HaftanınÇok Okunanları
Ahmet Kartal 1
Coşkun Haliloğlu 2
Serdar Dağıstan 3
ŞADİKUL HEMRA 4
KEMAL BOZOK 5
Kardeş Kalemler 6
Aygul S. TÜRİKPENOVA 7
Avrasya Yazarlar Birliği Yazarlık Atölyesi ile tanışmam Denizlili olan, çocuk edebiyatı üzerine geçmiş yıllardan bugüne büyük hizmetlerde bulunan pek saygıdeğer hocamız Hasan Kallimci vasıtasıyla oldu. Öğrenme eyleminin öncelikle güven ve beraberinde samimiyeti getirdiğine inanan bir öğretmen olarak bu atölyenin bana katkılarından bahsetmeden önce, Sayın Osman Çeviksoy hocamıza ve atölye hocam Nurhan Buhan Hanımefendi’ye teşekkürü bir borç bilirim.
Öncelikle sanat yolunda ilerlemek isteyen bir kimse, ilk adımlarını atarken gayet ürkektir. Bu kimseyi besleyen unsurların başında da yüksek bir iman gelir. Benim nezdimde bu imanın temel taşlarını yüce Türk milletine ait olan değerler oluşturmaktadır. Genel olarak bu yazının tarihi bir belge özelliğini taşıyacağını düşündüğüm için beni henüz yirmili yaşlarımın başında bu milletin değerleriyle yakından tanıştıran, eğiten ve öğreten büyüklerime de sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Atölye boyunca yazmaya gayret ettiğim hikâyeler içerisinde özellikle Türk milletinin dokularını işleme gayesi içindeydim. Karşımda benimle aynı fikirde olduğunu düşündüğüm hocaları görünce de pek mutlu olduğumu söyleyebilirim. Unutulmaya adeta yüz tutan, yer yer basit görülen değerlerimizin hikâyelerde anlatılması, özellikle de Türkçemizin gür sesiyle bunu yansıtmanın ne kadar önemli olduğu elbette benim gibi düşünen nice insanlar tarafından biliniyordur. Fikirlerin mutlaka hareketle vücut bulabileceğinden yola çıkarak Avrasya Yazarlar Birliği Yazarlık Atölyesi’nin de bu uğurda, sanat yolunda milli şahsiyetleri yetiştireceğinden şüphem yoktur. Bu çıkarımları yapmamdaki sebep ise atölye boyunca görüp izlediklerim ve öğrendiklerim olmuştur. Az evvel, sanata ilk adımlarını atanların ürkek olabileceğinden bahsettim. Bu ürkeklik elbette genel bir korkaklık değil, yanlış yazmak kaygısından duyulan tabii bir ruh halidir. Deneme tarzında birçok yazı yazmama rağmen, hikâye yazmanın bambaşka bir boyut olduğunu, yetenekli olmanın tek başına bir şey ifade etmediğini, Atölye sayesinde bir kez daha anlamış bulunmaktayım. Özellikle Nurhan Buhan hocama atölyedeki her bir öğrencisine son derece hassas, bir o kadar ciddi eleştirilerde bulunması ve eleştirdikçe ufuk açan naifliğinden ötürü bir kez daha teşekkür etmek isterim.
Öğrenme ve öğretme aşaması konusu açıldığında yıllar önce bir dost meclisinde anlatılan hikâye aklıma gelir ve mutlaka genel sohbetlerde konusu açıldığında anlatırım. Başkaları üzerinden örnek verdiğim bu hikâyedeki mana, Atölyeyle ilgili görüşlerimi yansıtmaktadır.
Hikâye şöyledir: “İki adam, bir gün bir saz hocasına gitmişler. Birisi az çok saz çalmasını biliyormuş, diğeriyse saz çalmayı geçtik, sazı eline dahi almamış fakat gayet hevesliymiş. Ustanın yanına gittiklerinde ona ne kadar ücret ödeyeceklerini sormuşlar. Usta, her ikisine saz çalmayı daha önce deneyip denemediklerini sorunca az çok bilen “Ben biraz biliyorum”; diğeriyse “Ben hiç bilmiyorum, sazı elime bile almadım.” diye cevap vermiş. Velhâsıl hoca, bunun üzerine saz çalmayı biraz bilenden yirmi, diğerinden on para alacağını söylemiş. Sazı biraz bilen adam, hemen itiraz ederek: “Hocam nasıl olur, ben yine biraz biliyorum benden daha fazla para almak istiyorsun, bu nasıl iştir?” deyince hoca şöyle demiş: “Evlat, seninle yolculuğumuz daha uzun. Önce bildiklerini unutacaksın sonra sıfırdan başlayacağız. Diğer arkadaşla yolumuz daha kısa çünkü unutacağı şeyler olmayacak.”
Bu hikâyede ben belki de biraz bilen öğrenciydim. Atölyeye gelen çoğu insan da az çok yazan fakat kendini işin ehillerine bırakmak isteyen kimselerdir diye düşünüyorum. Bu hikâyedeki en önemli marifet bana kalırsa kendisini unutmaya teslim eden kimsededir ve kişi, bunu başarabildiği ölçüde istediği hedefe varabilecektir. İstediğimiz hedeflere varma yolunda eğiten, öğreten, gerektiğinde bildiklerini unutturma cesaretini sunan, sabırla talep edenleri gelecek nesillerin yazarları olma noktasında hazırlayan Avrasya Yazarlar Birliği Yazarlık Atölyesi’ne candan teşekkürlerimi sunarım.