HaftanınÇok Okunanları
Ercan Argınbayev 1
Coşkun Haliloğlu 2
HİDAYET ORUÇOV 3
Zılika Jantasova 4
ELMİRA ACIKANOAVA 5
Kanıbek Sarıbayev 6
Batyrkhan Sarsenkhan 7
İnce bir sis tabakası sokağı kaplamış, sokak lambalarının ışığı loş bir hal almıştı. Binalar, geçmiş zamanlardan kalma yapıları andırıyordu. Sokağa ürkütücü bir sessizlik hakimdi. Genç bir adam, evine dönerken bu sokağı kısayol olarak kullanmaya karar verdi. Ayak sesleri hafifçe yankılanıyor, her adımda sanki arkasından birileri onu takip ediyormuş gibi irkiliyordu. Derin bir nefes alarak, "Sadece sis" diye mırıldandı kendi kendine. Tam sokağın ortasında, arka tarafından gelen bir hışırtı duydu. Durup kulak kesildi. Bu, rüzgârın uğultusundan veya gecenin seslerinden farklıydı; daha canlı ve ritmikti.
Adımları daha da yavaşladı. O ses, yaklaşıyordu. Derin bir nefes aldı ve arkasına dönüp bakmaya karar verdi. Baktı ve gördüğü şey, onu dondurdu. Tam arkasında, karanlık bir köşede, tek bir göz parlıyordu. Ancak bu, bildiği gözlere benzemiyordu. Göz bebeği yoktu, tamamen beyazıydı ve yavaşça etrafına bakınıyordu. Adının ne olduğunu bilmiyordu ama o göz, onun sanki ruhunu emiyormuş gibi hissediyordu. Genç adam nefes alamayacak kadar korkmuştu. Geri adım attığında, ayağı bir taşa takıldı ve yere düştü.
Kalkmaya çalışırken, o korkunç göz hala ona bakıyordu. Sadece bir göz değil, o gözün sahibi de ordaydı. Karanlık bir figür, yüzü görünmeyen bir gölge şeklindeydi ve adamın üzerinden yavaşça kalktı. Adamın nefesi kesilmişti. Korkunun buz gibi eli, onu sıkıca kavradı. Bir an sonra, o figürün gölge dudakları yavaşça ona doğru yaklaştı ve adamın kulağına fısıldadı: "Seni buldum." Adamın çığlığı, sisin içinde kaybolup, gitti. Ertesi sabah, sokak sisle kaplıydı, ama kimse o genç adamın nerede olduğunu bilmiyorlardı.