Şehadetinin 50. Yılında Bağımsızlık Sevdalısı Kıbrıslı Şair Süleyman Uluçamgil


 01 Ocak 2015

Osmanlı Devleti, Venedik idaresinde bulunan Kıbrıs adasını 1 Temmuz 1570’te kuşatmaya almış ve 1 Ağustos 1571’de fethetmiştir. Fethin ardından adaya Türkler yerleştirilmeye başlanmıştır. 1877 Osmanlı-Rus savaşı neticesinde Ruslar İstanbul yakınlarına kadar ilerleyince zor durumda kalan Osmanlı Devleti, İngiltere’nin yardım teklifini kabul etmiştir. İngiltere, Osmanlı’ya askeri yardımda bulunmak için Kıbrıs’ın geçici olarak kendi idaresine verilmesini istemiştir. Ruslar işgâl ettikleri Kars, Ardahan ve Batum’dan çekilirse İngiltere, adayı yenidenOsmanlı’ya bırakacaktı. Bu şekilde imzalanan Berlin Antlaşması ile Kıbrıs’taki üç asırlık Osmanlı egemenliği sona ermiş ve 12 Temmuz 1878’de İngiliz hakimiyeti başlamıştır. (Alasya 1992: 2-25). Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin düşmanı olan Almanya’nın yanında savaşa girince İngiltere, Berlin Antlaşması’na göre geçici olarak elinde bulundurduğu Kıbrıs’ı 5 Kasım 1914 günü ilhak ettiğini açıklamıştır. Zaten İngiltere’nin adayı Osmanlı Devleti’ne geri vermek gibi bir niyeti yoktu. Berlin Antlaşması’ndaki ilgili madde sadece göz boyamak içindi. İngiltere, Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşı’na girmesini ilhak için fırsat bilmiştir. Osmanlı Devleti,bu ilhakı sadece protesto edebilmiştir (Alasya1992: 27).

Bu gelişmelerle beraber adada yaşayan Kıbrıslı Türkler için zor günler başlamıştır. Kıbrıs’ı ilhak eden İngilizler burada bir sömürge yönetimi kurdular. Kıbrıs Türkleri, yıllarca İngiliz sömürge yönetiminin baskıları altında çeşitli sorunlar yaşamışlardır. Türklerden ziyade kendileri gibi Hıristiyan olan Rumlara daha yakın duran İngiliz idaresi, Türk milletinin isteklerini yeteri kadar karşılamamış ve her fırsatta baskıyı arttırmıştır. Kıbrıs Türk toplumunun lideri Dr. Fazıl Küçük anılarında Türk halkının İngiliz sömürge yönetimindeki sıkıntılarına şöyle değinir:

“(...) O zaman köylüler pek perişan durumdaydılar. Müstemleke hükümeti bunların içinde bulunduğu acınaklı duruma en ufak alâkayı göstermiyordu. (...) müstemleke idaresi haksız olarak işgal ettiği toprakları kolayca ve zahmetsizce idare edebilmek, halk kitlelerini kendine tabi kılmayı ve yabancı bayrağa günün birinde isyan etmemelerini temin için onların bel kemiğini adeta sakat bir halde tutmayı prensip edinmişti. Kendi haline bırakılan köylü maişetini büyük müşkülâtla kazanabilmesi için köy hudutlarından dahi dışarı çıkacak zamanı bulamıyor, bütün vaktini boş midesinin acısını dindirmekiçin çaba harcamakla geçiriyordu. (...)” (Sayıl 2012: 23-24)

İngiliz sömürge yönetiminin bu politikasına bir de adada yaşayan Rumların terör eylemleri eklenmiştir. Rumlar, Kıbrıs’ın İngiliz idaresine geçmesini Yunanistan’a bağlanmak için önemli bir gelişme olarak görmüşlerdir. İngiliz idaresinin adanın yönetiminde Rumlara daha fazla yer vermesine ve Rumlara tanıdıkları imtiyazlara rağmen onlar, bununla yetinmemiş, adanın Yunanistan’a ilhakı için terör faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Faaliyetlerini “Enosis”(adanın Yunanistan’a ilhakı anlamına gelir) olarak adlandıran Rumlar, EOKA adında da bir terör örgütü kurmuşlardır. Rumların Enosis yolundaki faaliyetleri özellikle 18 Ekim 1950’de Larnaka Piskoposu Makarios’un Kıbrıs Ortodoks Kilisesi Başpiskoposluğu’na seçilmesi ile şiddetlenmiştir. Rumlarıntüm terör faaliyetlerinde olayları azdıran ve destekleyen kilise, Makarios’la beraber daha da tehlikeli bir hâle bürünmüştür. Öyle ki Makarios,Başpiskopos seçildiği gün Enosis’i gerçekleştireceğine yemin etmiştir (Özakman 2012: 61).

