Robert Minnullin’in “Tatarlarım!..” Şiiri Halka Şiirsel Heykel


 01 Ağustos 2020



Tataristan’ın halk şairi Robert Minnullin, Tatar milletinin ve kardeş halkların kaderi hakkındaki cesur şiirleriyle bilinmektedir. Vatanımızın geleceği, şairi çok endişelendiren konulardan biri olmuştur. Tataristan’ın bağımsızlığı için mücadele, Tatar ruhu ve dili çalışmalarının  ana konusu olmuştur. Şair kendisini, gerçek anlamında, farklı sosyal olayların sosyo-politik, ekonomik ve ahlaki özüne derin inme ve geniş kapsamlı sanatsal genellemeler yapma zirvesine yükselen bir edip olarak tanıtmıştır.

Tataristan’ın yayınevinde yayınlanan “Tatarlarım” adlı şiir kitabı, aynı adlı şiiriyle başlar. Her stanzası ezberlenebilir, halkın göz önüne büyük harflerle yazılıp konulabilir olan bu şiir, şairin milletine olan büyük sevgisini, onun tarihini ve bugünüyle sınırsız gurur duymasını ve endişelerini içine almıştır.

Kitabı tümünü okuduktan sonra, bu şiirin, şairin yaratıcılık hazinesindeki milli konulu yüzlerce şiirin kaymağı ve milli duygunun yüksek sanatsal yansıması olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, nüfus sayımından önce yazılmasıyla hemşerilerine bir şiirsel hitabı olmuştur. Azerbaycan’ın halk şairi Sabir Rüstemhanlı, şairin 70. yıldönümünde yaptığı konuşmasında: “Robert Minnullin, başka bir eser yazmayıp sadece “Tatarlarım” şiirin yazmış olsaydı, yine de Tatar edebiyatında ve Tatar gönlünde kalacaktı”, - diyerek takdir etmiştir.  Bu şiir Kazakça ve Türkçe’ye çevrilmiştir.

Şiirde öne çıkan şudur; olayarın bol suyu olan bir nehir gibi sakin ama tam kanlı, birbirine sıkı bağlanmış olarak akması, yazarın toplum kurallarının, yaşamın özüne derin inmesidir. Vatandaş şair olarak, R. Minnullin tüm Tatar halkına hitap ederek milletimizin görkemli geçmişini hatırlar, halkımızın bugününü ve geleceğini düşünür, kendisini Tatar saydığı herkese seslenerek milli birliğe çağırır.

Şiirin merkezinde; aktif, vatandaşlık ruhuna sahip olan, yaşamın her anını çok iyi hisseden ve kalbinden geçiren, zamanın çağırışını bir noktaya toplayan şiirsel şahıstır. Şiirde, şair şahsı ön plana çıkar, sosyal yaşamın olayları düşünmek için bir sebep olup felsefi genellemeye yol açar. Şiirin konusunu; duygular, anılar, düşünceler, gönülden geçirilen şiirsel fikir oluşturur. Zaman ve mesafe bağlantıları şairin bilinci ve gönlünden geçer. Şahıs kaderinin ülke ve halkın kaderine, zamanına, tarihe bağlı olması şiirin özelliklerinden biridir. Şair, zaman sorunlarını gündeme geterir, devirlerin acı sesini kalbi üzerinden geçirir. Bunları lirik duygu, gönüldenden geçirenler ve felsefi fikirler hareketi ile belirtir. Şiirde lirik kahraman uzun tarihler söylemez, sanki, sadece onlara değinir. Ama onları öyle duygular zenginliğiyle örterek sunar ki, tüm duygularını, durumunu ve gönül halini tahmin edebiliriz.

Tatarın nüfusu çoktur. Ama, ne yazık ki, Tatar farklı bölgelere, ülkelere dağılmıştır. Onu toplamak, gerektiğinde sözünü söyletmek oldukça zor olmaktadır. Şair biraz ince alay ile övgü üzerinden kalabalık Tatar gönlüne anahtar bulmaya çalışır. Şiirin giriş kısmında yazar böyle hitap eder:

 

Size sesleniyorum, aziz Tatarlarım,

Altınlarım benim, cevherlerim!

