Puşkin’e Benzerlik


 01 Kasım 2025


Şömişbay Sarıyev denildiğinde, kaçınılmaz olarak bazı sıra dışı gerçekler akla gelir. O, insandan kaçmayan, kimseyi gücendirmeyen, iyi kalpli bir insandır... Halkın kalbinde yer etmiş, toplantılarda ve şenliklerde yaygın olarak söylenen etkileyici şarkıların derin sözlerinin ünlü yazarıdır... Ve aynı zamanda onun görünüşünün dünya edebiyatının klasiği, şiirin sultanı sayılan Puşkin'e çok benzemesidir...

Şahsen ben, bu özelliklerin arasında Puşkin’e benzetilmesi hususunu daha erken dönemlerde söylemiştim, sanırım. Televizyonun yeniden hayatımıza girmeye başladığı o yıllarda, yazar olarak tanınmak sadece süreli yayınlar aracılığıyla mümkündü. Şömişbay Sarıyev'in düşündürücü şiirleri de Almatı'dan çıkan ve araya iki üç gün koyarak köye ulaşan gazete ve dergiler aracılığıyla herkes tarafından bilinirdi. Postanın kusursuz çalıştığı o zamanlar, yazarların tanınırlığını garantiledi. Çuval sırtlanmış yaşlı postacı, bölge, il ve ulus çapındaki bir demet yayını eline tutuşturup giderdi. Onun verdiğine o, senin gördüğüne sen memnun olurdun... Taze gazeteleri sırayla karıştırmaya başladığında, aralarından parlak kapaklı bir iki dergi düşerdi. O yayınlarla birlikte pek çok eser evine gelirdi. Pek çok şair ve yazar, eseri aracılığıyla seninle buluşur ve bereket konmuş kutsal ocağına adeta "selam" verirdi. Sen onu hemen tanırsın. Yabancılık çekmezsin. Kendi dünyana rahatça alırsın. Canına yakın tutarsın. Yazdıklarını zihninin kuytu köşelerine yerleştirirsin. Özlü sözlerini bilincine akıtırsın. Eşsiz sözlerini hafızana yazarsın. Daha doğrusu, düz yazısını biriktirir, şiirini ezberlersin. Böylece o, senin hayatının ayrılmaz bir parçası olur. Biz de Kazak şiirinde özel bir iz bırakmış yetenekli şair Şömişbay Sarıyev ile böyle tanıştık.

O zamanlar kalem ve kâğıtla ilgilenen her çocuk "Jalın" ve "Juldız" edebiyat dergilerini okurdu. İkisi de dergilerin baş tacıydı. Kazakistan'ın en güçlü şair ve yazarlarının eserlerini onların içinden bulurduk. Hatta bu eserler kitap olarak çıkmadan önce de ilk olarak bu iki yayından birinde yayınlanırdı. Biz de o dergi kemirenlerin safındaydık. İlk kez bu şairin boyunu posunu değil, zarif duruşlu fotoğrafını gördük. O "Jalın" dergisinde ışıl ışıl çıktı. Sıradaki şiir seçkisi yayımlandı. Fotoğrafı üç dört sayfaya yayılmış seçkinin tepesinde duruyordu. Gördük ve hayran kaldık. Rusya'nın büyük şairi Aleksandr Puşkin'e çok benziyordu. Öyle bir benziyordu ki, sanki yeniden dirilmiş gibiydi. Tanrı bilir, Rus şiirinin devi Aleksandr Sergeyeviç'in kendi çocukları ona bu kadar benzememiştir. Dağınık saçlar, kalın kaşlar, şakaktan başlayıp çeneye doğru inen gür sakal. Onun ünlü şaire olan bu benzerliği pek çok yazarın diline dolandı.