İşte bu zor şartlar altında Süleyman Uluçamgil, 28 Mart 1944’te Girne’nin Dağyolu köyünde doğmuştur. Liseyi Lefkoşa’da okuyan Uluçamgil, üniversite eğitimine İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde başlamıştır. Buradaki eğitimi devam ederken Kıbrıs’ta Rumterör örgütü EOKA’nın şiddet olaylarını arttırması üzerine, Türkiye’de eğitim gören pek çok Kıbrıslı genç gibi Kıbrıs’a dönmüş ve Erenköy savunmasına katılmıştır. Burada 21 Temmuz 1964 günü, henüz 20 yaşında iken hain bir Rum tuzağı ile şehit düşmüştür (Atun 2010: 110; Deliceırmak 1998: XI).

Bu kısacık hayatına pek çok şiir sığdıran Uluçamgil’in şiirlerini biz bugün yakın arkadaşı Orbay Deliceırmak sayesinde okuyabiliyoruz. Deliceırmak, Uluçamgil’in ulaşabildiği şiirlerini, mektuplarını, yarım kalan roman ve tiyatro çalışmalarını derleyerek Süleyman Uluçamgil – Bütün Eserleri adı altında yayımlamıştır (Deliceırmak 1998).

Deliceırmak, eserinde Uluçamgil’in lise talebesi olduğu 1960’lı yıllarda yoğun olarak şiir yazdığını belirtmektedir. Şâir, Hukuk Fakültesi’nde eğitim görürken de şiir yazmış ve 1964’te şehit olana kadar yazmaya devam etmiştir (Deliceırmak 1998: XI). Uluçamgil, eserlerini 1960’lı yıllarda vermiş olması dolayısıyla Kıbrıs Türk edebiyatının “Ulusal Direniş Dönemi” şâirlerindendir. Kıbrıs Türk edebiyatının şiir ağırlıklı bir görünüm sergilediğini belirten Mustafa Yeniasır (Yeniasır 2009: 2287), 1955’ten sonra Kıbrıs Türk şiirinde Türk kimliği,bayrak sevgisi, Anavatan’a özlem gibi temaların yoğunluk kazandığını belirtir (Yeniasır 2009: 2288). İngiliz sömürge yönetiminde İngilizlerin baskısını ve Rumların vahşetini gören Uluçamgil’in şiirlerinde bu temaların yanındabağımsızlık arzusu, Atatürk sevgisi, ölüm, aşk ve doğa gibi temalarda yer almaktadır:

“(...) Süleyman Uluçamgil, henüz yirmili yaşların baharında hayata veda etmesine rağmen Kıbrıs Türk şiirinin gelişmesine katkı koyan önemli isimlerden biridir. Gücünü Atatürk sevgisinden alan şair, Millî Mücadele döneminde kaleme aldığı şiirlerle halkın direncini arttırmıştır. (...) Anavatan Türkiye için ‘Gönül Memleketim’ deyimini kullanan ve serbest tarzda şiirler kaleme alan Uluçamgil’in işlediği en önemli temalardan biri özgürlük diğeri ise vatan sevgisidir. Anavatan Türkiye’ye ve Kıbrıs’a duymuş olduğu sevgiyi şiirlerinde anlatan şair, Türk olmaktan gurur duyan ve Kıbrıs Türkünün özgürlüğü için mücadele veren edebiyatçılarımızdan biridir.” (Yeniasır 2009: 2297)

Uluçamgil’in şiirlerine tematik olarak bakıldığında bu şiirlerin iki farklı düzlemde yazıldığı görülür: “vatanşiirleri” ve “bireysel temalı şiirler”. “Vatan şiirleri” Kıbrıs Türk halkının sosyal şartları içerisinde şekillenmiştir ve bu şiirler hamasî bir tonla yazılmıştır. Şairin “bireysel temalı şiirleri” ise aşk, doğa, ölüm, yalnızlık konularıçevresinde şekillenmiştir ve bu şiirlerde Garip akımının bütün özellikleri görülür. Uluçamgil, Kıbrıs Türk şiiri içerisinde Türkiye’deki Garip akımından etkilenen şairlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır (Şen 2014).

