Sen Ey Kadın


 01 Şubat 2015


 

Sen, ey kadın...

Dudaklarında çocuk kahkahası, 

Gözlerinde gam,

Hayat felsefesi...

Kirpiklerin sıralanmış askerler gibi.

Nice gencin yüreğine batar onlar ok gibi.

 

Sen, ey kadın...

Bedbaht kadın, hoş baht kadın! 

Bedbahtlığı, hoş bahtlığı, 

Gülüşünde, yerişinde, 

Yüreğinde, gözlerinde, 

Söylediğin sözlerinde

Yaşadın, yaşattın... 

Gözlerinden yağmur gibi 

Damla damla boşalttın, 

Kalbindeki kederini, keherini*, 

Yok eder mi derdini?

Yok!

 

Güzelliğin başa bela, 

Eksilmedibaştan bela.

Sevgiyle de, sevgisizde incittiler, 

Değerini bilmediler!

Saçların raks eyliyor rüzgârla, 

Saçlarının her bir teli, 

Vücudunun, ruhunun inceliği, 

Hatırlatır ince ruhlu bir şiiri.

 

Sen, ey kadın...

Gözlerin...

Dudakların...

Kirpiklerin...

Ellerin...

Her bir telin...

Senin sesin...

Güzelliğin, güzelliğin, güzelliğin... 

Bir resim, bir şarap,

Bir günah, bir sevap...

 

Sen, ey kadın...

Sen nesin, sen kimsin? 

Yüreğine bakan diyor:

-  Meleksin!

Bu dünyaya gereksin! 

Güzelliğine bakan...

Sarhoş olur, başı döner... 

Günah gibi seni sever 

Der güzelliğine bakan:

- Şeytan, şeytan, şeytan!

 

* Keher: Koyu kırmızı ( Mecazen: Yüreğine kan oturması)

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 98. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 98. Sayı