Sevginin Kokusu


 15 Ağustos 2026

Kurban Bayramı'nın ilk günüydü. Her bayram olduğu gibi annem bu bayramda da beni erken uyandırmıştı.

Koltukta oturup uykulu gözlerle annemi izlemeye başladım. Hiç durmadan koşuşturuyor, kahvaltıyı hazırlamaya çalışıyordu. Ama arada durup bana bakıyor ve sıcacık bir gülümsemeyle içimi yumuşatıyordu.

Biraz vakit geçtikten sonra kurban etleri getirildi. Annem hemen onları doğramaya başladı. Tüm oda çiğ et kokusuyla doldu. Annem biraz soluklanmak için yanıma oturdu. Ben de dayanamadım.

"Anne..." dedim. "Ellerin çok kötü kokuyor."

Annem bir an duraksadı. Bana baktı. O an yüzündeki yorgunluğu ve tükenmişliği fark ettim. Yüzünün yorgunluğuna rağmen gözleri sevgiyle parlıyordu.

Ve dedi ki:

"Ben etleri sizin için doğradım."

O an sustum. Gözlerimi utançla yere indirdim. Söylediğim şeyin ne kadar saçma olduğunu anladım. O koku, aslında annemin bizim için verdiği emeğinin kokusuydu.

Yavaşça annemin ellerini tuttum.

"Özür dilerim anne." dedim.

Annem tekrardan sıcak gülümsemesiyle bana bakıp saçımı okşadı.

"Önemli değil kızım." dedi, "Yeter ki anlayın."

O gün anladım ki Kurban Bayramı sadece et kesmek değilmiş. Paylaşmak, sevmek ve biri için değer bilmekmiş.

Ve o günden sonra, annemin ellerinde ne zaman bir koku hissetsem, o kokunun aslında sevginin kokusu olduğunu düşündüm. 

Bu yazı Kardeş Kalemler dergisinin 236. sayısında yer almaktadır. Derginin bu sayısında yer alan tüm yazılara aşağıdaki bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kardeş Kalemler 236. Sayı