Uluçamgil’in tüm bu şiirlerinde milletinin bağımsızlığına düşkün bir tavır karşımıza çıkmaktadır. Kısacık ömrüne sığdırdığı şiirlerinde İngilizsömürge yönetimine ve Rum terör faaliyetlerine oldukça sert eleştiriler getirmiştir. Bu yönüyle onun Kıbrıs Türk şiirinde milliyetçi sesin güçlenmesine büyük katkısı olduğunu söylememiz mümkündür. Bireysel temalı şiirlerinde aslında oldukça duygusal bir şair olduğu anlaşılan Uluçamgil, milletinin içinde bulunduğu zor şartlar dolayısıyla şiirini de bir mücadele aracı olarak kullanmıştır (Şen 2013: 103-108). Arkadaşı Orbay Deliceırmak, onun bu yönüyleilgili olarak şunları söylemiştir: “(…) Süleyman’ın şiiri, bir varoluş kavgası şiiridir. Çünkü biliyordu ki; toplum varolmadan şiir varolmazdı. Önce halk varolacaktı ki sanat da olabilsin, şiir olabilsin, coşku olabilsin. (…)” (Serdar 2000: 63).

Uluçamgil, milletinin bağımsızlık mücadelesine şiirleri ile destek olmakla kalmamış bizzat vatanı için savaşmış ve yirmi yaşında şehit olarak kendini en büyük sevdası olan milletinin bağımsızlığı için feda etmiştir. Bu özellikleri onu Kıbrıs Türk şiiri içerisinde anıt şairlerden birisi olarak karşımıza çıkarmaktadır.

İçinde bulunduğumuz 2014 yılı Uluçamgil’in şehadetinin 50. yılıdır. Maalesef Kıbrıs Türk şiirinin ve dolayısıyla Süleyman Uluçamgil’in de Türkiye’de yeteri kadar tanınmadığını görmekteyiz. Biz, bu noktadahem şehadetinin 50. yılında Uluçamgil’i anmak hem de Türkiye’de tanınmasını sağlamak amacıyla bir kitap hazırladığımızı ve yakında okuyucu ile buluşacağını buradan duyurmak istiyoruz.

Yazımızı Kıbrıs’ta görev yaptığı yıllarda Uluçamgil’in de öğretmeni olan Arif Nihat Asya’nın öğrencisi için yazdığı bir rubai ile noktalamak istiyoruz:

Ey yolcu, dönüp şu iğri yoldan soluna, Kardeşleri gör uğrayarak Dağyolu’na… Derlerse: “Süleyman Uluçamgil nerde?” Dersinki: “onun, girdimelekler, koluna!” (Asya 2014: 158).

Kaynaklar:

ALASYA, H. Fikret (1992), Kıbrıs ve Rum-Yunan Emelleri, KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yayınları, KKTC.

ASYA, Arif Nihat (2014), Rübâiyyat-ı Arif-1, Ötüken Neşriyat, İstanbul.

ATUN, Suna (2010),Kıbrıs Türk Edebiyatı, Samtay Vakfı Yayınları, Gazimağusa.

DELİCEIRMAK, Orbay (1998), Süleyman Uluçamgil – Bütün Eserleri, KKTC MilliEğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları, KKTC.

ÖZAKMAN, Turgut (2012), Çılgın Türkler– Kıbrıs, Bilgi Yayınevi, Ankara.

SAYIL,Altay (2010), Dr. Fazıl Küçük’ün Anıları ve Siyasal Örgüt Çalışmaları, kendi yayını, Lefkoşa.

SERDAR, Gülgün (2000), Şairlerimiz Şiirlerimiz, Geçmişten Günümüze Kıbrıs Türk Şiiri, kendi yayını, Lefkoşa.

ŞEN, Can (2012), “Kıbrıs’ta Yaşanan Olaylar Bağlamında Süleyman Uluçamgil’in ‘27-28 Ocak 1958’ Şiirinin İncelenmesi”, Celal Bayar Üniversitesi SosyalBilimler Dergisi, cilt: 10, sayı: 2, Ekim 2012, s. 354-362.

ŞEN, Can (2013), “Ölümünü Sezen Şairin Sesi: Kıbrıslı Şehit Süleyman Uluçamgil”, Motif Akademi Halk Bilimi Dergisi, 2013-2 Kıbrıs Özel Sayısı-II, s. 101-108.

