiir yeteneğiyle doludur.

Şairin kendisinin de dediği gibi, bu kitap, sanatsal genişliği, inceliği ve estetik ifadesiyle gönlümüzü fethediyor. Huzur, zamanın ruhu, vatanseverlik ve millet ruhu gibi konuları işleyen şiirler, adeta geleceğe ışık tutuyor ve Şömişbay’ın yıldızlar arasına katıldığını gösteriyor. Bu nedenle tüm hayatı, bu ulusa hizmet etmeye adanmıştır. Şömişbay hakkında konuşmak gerekirse, onun şiir yolundaki çalışmalarının her yönünü kapsamlı bir şekilde anlatmak ve değerlendirmek gerekecektir.

Ancak, bu sohbete son vermeden önce, bu kitapta yer alan ve Bağımsızlık coşkusunu, özellikle de Bağımsızlığın ilk şiirlerinden biri olduğunu düşündüğümüz bir şiirinden bahsetmek isteriz:

Bağımsızlık, halkın güvenini artırdı,
Buz tutan kederi eritti.
Şairler, dağların doruklarına ulaştı,
Geniş bozkırımız rahat nefes aldı.
Toprağın yüzüne altın geri döndü,
Göllerin yüzeyinde kuğular yüzüyor.
Dağ tepeleri, derelerin coşkusundan,
Dağ nehirleri, pınarlar ışıldadı.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 227. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 227. Sayı