Savaş Ne Demek?


 15 Nisan 2025

Gazze’deki soykırımda ölen 

binlerce masum insanın hatırasına saygıyla…

 

‒ Anlat Yusuf

‒ Ne anlatayım Hocam Gazze’ye yağmur yağıyor, Gazze’ye yağmur yağdığında başka bir şey olmuyor, sadece Gazze’ye yağmur yağıyor. 

‒ Yağmuru değil sustuklarını anlat, çadırın hâlini görüyorsun ders yapamayacağız. Hadi susma anlat oğlum.

‒ Sen de toprak kokusu alıyor musun Hocam? Sadece yağmur yağdığında değil ama her zaman, buram buram… Bombalar annemi, babamı, kardeşlerimi aldı alalı bu toprak kokusu geldi gitmiyor, bitmiyor.  Eskiden yağmur yağdığında bir de annem pencerenin önündeki çiçekleri suladığında toprak kokusu alırdım. Temizdi, güzeldi, geçerdi. Şimdi başka… 

‒ Yaklaş yanıma yüzünü sileyim Yusuf, yağmur epey ıslattı.

‒ Bırak ıslak kalsın Hocam, ailemi çok özlüyorum, sürekli onları düşünüyorum. Keşke geçmişe dönebilseydim. Ayşe’ye geçen sene bir tane vurdum, sonra bin pişman oldum; elim kırılsaydı da vurmasaydım. Vallahi billahi çok sert vurmadım. Sonra Ayşe’yi bombalarla öldürdüler. Vurduğum yeri öptüm, affetmiş midir beni? Annemi, babamı, Selime’yi göremedim bile. Hepsi yüreğimde Ayşe’nin kanlı topraklı yanağı oldu, öyle kaldı. 

Bazen hayal kuruyorum, babam şu çadırın arkasındaki yoldan yavaş yavaş gelecek, uzakta küçük görünecek, yanıma varınca dev gibi olacak. Keşke babamı görseydin, senden de uzundu. Birlikte eve giderdik; içeri girince annem önce başımı okşar; sonra bir tane öperdi. Kızdığında sadece başımı okşardı ama öpmezdi. Hepsine razıydım. Ya Selime, bebekti daha bebek... Bu dünyayı sekiz ay gördü. Bebekler duyuyor mu, Selime bombaları duymuş mudur? Küçücüktü… Mis gibi kokuyordu… Bazen gülüyordu… Bebeklere kıyılır mı, onlar yaşamak için doğmadı mı, savaş ne demek Hocam, annemi, babamı, kardeşlerimi neden öldürdüler, bebek Selime neden öldü, bizim evimize neden bomba attılar, Gazze’yi neden bunca zaman bombaladılar, biz kime ne yaptık? 

‒ Dünyada olanları anlamak bir öğretmen için bile kolay değil oğlum, bebekler, anneler, babalar, kardeşler elbet yaşamalı hem de çok yaşamalı. Gel gör ki… Ya sabır deyip iyiliğin, merhametin, adaletin hâkim olduğu bir dünya için çalışmaya devam etmeliyiz. Hadi biraz da dünkü maçı konuşalım, attığın golü gördüm Yusuf, o nasıl bir aşırtmaydı öyle topu kuş gibi uçurup kaleye kondurdun. 

‒ Maçı izledin mi Hocam? Golü de gördün demek, dün yağmur az yağdı maç yaptık ancak çok azdık. Muhammed’in kardeşi Salih de bizimle oynardı. Hem de ne biçim oynardı. Topu soluna alır uçar giderdi. Biz aynı gün doğmuşuz. Yarın on iki olacağım. Yaşasaydı keşke Salih de yaşına girseydi. Maçtan sonra Muhammed bana sarılıp ağladı, ben de ağladım. O, Salih’e ağladı ben hem Salih’e hem de anneme, babama, kardeşlerime ağladım. Babam bir keresinde sen abisin, ağladığını görmeyeyim demişti. Ağladığımı görmüyor, hem kardeşlerim öldü, artık abi bile değilim. Sahi ben şimdi neyim, kimim Hocam? 

Evimiz şu arka sokaktaydı, mavi boyalıydı. Teyzem oraya sakın gitme diyor ama ben gidiyorum. Yürürken yolum hep oraya çıkıyor. Teyzeme söyleme çok kızar. O, annem gibi değil kızınca hemen geçmiyor. Annemin kalbi pamuk gibiydi. Beni de alsaydı keşke yanına, çağırsın gideyim. Gökteyse göğe, yerdeyse yere…

‒ Öyle deme Yusuf.

‒ Sen söyle Hocam ne diyeyim? Yağmur durdu, en iyisi ben gideyim. 

(AYB Türkiye Çevrim İçi Hikâye Atölyesi, Ocak 2026)

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 232. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 232. Sayı