Dış görünüşü Rus edebiyatının klasiğini çağrıştıran şair, şiirinin ateşini düşürmemeye çalıştı. Şairle üniversitede birlikte okuyan gazeteci-yazar Daulet Seysenov bir keresinde şöyle yazdı: "Son sınıfa yaklaştığımızda, erkeklerden sadece biri ve kızlardan biri şiire sadık kalmıştı. O ikiden biri de Şömişbay Sarıyev'di. O, hem şairlik doğasıyla hem de görünüşüyle Rusya'nın büyük şairi Puşkin'e benzerdi. Hatta favori bıraktıktan sonra sokakta karşısına çıkanlar dönüp bakarlardı."

Bunun doğru olduğu kesindi. Almatı'ya gelip öğrenci olduğumuz zamanlarda, Şömişbay Beyle de karşılaştık. Aleksandr Sergeyeviç'i kim görmüş ki, ama onun halk tarafından bilinen imajı ile Kazak şairinin o yıllardaki dış görünüşünün uyumu pek çok kişiyi şaşırttığı bir gerçekti. Adı söylendiğinde, Almatı'nın şiir seven topluluğu "Eh, o Puşkin'e benzeyen favorili şair mi?" diye merakla bakınırdı.

Başka bir yazar, Cumat Enesulı'nın yazdığı anıya bakalım. "Bugünlerde zamanın akışına göre Şömişbay'la nadiren karşılaştığımız için, onun kıvırcık saçlarını geriye çekilen Aral Denizi'nin rüzgârının okşadığı ve memleketinin kaderine dimdik baktığı imajı sık sık gözümün önüne gelir. Şömişbay'ın favorileri var, yandan bakıldığında Puşkin'e benziyor. Belki de bu yüzden, dost kalbi her zaman Şömişbay'a yüceliğin rüzgârının eşlik etmesini diler," diyor yazar.

Ancak Şömişbay şair, dış görünüşüm Puşkin'e benziyor diye hiçbir zaman kibirlenmedi. Başlangıçta gençliğin hevesiyle biraz taklit ettiyse, etmiştir belki, ama hayatta da, şiirde de kendi duruşunu korudu. Jaraskan şairin de belirttiği gibi, dış görünüşü Puşkin, ama içeriği farklıydı. O ne Puşkin'in, ne de başkasının yolunu izledi. Kendi yönünü buldu, kendi yolunu buldu, öz zirvesine çıktı, öz imzasını bıraktı. Şair Mukagali'nin: "Sevgilim, ben Lermontov, Puşkin de değilim, Yesenin'im demedim kimseye ben. Kazak'ın saf şiiri kudretimdir, Onda duyulmamış bir korkunç sır var," şeklindeki duruşunu ve Jumeken Najmedenov'un: "Yine mi Puşkin'i söz ettin bana, Başka milletin mi diyorsun hepsi cahil" ya da "Rahatsız etme Puşkin'i, benim için, Kasım ağabeyim (Kasım Amanjolov) yetiyor," şeklindeki çıkarımını bayrak gibi taşıyan Şömişbay Sarıyev, Kazak şiirinde kendine has bir yeri olan tanınmış bir şair oldu. Halkın değer verdiği iki ağabeyinin izinden giderek şöyle bir şiir dokudu:

"Sonra gelen ilk gelenden merhamet bekler,

Espri yollu gösterir sanki cennet bahçesini.

Ağabeylerim bana 'Puşkinbay' derler,

Ben ise artık Şömişbay olarak kalmak isterim."

Gerçekten de öyle oldu. Bir zamanlar ona Puşkin diyenler, artık ağabeyler kategorisine katıldı. Sonraki gençler Kazak şairinin gençliğini görmedi. O büyüdükçe, onun kendi dış görünüşü de Rusya'nın büyük şairinin bilinen imajından oldukça uzaklaştı.

Şömişbay Sarıyev, Aleksandr Puşkin'in yaşadığı yaştan iki kat daha fazla yaşadı ve yetmiş beş yaşına sayılı aylar kala vefat etti.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 227. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 227. Sayı