Saha Edebiyatının Kökleri: Olonho


 15 Eylül 2026

Saha yazılı edebiyatı geçen sene 125. kuruluş yılını kutladı. İlk bakışta bu çok uzun bir süre gibi görünmeyebilir; ancak Saha edebiyatı bu dönem içinde büyük bir gelişim yolu kat etmiştir. Rusya'nın diğer millî edebiyatlarıyla aynı düzeye ulaşmış, hikâyeden romana, şiirden destana, kısa tiyatro eserlerinden drama ve trajediye kadar edebiyatın hemen hemen bütün türlerini geliştirmiştir. Bu başarı, ilk Saha klasikleri Aleksey Kulakovskiy – Öksöküleeh Ölöksöy, Anempodist Sofronov – Alampa ve Nikolay Neustroyev'in üstün yetenekleri sayesinde mümkün olmuştur. Onlar, yetenekleri, entelektüel birikimleri ve halkları uğruna çalışma arzuları bakımından Rönesans döneminin şahsiyetlerini andırıyorlardı. Yalnızca edebiyat alanında değil; sanatın çeşitli dallarının, basının, tiyatronun ve kültürel kuruluşların temelini atan kişiler de onlardı. Aleksey Kulakovskiy aynı zamanda bir dilbilimci ve etnograftı; ilmî çalışmaları bugün de Saha biliminin gurur kaynaklarından biri olmaya devam etmektedir.

Onların ardından Platon Oyunskiy geldi. Ateşli bir hatip, devrimci ve cumhuriyetimizin devlet yapısının kuruluşunda yer alan önemli isimlerden biri olan Oyunskiy, Yakutistan Yazarlar Birliği'nin ilk başkanı olarak sözlü halk edebiyatına, folklora ve özellikle Olonho'ya büyük önem veriyordu. Günümüzde Saha kahramanlık destanı Olonho, UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Başyapıtı olarak kabul edilmektedir. Ancak daha geçen yüzyılın 1930'lu yıllarında Platon Alekseyeviç'in girişimleri sayesinde on bir olonhosut SSCB Yazarlar Birliği'ne üye kabul edilmiştir. Bu, Saha yazılı edebiyatının kökenlerinin resmen tanınması anlamına geliyordu.

Edebiyat tarihimizde karanlık sayfalar da olmuştur. Klasik yazarlarımızın eserleri uzun yıllar boyunca "burjuva milliyetçiliği propagandası" yaptıkları gerekçesiyle yasaklanmıştır. Bu dönem yıllarca sürmüştür. Ancak sonunda hakikat galip gelmiş; klasikler ve eserleri yeniden halka kavuşmuştur. Böylece Saha edebiyatının kendine özgü "yumuşama dönemi" başlamış; yazarlar korkmadan, geriye dönüp bakmadan, halkın ihtiyaç duyduğu eserleri kaleme almaya başlamışlardır. Bu dönemin önemli eserleri arasında Nikolay Yakutskiy'in “Altın Dere”, Sofron Danilov'un “Kalp Attığı Sürece” adlı romanı ve Anastasiya Sıromyatnikova'nın “Kııs Hotun” adlı uzun hikâyesi yer almaktadır. İşte bu dönem, Saha edebiyatının "altın çağı"nın başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

Özellikle Saha şiiri büyük bir gelişme göstermiştir. Şiir, gözlemci ve kalıplaşmış anlatımdan sıyrılarak felsefî düşüncelere ve psikolojik çözümlemelere yönelmiştir. Semen Danilov, Leonid Popov, Moisey Yefimov ve İvan Gogolev'in şiirleri yalnızca Saha okuyucuları arasında değil, bütün Sovyetler Birliği'nde tanınmıştır. Bu dönem, birçok Saha şairinin eserlerinin Rusçaya, Rusça aracılığıyla da dünyanın pek çok diline çevrildiği bir dönem olmuştur.