ŞEN, Can (2014),“Kıbrıslı Şair Süleyman Uluçamgil’in Şiirlerinde Garip Akımının Etkisi”, Kıbrıs Türk Kültür ve Edebiyatı Sempozyumu (Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi) Mayıs 2014 (yayınlanmamış bildiri metni).

YENİASIR, Mustafa (2009), “Süleyman Uluçamgil’in Kıbrıs Türk Şiirindeki Yeri”, Turkish Studies, Volume: 4/3, Spring 2009, s. 2286-2299.

 

Süleyman Uluçamgil’in Şiirlerinden Seçmeler1:

ÇEK TELGRAFÇI TELGRAFINI

Çek telgrafçı telgrafını 

Bugün için günü geldi

Benden selâm söyle o sömürgeler bakanına 

Hangi hakla yerleşmiş vatanıma 

Buradakiler insan mı değil

Zencir bileklere düşman mı değil 

De ki, kendisine değilse de ulusuna Düşmanlığım çoktur

Devamını isterse söyleyecekbaşka sözüm yoktur. (s. 58).

 

ULUSUNU GÖR

Zamanla sıvanmış, tarihle ünlenmiş 

Bir Karacaoğlan

Obası engin bugün Elifciğinin 

İşte Vatan.

Kutsal atının nallarıyla 

Çimenler üstünde ezilen 

Yuvarlanmış dağdan dağa 

Al bir kanla çizilen Vatan.

Zamanla sıvanmış, tarihle ünlenmiş 

Elifini soraraktan, dibelikten sımsıkı

Obası sağlam mı sağlam tümlecinden yana 

Bir Karacaoğlan. (s. 105).

 

Unutmayacaksın bilirim 

Biliyorum görüyorsun Türkiyem 

Kendi ellerindeki gururlu sıcaklığı O sana hasret sıcak ellerde

Sen özgür yaşantılarımızın sembolü

Orta-Asya çocuklarının yüzünü ak çıkartan

Türkiyem 

Unutmamalısın bizleri

Unutmayacaksın bilirim.(s. 106).

 

 

Okumak

Ne kendime acırım ölsem bile 

Ne de paraya

Şu traktör bir devrilirse tarla sürerken.

Yeter ki hiçbirşeycik olmasın 

Benden sonrakilere yadigâr kalsın 

Zeytin ekmekten sonra

Sigaram kahvem

İngiliz anahtarlarımın yanındaki 

Türk kütüphanem. (s. 121).

 

Köy çeşmesinde kızlar

Burası

Ankara radyosu İşte

Yurttan sesler korosu

Burası

Bizim köyün çeşmesi

Acı namusluların üstünde 

Genç kızların istasyonu.

Selâm söylen de yârime 

Bizim evin destisi dolarken 

Batırsın içine yürekten

Elceğizini. (s. 173).

 

Ölüm

Alışmıştım Kasım sabahlarının rutubetine 

Safahane çarşısının küflü kitaplarını 

Yadırgamıyordum artık

Nerden çıkageldi bilmem

Oysa ki dökülen yapraklaraşiir yazmaktı 

Düşündüğüm

Durup dururken simitçi çığlığı gibi 

Aklıma geldi ölüm

Ölüm,

Daha on dokuz yaşındayım 

Sıhhatim de fena değil

Ve senden yüzde doksanbeş korkmuyorum 

Ama niçin düşünüyorum seni

Niçin saygı duyuyorumsana

Ey geleceğini bildiğim yaman sevgili?

Durup dururken simitçi çığlığı gibi 

Aklıma geldi ölüm

Oysa ki benim Üniversite kapısında 

Dökülen yapraklara şiir yazmaktı 

Düşündüğüm.” (s. 268)

 

Şehit söyleyişi

Sana

Tanrılar kadar insan diyeceğim 

Yurt sevgisi.

Soluk soluğa seni 

Sevişti anam babam

Kopup geldiğinde ağlayaraktan 

Adımı duvarına yazdılar

Doğdu dediler.

Büyüdüm

Rüzgârın esti, gözlerime kaçtı toprağın 

Yetildikçe.

Bir özgürlük yaptım kendimden 

Kentlerimin acı katransokaklarına serptim 

Gülerekten.

Adımı taşına yazdılar 

Öldü dediler.(s. 272).

 

 

* Bartın Üniversitesi, Türk Dili Okutmanı

1  ** Şiirler Orbay Deliceırmak tarafından yayınlanan Süleyman Uluçamgil– Bütün Eserleri adlı kitaptanalınmıştır. Verilecek sayfa numaraları bu eserdendir.

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 97. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 97. Sayı