HaftanınÇok Okunanları
HİDAYET ORUÇOV 1
KEMAL BOZOK 2
SEYFETTİN ALTAYLI 3
İSMAİL DELİHASAN 4
VILAYET GULIYEV 5
Ece Türköz Oğuz 6
Kardeş Kalemler 7
Evden taşınırken perdeleri sökmeye elim varmadı. Yıkadım, ütüledim. Yerine tekrar astım. Yaşadığımız her şeye sessizce şahit olmuşlardı. Onları evin koruyucusu olarak bıraktım. Herkes bilir, perdesiz eve hemen bir alıcı çıkar. Çalınır komşunun kapısı, “Yan daire kiralık mı satılık mı?” diye sorulur. Böyle olacağını bilmek bile canımı acıttı. Başka bir hayatın gölgesi oğlumla, anılarımızın üzerine düşsün istemem.
Ama artık kalamam. Çok sevmiştik bu evi, her şeyi özenle seçmiştim. Duvarların rengi, eşyalar, halılar ve perdeler… Kapının zili ve anahtarlık. Aynı özenle ağırlanan misafirler, yenilen yemekler ve hoş sohbetler. Acının gölgesinde renkleri solsa da bana hâlâ gülümsüyorlar. Bir tek onun içinde olduğu anlar canlı. O, canımdan bir parçam Halis’im, oğlum. Kucağıma alma sevinciyle “Ya iyi bir anne olamazsam?” korkusunu bir arada yaşamıştım. Sonrasında uykusuz geceler, ağlayışlar… Düzenli tutmaya çalıştığım evin dağınıklığı, yıkanmayı bekleyen bulaşıklar, çamaşırlar, yorgunluğum… Perdeleri açmayı unuttuğum günler... Onun güvenliği için en sevdiğim eşyalardan vazgeçmiştim. Artık kırılanın, dökülenin bir önemi yoktu. En sevdiği arabasını sürerken parkeler çizilmişti. Kalemi alır almaz duvara çizmeye başlardı. Her yerde parmak izleri bazen yağlı bazen şekerliydi. Bunları yaparken ağlar, güler, sevinir, beni de sevindirirdi. “Anne” dediğinde her şey kolaylaşırdı.
Okulun ilk günü, ne kadar uzun bir gündü. Bensiz geçirdiği saatleri anlatırken heyecanlıydı. Cevabını bulmanın zaman aldığı soruları vardı. Ben, cevapları ararken o büyümüştü. Ve soruları, yerini aldığı kararlara bıraktı. Kendi kararları. Kendi hayatı. İnsan, kendi hayatını iyisi kötüsüyle kabulleniyor; çocuğunun hayatında kötülüğün olmasını istemiyor. Ben de istemedim ama kötü haber ansızın geldi. Ne yapacağımı bilmeden, bir süre şaşkın hâlde kaldım. Tozlandı her yer, kirlendi. Perdeler çekildi.
Çare aramak için düştüm yola, çalınan kapılar açıldı. Son söylenen söz “Beklemekten başka yapacak bir şey yok.” oldu. Eve döndüğümüzde perdeleri açmadım. Ne kadar süreceğini bilmeden bekledim. Ellerim saçlarında, çocukluğunun canlı olduğu odalarda bekledim. Gençliğini de yaşaması için kalkmasını bekledim. Beklemeye devam ederdim ama o beklemedi. Bir sabah “Anne perdeyi aç.” dedi. Gözleri mavide kaldı.
Odasında hâlâ kokusu hâlâ nefesi var. Perdesi açık duruyor. Her şey olduğu gibi duruyor… Ama ben duramıyorum.
(AYB Türkiye Çevrim İçi Hikâye Atölyesi, Kasım 2025)