HaftanınÇok Okunanları
Coşkun Haliloğlu 1
Ahmet Kartal 2
Serdar Dağıstan 3
ŞADİKUL HEMRA 4
Kardeş Kalemler 5
Aygul S. TÜRİKPENOVA 6
KEMAL BOZOK 7
(Merkez Jupa Belediyesi Necati Zekeriya İlköğretim Okulunda okuyor. 12 yaşında. 7. sınıf öğrencisi.)
İki yıl önce sıradan bir akşamdı. Yatağıma uzanmış, uykuya dalmıştım. O gece tuhaf bir rüya gördüm. Büyük bir odadaydım. İçeride çok fazla insan vardı. Hepsi bir şeyler konuşuyordu ama ne konuştuklarını anlayamıyordum. Ortam biraz hüzünlü gibiydi. Sabah uyandığımda rüyayı anneme anlattım. Annem gülümseyerek, “Boş ver, rüyadır geçer.” dedi. Ben de fazla önemsemedim. Unutamadım da…
Aradan iki yıl geçti. Bir gün babamla birlikte bir iş için malzeme taşıyorduk. Tam o sırada babamın telefonu çaldı. Annem arıyordu. Sesi telaşlıydı: “Hemen köye gelin.” dedi.
Babam hiçbir şey sormadan yola çıktık. İçime bir sıkıntı çökmüştü ama nedenini bilmiyordum.
Ertesi sabah babam bana bakıp, “Akif, başın sağ olsun.” dedi. O an kalbim hızlı hızlı atmaya başladı. Annemin anneannesinin vefat ettiğini öğrendim. Çok üzülmüştüm.
Akşam Yasin okunuyordu. Ev kalabalıktı. Herkes sessizce oturuyor, fısıltıyla konuşuyordu. Ben kapının yanındaki koltukta otururken birden donup kaldım. Gözlerim odanın içinde dolaştı. İşte o an iki yıl önce gördüğüm rüyayı hatırladım…
Aynı kalabalık. Aynı oda. Aynı hüzünlü hava.
O an içim ürperdi. Rüyam sanki gerçek olmuştu. İçimden sessizce,
“Demek ki bazı şeyleri gerçek hayatta önceden göremeyiz ama rüyalarda görebiliriz.” diye geçirdim.