Çağdaş Saha edebiyatı, zamanın getirdiği yeni meydan okumalar doğrultusunda gelişimini sürdürmektedir. 1990'lı yılların başında halkın kitlesel bilincinin uyanmasıyla birlikte okuyucular arasında kendi tarihine yönelik büyük bir ilgi doğmuştur. Millî bilincin yükselişi ve halkın kendi tarihî kaderini yeniden anlama arzusu, Saha yazarlarının tarihî konulara yönelmesine imkân sağlamıştır. Çünkü daha önce tarih konusu yazarlar için tehlikeli kabul ediliyordu; sosyalist realizm, edebiyatın emek insanını, üretimi ve güncel yaşamı konu edinmesini zorunlu kılıyordu.

Saha Cumhuriyeti Halk Yazarı Vasiliy Yakovlev-Dalan'ın “Tulaayah Oğo” ve “Tıgın Darhan” adlı romanları, Saha halkının tarihini konu alan sanatsal nesrin başlangıcını oluşturmuştur. Saha Cumhuriyeti Halk Yazarı Nikolay Luginov ise daha da derinlere inmiştir. Onun “Cengiz Han'ın Buyruğuyla” adlı romanı bugün dünyanın birçok diline çevrilmiştir. Tarihî tema günümüzde de Saha nesrinde önemini korumaktadır.

Bu durum özellikle Saha Cumhuriyeti Halk Yazarı Vasiliy Harıshal'ın tiyatro eserlerine gösterilen ilgide açıkça görülmektedir. Onun oyunları, Sovyet döneminde uzun yıllar boyunca hatırlanması uygun görülmeyen kişileri konu edinmektedir: göçmenleri, ilk Saha aydınlarını ve baskı döneminin kurbanı olan halk önderlerini.

Son yıllarda kadın edebiyatı da büyük bir gelişme göstermektedir. Geçmişte bu olgu Saha edebiyatında bu kadar yaygın değildi. Günümüzde Saha şiirinde kadın şairlerin sayısı erkeklerden fazladır; nesirde de çok sayıda kadın yazar eser vermektedir. Uzun yıllardır şiir alanında üretmeye devam eden Sargılana Golderova ile Umsuura'nın yeni kitapları okuyucular tarafından her zaman ilgiyle beklenmektedir. Elena Sleptsova-Kuorsunnaah ise okuyucularına “Aan Talğa” adlı kapsamlı tarihî romanı armağan etmiştir.

Burada adı geçen bütün eserler günümüz Saha edebiyatında yaşamaya devam etmektedir. Tarihî konulara ve yakın geçmişin yeniden değerlendirilmesine duyulan ilgi oldukça büyüktür. Bu ilgi, edebiyatın bütün türlerinde kendisini göstermektedir.

Hiçbir edebiyat yalnızca kendi etnik sınırları içinde gelişemez. Bu nedenle çeviriler ve edebî ilişkiler her millî edebiyat için büyük önem taşımaktadır. İşte bu amaçla Yakutistan Yazarlar Birliği “Ak Karın Alkışı” Uluslararası Şiir Festivali'ni düzenlemektedir. Festival geçen yıl sekizinci kez gerçekleştirilmiştir. Festivale katılan konuklarımız, Saha edebiyatını dünya edebiyatına taşıyan çevirmenler ve kültürel elçiler hâline gelmektedir. Biz de bu çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz.

Her Yakut, her Saha, eski Türklerle olan tarihî bağını ve onlara aidiyet duygusunu kendi genetik hafızasında taşımaktadır. Olonho bize kökenimizi, dünyanın yaratılışına ilişkin kadim anlayışı, İyilik ile Kötülüğün mücadelesini ve yaşama sevgisini unutturmamaktadır. Her Saha yazarı Olonho'dan çıkmıştır ve her biri Olonho'ya karşı sorumluluk taşımaktadır. Boşuna değildir ki Saha halkı, olonhosutları her zaman ruhun aristokratları olarak görmüş ve onlara büyük saygı göstermiştir.

 

NATALİYA HARLAMPİYEVA

Saha Cumhuriyeti Halk Şairi, Yakutistan Yazarlar Birliği Başkanı

 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 237. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 237. Sayı