Sade Maden Suyu


 15 Nisan 2025

“Pijamalarla dışarı çıkarak hata ettim, hava düşündüğümden çok daha soğukmuş. Sade maden suyu uğruna çektiğim çileye bak. Dolapta bir tane kalmış olsa ne kaybederdim ki?”

Bunları düşünerek yürüyordum sokakta gecenin bir yarısı. Geçmeyen mide ağrısı düşürmüştü beni bu yollara. Odaklanmaya ihtiyacım vardı. Günlerdir rapor taslağını teslim tarihinden önce yetiştirmek için gece gündüz çalışıyordum. Yapılması gerekenleri son ana bırakmanın telaşı ve pişmanlığı içindeydim. Yetersiz uykudan perişan düşmüş, iyice aptala dönmüştüm.

Elimi pantolonumun cebine attım, kulaklıklarımı buldum. Her iki ucunu da kulağıma taktım. Diğer cebimden telefona uzandığımda elime hiçbir şey gelmedi. Bir an duraksadım. Diğer ceplerimi yokladım fakat ortada telefon yoktu, evde unutmuştum. Derin bir “Of…” çektim. Ardından sesli bir şekilde, “Bir bu eksikti.” diyerek de ekledim. Yolda yürüyen bir adam dönüp bana tuhaf tuhaf baktı, hiç duraksamadan yanımdan geçip gitti. Azarlanmış bir çocuk gibi hissetmekten alıkoyamadım kendimi. Arkasından bakakaldım, sinirlendiğimi hissettim. Ne haddineydi beni yargılamak?

Kulaklıkları kutusuna geri yerleştirip yeniden yürümeye koyuldum. Adımlarım bu sefer daha hızlıydı. Hem üşüyordum hem de sinirliydim.

Kulaklarımdaki sessizlik, zihnimin içindeki uğultuya odaklanmaya zorladı beni fakat orası da bomboştu. Bir süre kafamda tek bir düşünce oluşturamadım. Yorgunluktan hantallaşmış olan beynim sanki kapanmış gibiydi. Ancak çok geçmeden “Müzik dinlemeden yürümeyeli ne kadar uzun zaman olmuş?” diye düşünebildim kendi kendime. Ardından bir başka düşünce daha belirdi: “Kulağımda yankılanan bir tınının oyalamasına o kadar alışmıştım ki, sessizlikte yürürken düşüncelere dalmayı unutuvermişim.” Zihnim kalabalıklaşmıştı, rahatladım.

Sürtünme sesleri… Adımlarımı dinlemeye başladım. Ayaklarımı ne kadar sürüyerek yürüyormuşum meğer. Hemen yürüyüşümü düzelttim. “Tak, tak, tak.” Böylesi daha iyiydi.  Dışarıdan komik mi görünüyordum acaba? Normalde düşünmeden sürdürdüğüm bu eylemi bu kez bilinçli yapıyordum; bu yüzden attığım her adım biraz yabancı, hatta gülünç geliyordu.

Bir anda kendimi bir kapıyı açarken buldum. Bakkala gelmiştim. Farkında olmadan yolu buluyor olmanın hayretini yaşadım. Tezgâhtara selam verip dolaba yöneldim. Tekli sade maden suyu ve altılı paket vardı. Bir daha ihtiyacım olduğunda gidip almakla uğraşamazdım, altılı paketi aldım. Bakkaldan ayrılırken “Kolay gelsin.” dedim. Tezgâhtar “Sağ olun, iyi günler.” diyerek cevap verdi. Sonrasında ilk selam verdiğimde tezgâhtarın nasıl cevap verdiğine dikkat etmediğimi fark ettim. Acaba ne demişti? “Aleykümselam” mı, “Hoş geldiniz” mi? Yoksa ikisi de mi? Dert ettiğim şeyin saçmalığını kısa sürede fark ettim. Kendime karşı mahcup hissetmeden duramadım.

Yanımdan bir adam geçti. Dürtüsel olarak kafamı kaldırıp, yüzüne baktım. O an boynumda bir ağrı hissettim, saatlerce oturmaktan kaslarım katılaşmıştı. Soğuk hava da yardımcı olmuyordu. Asıl tuhaf olan bunu ancak kafamı kaldırınca fark etmemdi. Meğer yürürken sürekli yere bakıyormuşum. Hemen postürümü düzelttim. Boynumu önce sağa sola, sonrasında ise yukarı doğru gevşettim. Gökyüzüne dalıp gittim o esnada. Havanın bulutlu olmasına karşın ay kendine yer açmayı başarmıştı.

“Bugün dolunay varmış...”

Gökyüzünü hayranlıkla seyrettim. Geceleri gökyüzünün düz bir çarşaf gibi değil de yarım bir küre şeklinde serildiği daha belli oluyordu. Kubbeye benziyordu. “Gök kubbe” ifadesi anlam kazanmıştı aklımda.

Kafamı indirdim. Eve çok yaklaşmıştım. Artık yolculuğumun başındaki sessizlik yoktu. Adım seslerim, rüzgârın uğultusu, elimdeki poşetin hışırtısı, dişlerimin zangırdaması; hepsi çok gürültülüydü.

Kapıyı açtım, içeri girdim. Sıcak hava yüzüme vurdu, rahatladım. Elimdeki poşetle mutfağa yöneldim. Hemen bir kapak açacağıyla sade maden suyumun kapağını açtım. İlk yudumumu aldım. Rahatlama hissetmedim, biraz şevkim kırıldı. Sonra fark ettim ki artık midem ağrımıyordu.

(AYB Türkiye Çevrim İçi Hikâye Atölyesi, Aralık 2025)

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 232. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 232. Sayı