Tatarlarım, sizi övmekten

Kısılıp sesim, kuruyor damağım.   

 

Şiirin edebi tür olarak özelliklerinden biri şudur; çağın güncel meselelerini, zamanın asıl ruhunu yakalamasıdır. “Çağına layık ol, edip”, - demiştir  A. Puşkin. Şu çağına layık olmak, şairin omuzlarındaki ağır ve zor yükümlülüktür. Çünkü bugün söylenenler yarın güncel olmayabilir. Bu yüzden şairin bu incelikleri hissetmesi, öngörmesi ve zamanında okuyucuya iletmesi gerekmektedir.

Şaire göre, çağına layık olmanın yükü nedir? O, şair hayalindeki, hafızasındaki genellenilen imgedir. O yük, halkımızın yaşayış biçimidir. Yaşayış, özgürlük için mücadeledir. Bu mücadele hevesi, özgür yaşama isteği halkın gönlünden çıkmamalıdır. Şair şöyle der: 

 

Bin kez ölçmüş, bin kez sınamış kader

Bin altından daha kıymetli Tatarları!

Yalnız büyük halklar yarıp gider,

Asırların tarihi balçıklı topraklarını...

 

Tarihi devirler, nesiller değişimi, karmaşalar, ilhamlandıran günler, halkların zihinsel gelişimi, bireyin ruh arayışları hepsi şairin sözü üzerinden yansır ve ebedi miras haline gelir. R. Minnullin bu şiiri ile, hem milletin manevi ve tarihi kroniklerini kayıt altına alır, hem de şairlere özgü olan incelik ve duyarlık ile Tatar ortamına yön verici, Tatar kültürünü, örf-adetlerini ve yaşam tarzını koruyucu olarak konuşur.

Halkımızın geçmişine gelindiğinde, onun eğitime bakışını söylemek gerekir. Tatarlar her zaman kitaba değer vermiştir, bilim meraklısı olmuştur. Şair de bunu söyler:

 

Dileyenler görür: Bir göz atsan,

Bir dönüp baksan geçmişlere,

Tatar her zaman iyilik yapmış,

İlim nuru saçmış başkalarına.

Kılıç tutarak değil, kitap tutup

Gelmiş bizim Tatar komşusuna...

 

Şair, Tatarın bu özelliğiyle çok gurur duyar. Bu satırlarda halkımızın asıl manevi özü görünür. Ama şair söyle devam eder:

 

Nerede olsa bir güneş ve bir bakış,

Orada iş olmuş, Tatar kişisine.

 

Şairin gurur duygusu hayal kırıklığı ile değişir (bu yönüyle S. Ramiev’i hatırlatır). Olumlu duyguların ardından hemen zıt duyguların gelmesinin nedeni, şairin düşünerek yaşadıklarından hemen sonuç çıkartmasındandır. Ne kadar iyilik yapsa da, Tatar hep “iş atı” olmuştur. Yaşadığı her yerde, her koşullar altında hayatını kurabilmiştir, başkasının omzunda oturmamıştır.

Yazar milletimizin kaderi için endişelenir, geleceğini koruma yollarını arar. Şiirde ele alınan sorunlar çok büyük anlam taşımakta ve halen güncel  olmaktadır. Şair Tatar halkının tarihin farklı dönemlerinde yaşamış olan kavimlerin devamcısı olduğunu hatırlatır. Adları çok eskiden gelen ve tarihe geçen büyük devletleri olduğundan gurur duyar. Şair hayranlıkla şöyle der:

 

Bulgarlardan, Altın Ordalardan,

Hanlıklardan kalan Tatarlarım...

 

Yüzyılları kapsayıp gelen yüceliği hayran bırakmasına rağmen, büyük ve şanlı devletlerin ortadan kalkmasına, günümüzde onların bir kıymığına sahip olarak yaşamamız şairi üzür:

 

Dinliyorum da ağlıyorum Tatarlarımın

Türklerden gelen ezgi ve türkülerini...

