HaftanınÇok Okunanları
HİDAYET ORUÇOV 1
KEMAL BOZOK 2
MARUFJON YOLDAŞEV 3
İSMAİL DELİHASAN 4
SEYFETTİN ALTAYLI 5
ZEHRA TAŞDEMİR 6
NIKA ZHOLDOSHEVA 7
Ey Dan Yıldızı
Karanlık gecede seni gözleyip
Durmaktan yoruldum ey Dan Yıldızı!
Uzak ufuklara göz gezdirmekten
Nerdeyse kör oldum ey Dan Yıldızı!
Öksüz kaderim de geciktin neden?
Kervankıran doğdu, görünmedin sen
Benzedim, yanıldım, gönül verdim ben
Bilmeden vuruldum ey Dan Yıldızı!
Ardın sıra koştum sonsuz bir yola
Her adımda denk gelince bir kola
Karanlıkta çok bakındım sağ sola
Her yana buruldum ey Dan Yıldızı!
Büsbütün yorulup yıkılırken ben
Bir yıldız parladı ufukta birden
Bu görünen sendin, artık geldin sen
En son seni buldum ey Dan Yıldızı!
benim tanrım
Ben bir zaman kendimden çok uzaktım
Dün bir ışık buldum, ruhuma taktım
Bütün eski tanrıları bıraktım
Şimdi artık bir tanrım var: Güzellik!
Bütün eski tanrılara darıldım
Hep mecazi sevgilerden yoruldum
Bir hakikat buldum, ona vuruldum
Dünyada tek şiarım var: Güzellik!
Yeni tanrım, sev de beni sevindir
Artık fikrim, ruhum, duygum senindir
Eski dünya, çık gönlümden sonundur!
Çünkü yeni bir yârim var: Güzellik!
düşkün dünya
Tarihlerde öksüz gibi göründük
Yıllar boyu karalara büründük
Yeter artık, ayaklarda süründük
Kalk, kalk, kalk düşkün dünya!
Tarih cellat, kan içmekten yorulmaz
Durduk yere kara zincir kırılmaz
Yazık artık, bu dertlerle durulmaz
Kalk, kalk, kalk düşkün dünya!
Koy kırılsın artık cellat bıçağı
Koy yıkılsın ölüm ve kan ocağı
Dünya olsun özgür ana kucağı
Kalk, kalk, kalk düşkün dünya!
Her bir kanun özgürlüğe bir yağı
İnsanoğlu olmuş insan tutsağı
Silkin, uçsun köleliğin toprağı
Kalk, kalk, kalk düşkün dünya!
teller oynadı
Bir ben idim, bir sen idin, bir de yamaçlar
Orman yolu, yaprak dolu yeşil ağaçlar
Oralarda omuzlara döküldü saçlar
Esti yaprak, coştu ırmak, güller oynadı
Yüreğimde keman gibi teller oynadı
Bir biz idik, bir düz idi, bir de al boya…
Dağ başında uçan kuşlar indiler çaya
Sen dedin ki: “Bütün dünya koy dönsün toya!”
Çaldı kaval, uzak köyde eller oynadı
Yüreğimde keman gibi teller oynadı
Duman sarıp örttü gibi dünya karardı
Ara sıra esen bir yel, saçın tarardı
Rüzgârda gezen saçların boynumu sardı
Çaktı şimşek, coştu sular, seller oynadı
Yüreğimde keman gibi teller oynadı
o nedir?
Senden haber alam hak bilen âşık
O nedir ki, sözü vardır, özü yok?
Cevap söyle bu soruya muvafık
O nedir ki özü vardır, sözü yok?
O nedir ki, bizlemezsen yarışmaz?
O nedir ki, barıştırsan barışmaz?
O nedir ki; hayra, şerre karışmaz?
O nedir ki, hak görmeye gözü yok?
O nedir ki, vakti geçmiş ölmüyor?
O nedir ki; çok ağlıyor, gülmüyor?
O nedir ki; yahşi, yaman bilmiyor?
O nedir ki; tek kendi var, bizi yok?
O nedir ki, Allah’ına pul diyor?
O nedir ki, ağasına kul diyor?
O nedir ki, olmaz şeye ol diyor?
O nedir ki; eğrisi var, düzü yok?
O nedir ki, söz söylesen alınmaz?
O nedir ki; iğne satar, ip anmaz?
O nedir ki, istediğin bulunmaz?
O nedir ki; arşını var, bezi yok?
O nedir ki, ayda kırk gün bağlanır?
O nedir ki, bir haftada yağlanır?
O nedir ki, kapısında ağlanır?
O nedir ki, “Yok!”tan başka sözü yok?
O nedir ki, gün boyunca işliyor?
O nedir ki, işlemeden dişliyor?
O nedir ki, her gün bir kul boşluyor?
O nedir ki; oğlan sever, kızı yok?
O nedir ki; bir hasırdır, dört duvar?
O nedir ki; bir çağırır, bir kovar?
O nedir ki, gördüğünü boş savar?
O nedir ki, içinde bir izi yok?
O nedir ki; defteri çok, işi az?
O nedir ki, bahaneden kurtulmaz?
O nedir ki; okur, duymaz yüz bin yaz?
O nedir ki, kışın gitsen buzu yok?