HaftanınÇok Okunanları
Coşkun Haliloğlu 1
Ahmet Kartal 2
Serdar Dağıstan 3
ŞADİKUL HEMRA 4
Kardeş Kalemler 5
Aygul S. TÜRİKPENOVA 6
KEMAL BOZOK 7
(K.Makedonya- Merkez Jupa’dan katılıyorum. 11 yaşındayım.)
Okuldan geldiğimde çok yorgundum. Çantamı bir köşeye bıraktım, üstümü bile değiştirmeden odama geçtim. “Sadece on dakika uzanacağım.” dedim kendi kendime. Anneme de, “On dakika sonra beni uyandırır mısın?” diye seslendim.
“Tamam kızım.” dedi.
Yatağa uzandım. Gözlerimi kapattığım an, sanki bütün yorgunluğum beni derin bir uykuya çekti. O kısa sandığım on dakika, meğer iki saate dönüşmüş.
Rüyamda kendimi bir ormanda buldum. Hava serindi ama içimi huzur kaplamıştı. Etraf yemyeşildi. Kuş sesleri duyuluyor, ağaçların arasından süzülen güneş ışıkları yere altın gibi düşüyordu. Elimde rengârenk çiçekler vardı; belli ki biraz önce toplamıştım.
Tam o sırada en yakın arkadaşımı gördüm. Onu görünce içimi büyük bir sevinç kapladı. Hızlı adımlarla yanına gittim. Konuşmaya başladık. Gülüyorduk, her şey çok güzeldi.
Derken bir anda ortam değişti. Nereden geldiğini bilmediğim bir gürültü duyuldu. Sesler yükseldi. Bir anda tartışmaya başladık. Ama garip olan şuydu: Neyi, neden tartıştığımızı bilmiyordum. Sanki ortada bir sebep yoktu ama kalbim kırılıyor, içim daralıyordu.
“Ne oldu? Neden böyle oldu?” diye sormak üzereydim ki bir ses duydum:
“Kızım, hadi kalk… Kızım, gece oldu!”
Bir anda gözlerimi açtım. Odanın içi karanlıktı. Kalbim hızlı hızlı atıyordu. Bir an nerede olduğumu anlayamadım. Sonra annemin yüzünü gördüm.
Gerçekten gece olmuştu.
Birden aklıma ödevlerim geldi. Öğretmenin verdiği metni çalışmamıştım. Bir anlık telaş yaşadım ama sonra derin bir nefes aldım. İçimde tuhaf bir rahatlama vardı.
Çünkü en yakın arkadaşımla kavga etmemiştim.
Hepsi bir rüyaydı.