 

Tatarın geçtiği yolu, onun tarihidir. Geçmeşini bilmeyenlerin geleceği de yoktur. Bu herkesçe bilinen hakikattir. Şairi başka bir şey endişelendirir:

 

Tatar yolunu kimler yarıp gider?

Kimler kalır Tatar arabasında?

 

Şair, dünyanın her yerine dağılmış olan Tatarın hepsine hitap eder, tarihini ve yaşam koşullarını hatırlar. Bir taraftan o: “Ey yerleşik Başkurdistan Tatarlarım, ey iş tutmuş Mişer Tatarlarım”, – diye hayranlığını ifade eder. Diğer taraftan ise, Özbek, Kazak, Mordvin, Fin, Çin ve başka halkların topraklarına “bahtının peşinden” giden ve o halklara “alışıp biten” Tatarlarını düşünerek üzülür. Kırım Tatarlarının “döktüğü kan-yaş bağırlarını deler”. Aynı zamanda, yazar kendisine özgü olan mizah diliyle, ağlarken gülüyor gibi şöyle der:

 

Ruslaşıp bitmiyor musunuz hâlâ

Siz de, Ural, Sibirya Tatarlarım...

Siz hâlâ Tatar mısınız, Çin ile

Kazak toprağındaki Tatarlarım...

 

Bu övgüleriyle herkese pay çıkarır: “bilginler”ine de, “çalışkanlar”ına da, uyanık ve “dayanıklılar”ına da, karaborsacılarına da. Şair hepsine sevgiyle, saygıyla bakar, ama  “kıymetliden kıymetli, asıldan da asıl, türlüden de türlü...” dediğinde “Tatarlığını çoktan beri hatırlamayan” Tatarları da, “imanından hem dininden geçip, ve dilini kaybeden”ini de,  “Ruslaşıp bitmiş mankurtlar”ı ve “Kazaklaşıp, Kırgızlaşıp biten, Lehleşip tükenen” Tatarları da kasteder. Başka örnekler getirmeden “Tatarlarım” kelimesinin şiirde 50 kereden daha fazla kullanıldığını söylemek yeterlidir. Ezilmiş, incitilmiş, nice devletin kaybetmiş olan Tatar halkına saygıyla amacımızı iletir; Tatarların birleşmesi gerektiğini söyler:

 

Parçalanmaya bizim hakkımız yok!

Çok uğraşsalar da parçalamaya...

Ve dağılmamak için, kendi kendini

Hem halkını sevmek gerek!

 

Biz kendimiz eğer yüceltmesek,

Kim yüceltir Tatar şanını?!

Onun için siz varsınız, Tatarlarım!

Onun için biz varız, Tatarlarım!

 

Sen kaybetme, Tatar, öz kıbleni,

Bağırarak söyle, Tatar, öz sözünü!

Koru, Allah’ım, koru Tatar’ını!

Sakla, Tatar, sakla öz benliğini!

 

Şair, Tatarın kaderini, geleceğini düşünür. Şiirin merkezinde aziz Tatar halkın birleştirme fikri yer alır. Şiirin sonu okuru aktif olmaya çağırır, şair tarafından ele alındığı hayattaki zorlukların birlikte aşılması gerektiğini söyler:

 

Halkımızın geleceğini düşünelim,

Tekrarlamayalım tarihteki hatalarımızı!

Ben sözümü söyledim! Kaderimiz

Kendimizden ibaret, Tatarlarım!

 

Eğer halkının derdine üzülmezse, sevincine sevinmezse, böyle bir kişi hiç bir zaman şair olamaz. Robert Minnullin, zaman karşısında büyük bir sorumluluk duygusuyla yaşamıştır. Onun en iyi özlemleri, aziz Vatanına ve halkına hizmet etmek, bunun üzerine eserler bırakmak olmuştur. Bir şair olarak Tatar edebiyatına yaptığı katkılar sadece Tatar halkının değil, başka Türk halklarının da saygısını kazanmıştır. Bir kişinin hayatı bıraktığı izleriyle, yaptığı çalışmalarıyla değerlendirilir. Kardeş halklar sevgili oğlunu asla unutmaz.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 164. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 164. Sayı